Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
H ile başlayan kız isimleri ve isminin anlamı
canımablam Çevrimdışı
Administrator
*******



Yorumları: 5,810
Konuları: 5,314
Kayıt Tarihi: Sep 2006
Rep Puanı: 5
#1
HABİBE: (AR) Sevgili. Seven, dost. HABİNAR: (AR) Nar tanesi. HACCE: (AR) Hacca giden, Kabe'yi ziyaret eden hacı k
HABİBE: (AR) Sevgili. Seven, dost.

HABİNAR: (AR) Nar tanesi.

HACCE: (AR) Hacca giden, Kabe'yi ziyaret eden hacı kadın. Bir çeşit akdiken.

HACER: (AR) Taş, kaya.

HADİYE: (AR) Yenilene yardım eden, yardımcı. Hidayet eden, doğru yolu gösteren. Kılavuz, rehber. Önde giden kimse. Mızrak ucu.

HADİCE / HATİCE: (AR) Vakitsiz, erken doğan kız çocuğu.

HAFAZA: (AR) İnsanın yaptığı işleri yazmakla görevli melekler. Bekçiler.

HAFİDE: (AR) Kız torun.

HAFİZE: (AR) Allah'ın adlarındandır. Muhafaza eden, saklayan, esirgeyen, koruyan. Kur'an'ı ezbere bilen ve usulüne uygun okuyan kimse.

HAKİKAT: (AR) Bir şeyin aslı ve esası, mahiyeti. Gerçek, doğru, gerçekten, doğrusu. Sadakat, doğruluk, bağlılık, kadirbilirlik.

HAKİME: (AR) Her şeye hükmeden, hikmet sahibi olan Allah. Hükmeden, dava yargılama işine memur olan, yargıç. Üstte bulunan. Hekim, akıllı, becerikli. Kadı, vali, amir, hükümdar, emir.

HAKİMİYET: (AR) Hakimlik, amirlik, üstünlük, egemenlik. Sulta.

HALE: (AR) Ayın ve güneşin etrafında bazı zamanlarda görülen ışıklı halka, ayla, ağıl.

HALENUR: (AR) Hale+Nur.

HALİDE: (AR) Sonsuz, daim, ebedi. Bir yıldan çok yaşayan.

HALİME: (AR) Sakin, sessiz. Tabiatı yavaş olan, yumuşak huylu.

HALİSE: (AR) Hilesiz, katkısız. Karışmamış, katışıksız, saf, hilesiz. Temiz. Yalnız, sadece.

HAMASET: (AR) Cesaret, kahramanlık, yiğitlik. Kahramanca şiir.

HAMDİYE: (AR) Allah'ı övmek. Allah'a şükretmek. Şükreden, şükredici.

HAMİDE: (AR) Koru sönmediği halde alevi sönen ateş. Hamdeden, şükreden kul.

HAMİYE: (AR) Himaye eden, koruyan korucu. Kayıran, kayırıcı.

HAMİYET:(AR) Milli onur ve haysiyet. İnsanlık, fazilet. İzzeti nefs.

HAMRA: (AR) Daha, pek çok kızıl, kırmızı

HANDAN: (FAR) Gülen, gülücü. Güler yüzlü, sevimli.

HANDE: (FAR) Açılış, açılma. Gülme, gülüş.

HANDEGÜL: (FAR) Gülün açması.

HANİFE: (AR) Allah'ın birliğine inanan. İslam inancına sıkı ve samimi olarak bağlanan.

HANIM: (TR) Kadınlar için kullanılan saygı sözü. Eş, karı, zevce. Ev sahibesi.

HANZADE: (FAR) Hükümdar çocuğu.

HARE: (FAR) Sert taş, kaya. Meneviş, menevişli kumaş.

HAREM: (AR) Yasak kılınmış mukaddes olan şey. Evlerde yabancı erkeklerin girmesine izin verilmeyen, kadınlara ait bölüm. İç avlu.

HARİKA: (AR) İmkanların üstünde olup insanda hayret uyandıran şey.

HAKİME: (AR) Hükmeden, dava yargılama işine memur olan, yargıç. Üstte bulunan. Hekim, akıllı, becerikli. Kadı, vali, amir, hükümdar, emir. Kişinin dilediği gibi kullanabilecek hakka malik olduğu malı.

HARİSE: (AR) Muhafız, bekçi, gözcü. Koruyan, koruyucu. Son derece hırslı olan.

HASENE: (AR) İyilik, iyi hal, iyi iş, hayırlı iş. Dünya ve ahiret saadeti. Eski altın paralardan birