Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
E ile başlayan erkek isimleri ve isminin anlamı
canımablam Çevrimdışı
Administrator
*******



Yorumları: 5,810
Konuları: 5,314
Kayıt Tarihi: Sep 2006
Rep Puanı: 5
#1
EBECEN: (TR) Akıllı çocuk. EBED: (AR) Sonu olmayan gelecek. EBER: (AR) Hayırlı, şerefli, faziletli. EBHER: (
EBECEN: (TR) Akıllı çocuk.

EBED: (AR) Sonu olmayan gelecek.

EBER: (AR) Hayırlı, şerefli, faziletli.

EBHER: (AR) En parlak.

EBRA: (AR) Ürkme, kaçma. Birden bire ölme.

EBRAR: (AR) Hayır sahipleri. İyiler, dindarlar, özü sözü doğru olanlar.

EBRU: (FAR) Kaş. Bulut renginde, buluta benzer, bulut gibi dalgalı, bulutlu. Kağıt üzerine kendine has usulle yapılan, mermer, damarları gibi dalgalı şekilli süsleme.

EBU: (AR) Baba, ata. (bkz. Ebi, peder).

EBUBEKİR: (AR) Deve yavrusunun babası.

EBUZER: (AR) Altın sahibi, servet ve zenginlik sahibi.

EBYAR: (AR) Pek ak, pek beyaz.

ECEMİŞ: (TR) Çok bilmiş.

ECER: (TR) Yeni, güzel, iyi.

ECİR: (AR) Bir iş ya da emek karşılığı verilen şey. Sevap. Aziz sevgili.

ECMEL: (AR) En güzel, en yakışıklı.

ECVED / ECVET: (AR) En iyi olan. Eli açık cömert.

EDEBALİ: (TR) (Öl: 1325). Osman Gazi'nin kayınpederi ve hocası. Osmanlı imparatorluğunun kuruluşunda önemli bir rolü oldu.

EDGÜ: (TR) İyi.

EDGÜALP: (TR) İyi yiğit.

EDGÜER: (TR) (bkz. Edgü).

EDGÜKAN: (TR) (bkz. Edgü).

EDHEM / ETHEM: (AR) Karayağız at.

EDİB / EDİP: (AR) Edepli, terbiyeli, zarif, nazik. Edebiyatla uğraşan kimse.

EDİM: (AR) Fiil, amel.

EDİZ: (TR.) Yüksek, yüksek yer. Ulu, yüce, değerli.

EFDAL: (AR) Çok faziletli, yüksek derecede.

EFE: (TR) Ağabey, büyük kardeş. Yiğit, cesur. Kabadayı.

EFECAN / AFACAN Hareketli, ele avuca sığmaz, akıllı

EFEKAN: (TR) Efe soyundan gelen.

EFGAN: (FAR) Figan, ağlayıp inleme, feryat.

EFGEN: (FAR) Düşüren, yıkan, yere atan. Alıcı, yakıcı, düşürücü. (bkz. Figen).

EFİL: (TR) Rüzgar, dalgalanma.

EFKAR: (AR) Düşünceler. İç sıkıntısı, kaygı.

EFKEN: (FAR) Düşkün.

EFLAK: (AR) Semalar, felekler, yükler, küreler, zamanlar. Bahtlar, talihler, kaderler.

EFLAKİ: (AR) Gökte oturan melek.

EFLATUN: (YUN) Açık mor. Aristo'nun hocası, Sokrat'ın talebesi, ünlü Yunan filozofu.

EFRAHİM: (İBR) Hz. Yusuf un ikinci oğlu. Orta Filistin'de yerleşen İsrail kabilesine adını verdiği söylenir.

EFRAS: (AR) Atlar, beygirler, kısraklar.

EFRASİYAP: (FAR) Turan Türkleri büyük kahraman kağanının Farsça adı. Alp er Tonga asıl adıdır. Büyük İskender'den evvel yaşamıştır.

EFSER: (FAR) Taç. Subay.

EFZA: (FAR) Artmak, çoğalmak.

EGE: (TR) Bir çocuğu koruyan, işlerine bakan ve her halinden sorumlu olan. Yaşça büyük, ulu. Sahip. Türkiye'nin Batısında bulunan denizin adı.

EGEMEN: (TR) Buyruk ve hüküm sahibi, buyruğunu yürüten, bağımlı olmayan.

EGESEL: (TR) (bkz. Ege).

EĞİLMEZ: (TR) Başkalarının baskısını ve üstünlüğünü kabul etmeyen, baş eğmeyen.

EĞİN: (TR) Sırt, arka.

EHAD: (AR) Bir, tek. İlk sayı.

EHİL: (AR) Sahip, malik. Becerikli, yetenekli. Karı-kocadan her biri.

EHLİMEN: (AR) inançlı inanan kimse.

EJDER: Bir masal yaratığı

EKABİR: (AR) Rütbece, görgü ve faziletçe büyük olanlar.

EKBER: (AR) Daha büyük, çok büyük, en büyük, pek büyük, azam.

EKE: (TR) Bilgili, deneyli, olgun. Kurnaz, açıkgöz. Bilmiş çocuk. Dahi.

EKEMEN: (TR) (bkz. Eke).

EKER: (TR) Toprakla uğraşan.

EKİN: (TR) Ekilmiş tahılın filiz vermiş biçimi, tarlada bitmiş tahıl. Buğday. Kültür.

EKİNER: (TR) (bkz. Ekin).

EKMEL: (AR) Daha, pek kamil, mükemmel ve kusursuz olan. En uygun, en eksiksiz.

EKREM: (AR) . Daha, en kerim. Çok şeref sahibi, pek cömert, çok eli açık.

EKVAN: (AR) Varlıklar, alemler, dünyalar. (bkz. Evren).

ELBURZ: (FAR) Kafkaslarda en yüksek dağ. Uzun boylu yakışıklı kimse.

ELÇİ: (TR) Başka bir devlet nezdinde devletini temsil eden kişi. Sefir. Allah'ın gönderdiği rasul ve nebiler.

ELDEM: (TR) Sevimli, cana yakın

ELDEMİR: (TR) Demir gibi güçlü el.

ELFAZ: (AR) Sözler, sözcükler.

ELHAN: (AR) Nağmeler, ezgiler.

EMEÇ: (TR) Hedef. Yamaç. Henüz memeden kesilmemiş buzağı.

EMEK: (TR) Uzun, yorucu ve özenli çalışma. Bir işin yapılması için harcanan beden ve kafa gücü.

EMİN: (AR) Korkusuz kimse. Emniyette olan. İnanan, güvenen. İnanılır, güvenilir. Şüpheye düşmeyen, kati olarak bilen. Emanet olarak idare edilen dairelerin başı.

EMİR: (AR) Bir kavmin, bir şehrin başı. Büyük bir hanedana mensup kimse.

EMİRHAN: (AR-TR) "Emir" kelimesine "han" eki getirilerek iki isimden meydana gelmiştir.

EMRAH: (TR) Saz çalıp, oynayan. Erzurum'da doğmuş ünlü bir halk ozanı.

EMRAN: (AR) Kürkler, hayvan derileri.

EMRE: (TR) Aşık. Tiryaki. Vurgun.

EMREDDİN /EMRETTİN: (AR) Dinin emrettiği.

EMRİ: (AR) Emirle ilgili.

EMRULLAH: (AR) Allah'ın emri.

EMSAL: (AR) Kıssalar, hikayeler, destanlar. Numuneler, örnekler. Eş benzer. Yatış denk.

ENAM: (AR) Bütün mahlukat, yaratılmış her şey. Halk, insanlar.

ENBİYA: (AR) Peygamberler.

ENDER: (AR) Çok az, çok seyrek, çok az bulunur, pek nadir.

ENER: (TR) En yiğit, en kahraman kişi.

ENERGİN: (TR) En olgun, çok olgun.

ENES: (AR) İnsan.

ENFA: (AR) Çok yararlı, daha çok faydalı, (bkz. Nafi).

ENFAL: (AR) Ganimet.

ENGİN: (TR) Ucu, bucağı görünmeyecek kadar çok geniş. Denizin kıyıdan çok uzaklarda bulunan geniş bölümü, açık deniz. Değer ve fiyatı düşük olan. Yüksekte olmayan, alçak yer.

ENGİNALP: (TR) Değerli yiğit.

ENGİAY: (TR) (bkz. Engin).

ENGİNER: (TR) İyi, güzel, değerli insan.

ENGİNİZ: (TR) İz bırakacak kadar değerli insan.

ENGİNSOY: (TR) Geniş soydan gelen.

ENGİNSU: (TR) Açık deniz.

ENGİNTALAY: (TR) Büyük deniz, okyanus.

ENGÜR: (TR) Çok gür. Bereketli.

ENHAR: (AR) Irmaklar, çaylar. Cennetlerin altlarından akan ırmaklar.

ENİS: (AR) Dost arkadaş. Yar, sevgili.

ENSAR: (AR) Yardımcılar, muavinler, müdafiler, koruyucular. Mekkeli muhacirlere yardım eden, Medineli müslümanlara verilen ad.

ENVAR: (AR) Ziyalar, aydınlıklar, ışıklar, parlaklıklar.

ENVER: (AR) Daha nurlu, en nurlu, çok parlak.

ERACAR: (TR) Becerikli erkek.

ERAKALIN: (TR) Alnı ak, dürüst erkek.

ERAKINCI: (TR) Yiğit akıncı.

ERAKSAN: (TR) Temiz adlı yiğit.

ERALKAN: (TR) Al kanlı yiğit.

ERALP: (TR) Yiğit erkek.

ERALTAY: (TR) (bkz. Eralp).

ERANDAÇ: (TR) (bkz. Eraltay).

ERANIL: (TR) Yiğitliğinle anıl, tanın.

ERASLAN: (TR) Aslan gibi, güçlü kuvvetli erkek.

ERAY: (TR) Erken ay, ilk ay, ayın ilk günlerinde doğan.

ERBAŞAT: (TR) (bkz. Eralp).

ERBATUR: (TR) Cesur, yiğit.

ERBAY: (TR) Soylu, ünlü aileye mensup erkek.

ERBELGİN: (TR) Açık yürekli erkek.

ERBEN: (TR) (bkz. Eralp).

ERBERK: (TR) Şimşek gibi yiğit.

ERBOĞA: (TR) Boğa gibi güçlü erkek.

ERBOY: (TR) Yiğit soydan gelen.

ERCAN: (TR) Canlı, diri, sıhhatli erkek.

ERCİHAN: (TR-FAR) Cihanın tanıdığı erkek.

ERCİVAN: (TR-FAR) Genç erkek.

ERCÜMENT: (FAR) Muhterem, şerefli, itibarlı, haysiyetli, seçkin, saygın, değerli.

ERCÜVAN: (FAR-AR) Erguvan çiçeği. Kızıl şey. Kırmızı kadife.

ERÇELİK: (TR) Çelik gibi güçlü erkek.

ERÇETİN: (TR) Sert, güçlü erkek.

ERÇEVİK: (TR) Çevik, hızlı erkek.

ERÇİN: (FAR) Merdiven, basamak.

ERDAL: (TR) Tek erkek, dal gibi uzun erkek.

ERDEM: (TR) Fazilet. Maharet, hüner. Liyakat. Usta gemici. İnsanın ruhsal yetkinliği.

ERDEMALP: (TR) Erdemli yiğit.

ERDEMER: (TR) Erdemli kimse.

ERDEMİR: (TR) Demir gibi güçlü erkek.

ERDEMLİ: (TR) Erdemli, faziletli.

ERDENİZ: (TR) (bkz. Deniz).

ERDEŞİR: (TR) Cesur, kahraman, aslan yürekli.

ERDİ: (TR) Amacına ulaşan, erişen. Olgunlaşmış erkek. 3 Ermiş veli.

ERDİM: (TR) (bkz. Erdem).

ERDİN: (TR) (bkz. Erdi).

ERDİNÇ: (TR) Duru, güçlü kuvvetli erkek.

ERDOĞAN: (TR) Yiğit doğan.

ERDÖNMEZ: (TR) Sözünden dönmeyen, doğru sözlü.

ERDURAN: (TR) (bkz. Erdönmez).

ERDURMUŞ: (TR) (bkz. Erduran).

ERDURSUN: (TR) (bkz. Erdurmuş).

EREK: (TR) Gerçekleştirilmek için tasarlanan ve erişmek istenilen şey, amaç, gaye, hedef.

EREKEN: (TR) (bkz. Erek).

EREL: (TR) Erkek eli, güçlü el.

EREM:(TR) Ulaşmak, kavuşmak için çaba gösteren

EREN: (TR) Yetişen, ulaşan, vasıl olan. İyi yetişmiş kişi. Cesur, yiğit adam. Ermiş. Koca, zevc. Kişi, şahıs.

ERENALP: (TR) (bkz. Eren).

ERENAY: (TR) (bkz Eren).

ERENCAN: (TR) (bkz. Eren).

ERENDİZ: (TR) Gezegenlerin en büyüğü ve güneşe yakınlık bakımından beşincisi Jüpiter.

ERENGÜÇ: (TR) (bkz. Eren).

ERENÖZ: (TR) (bkz. Eren).

ERENSOY: (TR) (bkz. Eren).

ERENSU: (TR) (bkz. Eren).

ERENTÜRK: (TR) Eren-türk.

ERER: (TR) Ulaşır, kavuşur.

ERETNA: (TR) XIV. yy. Orta Anadolu'da Sivas ve Kayseri'de beylik kuran bir zat. Uygur Türkleri'nden olup Küçük Asya'da Anadolu Selçuklularına ait yerleri idarelerine almış olan İlhanlıların emirlerindendir.

EREZ: (AR) Acıbadem ağacı.

ERGALİP: (TR-AR) Üstün, yenen kimse.

ERGAZİ: (TR-AR) (bkz. Ergalip).

ERGENÇ: (TR) Genç erkek.

ERGENER: (TR) (bkz. Ergenç).

ERGİ: (TR) İyi, güzel bir şeye erişme.

ERGİN: (TR) Olmuş, yetişmiş, kemale ermiş. Haklarını kendi kullanmak için yasanın gösterdiği yaşa gelmiş olan kimse ( bkz. Reşid).

ERGİNAY: (TR) (bkz. Ergin).

ERGİNCAN: (TR) Olgun ruhlu kimse.

ERGİNER: (TR) Olgun erkek.

ERGİNSOY: (TR) Olgun kişilerin soyundan gelen.

ERGİNTUĞ: (TR) (bkz. Ergin).

ERGİNALP: (TR) (bkz. Ergin).

ERGÖK: (TR) (bkz. Ergin).

ERGÖKMEN: (TR) Mavi gözlü, sanşın kimse.

ERGÖNÜL: (TR) Gönül eri, iyi insan.

ERGUN: (FAR) Sert başlı, oynak ve hızlı giden at.

ERGUNALP: (FAR-TR) Hızlı, çevik, yiğit.

ERGUNER: (FAR-TR) Hızlı, çevik erkek.

ERGUVAN: (FAR) Kırmızı renkli bir çiçek.

ERGÜÇ: (TR) Erkek gücü.

ERGÜDEN: (TR) Yiğitlik eden erkek. Yönetme kabiliyeti olan, lider.

ERGÜDER: (TR) (bkz. Ergüden).

ERGÜL: (TR) Nadide gül, tek gül.

ERGÜLEÇ: (TR) Güleryüzlü erkek.

ERGÜMEN: (TR) Amacına, isteğine kavuşan.

ERGÜN: (TR) Yumuşak uysal kimse. Sulu kar, sulu saf kar.

ERGÜNAY: (TR) (bkz. Ergün).

ERGÜNER: (TR) Yumuşak huylu, uysal erkek.

ERGÜVEN: (TR) Kendine güvenen.

ERGÜVENÇ: (TR) Güven duyulan kimse.

ERHAN: (TR) İyi, adaletli hükümdar.

ERHUN: (TR) Hunlu yiğit.

ERİB: (AR) Akıllı, zeki kimse.

ERİKER: (TR) Becerikli, yürekli adam.

ERİM: (TR) Bir şeyin erebileceği uzaklık. Vakıf olmak, yetmek.

ERİMEL: (TR) (bkz. Erim).

ERİMŞAH: (TR) (bkz. Erim).

ERİNÇ: (TR) Rahat, huzur.

ERİNÇER: (TR) Huzur veren kimse.

ERİPEK: (TR) Yumuşak, uysal erkek.

ERİS: (FAR) Zeki, uyanık, azılı.

ERKAL: (TR) Erkek kal, adam olarak kal.

ERKAN: (AR) Bir topluluğun ileri gelenleri, büyükler, üstler. General ya da amiral aşamasındaki askerler. Yol, yöntem, adet, usûl. Temel esaslar. Rükünler, direkler.

ERKAM: (AR) Rakamlar, sayılar, yazılar.

ERKE: (TR) İş başarma gücü. Nazlı serbest büyütülmüş çocuk.

ERKEL: (TR) Güçlü, kudretli el.

ERKILIÇ: (TR) Kılıç gibi keskin güçlü yiğit.

ERKINAY: (TR) Çalışan erkek.

ERKİN: (TR) Serbest, hür.

ERKİNER: (TR) Bağımsız, özgür insan.

ERKMAN: (TR) Güçlü, etkili, sözü geçen kimse.

ERKOÇ: (TR) Güçlü, iriyan erkek.

ERKOÇAK: (TR) Cömert, eli açık. Yiğit, kahraman. Becerikli.

ERKSAN: (TR) Güçlü, etkili san, tanınmış ad.

ERKSOY: (TR) Güçlü soydan gelen.

ERKSUN: (TR) Gücünü, kudretini göster.

ERKUL: (TR) Erkek kul, güçlü kuvvetli adam, kul.

ERKUT: (TR) Güçlü, dayanıklı erkek. Mübarek insan, kutlu insan.

ERKUTAY: (TR) Uğurlu ayda doğan erkek.

ERMAN: (FAR) Arzu, istek. Yerinme, pişman olma.

ERMİN: (FAR) Keykubat'm dördüncü oğlu.

ERMİŞ: (TR) Allah'a yönelmiş ve bu yolda merhale katetmiş kimse. Veli, aziz.

ERMİYE: (AR) Dolu yağdıran kasırga.

ERNOYAN: (TR) Yiğit başkomutan.

EROĞUZ: (TR) Yiğit kimse.

EROKAY: (TR) Seçkin, beğenilen erkek.

EROL: (TR) Erkek ol. "Er" ve "ol" kelimelerinden birleşik isim.

ERONAT: (TR) Dürüst, güvenilir, iyi erkek.

EROZAN: (TR) Erkek ozan, şair.

ERÖZ: (TR) Özü erkek, yiğit olan.

ERSAL: (TR) Yiğitliğinle tanın.

ERSALMIŞ: (TR) (bkz. Ersal).

ERSAN: (TR) Adıyla, sanıyla ünlenmiş erkek. Güzel, güçlü san bırakmak.

ERSAVAŞ: (TR) (bkz. Ersal).

ERSAYIN: (TR) Saygı değer kimse.

ERSEÇ: (TR) Seçkin ol.

ERSEN: (FAR) Meclis, kurultay, kongre.

ERSERİM: (TR) (bkz. Serim).

ERSEVEN: (TR) Seven erkek.

ERSEVER: (TR) (bkz. Erseven).

ERSEVİM: (TR) Sevimli, sempatik erkek.

ERSEZEN: (TR) (bkz. Ersezer).

ERSEZER: (TR) Kavrayışı güçlü erkek.

ERSÖZ: (TR) Yiğit sözlü.

ERSU: (TR) (bkz. Ersöz).

ERSUNAL: (TR) (bkz. Ersu).

ERŞAD: (TR-FAR) Sevinçli, mutlu erkek.

ERŞAHAN: (TR) Şahin gibi güçlü yiğit.

ERŞAHİN: (TR) Erkek şahin, kuş.

ERŞAN: (TR) Yiğitliğiyle tanınmış, ünlenmiş erkek.

ERŞED: (AR) Reşid, ergin olan, doğru yola daha yakın, hareket hattı daha iyi olan.

ERŞEN: (TR) Mutlu, neşeli erkek.

ERTAN: (AR) Erken gün doğma zamanı..

ERTAŞ: (TR) Taş gibi erkek. Er ve taş kelimelerinden birleşik isim.

ERTAY: (TR) Uzun boylu, yakışıklı erkek.

ERTE: (TR) Gelecek şafak, şafak sökme zamanı. Yarın. Herhangi bir işte ilk başarı.

ERTEK: (TR) Tek, eşsiz yiğit.

ERTEKİN: (TR) Soylu erkek. Er ve tekin kelimelerinden birleşik isim.

ERTEN: (TR) Sabah güneşin doğduğu zaman. Gün.

ERTİNGÜ: (TR) Olağanüstü görülmemiş.

ERTOK: (TR) Gözü, gönlü tok yiğit.

ERTÖRE: (TR) Töreleri olan yiğit.

ERTUĞ: (TR) Sorguç tutan erkek.

ERTUĞRUL: (TR) Dürüst, doğru, yiğit.

ERTUNA: (TR) (bkz.Tuna).

ERTUNÇ: (TR) Tunç renkli erkek. Tunç madeni gibi güçlü kuvvetli erkek.

ERTUNGA: (TR) Yiğit hakan. Uygur yazıtlarında geçen Türk adı.

ERTÜZE: (TR) (bkz. Tüze).

ERÜSTÜN: (TR) Üstün erkek.

ERVA: (AR) Çok güzel genç. Son derece cesur ve yiğit adam.

ERYALÇIN: (TR) Sert, güçlü, boyun eğmez yiğit.

ERYAMAN: (TR) Güçlü, becerikli.

ERYAVUZ: (TR) Yürekli, korkusuz.

ERYETİŞ: (TR) Erken gel.

ERYILDIZ: (TR) Yıldız gibi parlak yiğit.

ERYILMAZ: (TR) (bkz. Yılmaz).

ERZADE: (TR-FAR) Yiğit oğlu.

ERZAN: (FAR) Ucuz, bol. Uygun, münasip, layık.

ESAD / ESAT: (AR) Oldukça mutlu, daha saadetli. Çok hayırlı.

ESED: (AR) Arslan. Gazanfer. Haydar. Cesur ve kahraman kişi anlamındadır.

ESEN: (TR) Sağ, salim, sağlıklı.

ESENBOĞA: (TR) (bkz. Esen).

ESENDAĞ: (TR) Dağ gibi güven verici ve sağlam yaptı.

ESENER: (TR) Sağlıklı, rahat kimse.

ESENTÜRK: (TR) Güçlü, kuvvetli, sağlıklı Türk.

ESER: (Ar.) Nişan, alamet, iz. Etki, tesir. Yok olmuş bir nesneden kalma parça. Bir kişinin ortaya koyduğu ürün.

ESLEK: (TR) Çalışkan, gayretli. Yumuşak başlı, uysal. Atik, çevik.

EŞLEM: (AR) En güvenli, en emin, en doğru yol.

EŞAY: (TR) Ay kadar güzel.

EŞCA: (AR) En cesur, en yiğit kişi.

EŞFAK: (AR) Daha şefkatli, çok merhametli.

EŞİR: (AR) Çok sevinçli.

EŞRAF: (AR) Şerefli, saygın kimseler. Bir yerin zenginleri, sözü geçenler.

EŞREF: (AR) Şerefli, çok onurlu, çok aziz, pek muhterem.

ETEM: (AR) Daha tam daha noksansız, mükemmel.

ETHEM: (AR) Karayağız at.

EVCAN: (TR) Evdeki insan evcimen.

EVCİMEN: (TR) Evine, ailesine bağlı. Ev işlerinde becerikli.

EVFA: (AR) Daha vefalı, cana yakın, sözünde duran.

EVİRGEN: (TR) İşini bilen, tedbirli kimse.

EVLİYA: (AR) Veliler. Allah'ın dostları.

EVREN: (TR) Büyük yılan, ejderha. Felek, zaman. Kainat, dünya.

EVSAN: (AR) Pullar, harçlar

EVVAH: (AR) Çok ah eden. Çok dua eden. Merhametli.

EVVEL: (AR) İlk başlangıç, ilkin.

EYGÜL: (TR) İyi.

EYMEN: (AR) Daha uğurlu, çok talihli, hayırlı, kutlu. Sağ taraftaki.

EYÜB / EYÜP: (AR) Sabırlı. Dönen, pişman olan, günahlarına tövbe eden.

EZEL: (AR) Başlangıcı olmayan

EZELHAN: (AR-TR) (bkz. Ezel).

EZGÜ: (TR) Makam, hava.

EZHAN: (AR) İnsanda akıl, fikir, zeka, hafıza anlayış, kavrayış, kudretleri.

EZHERAN: (AR) Ay ve güneş.

EZNEV: (FAR) Yeni baştan, yeniden.

EZRAK: (AR) Mavi gözlü. Gök rengi saf ve temiz su.
04-20-2009, Saat:10:15 AM


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi
Cricket World Cup Live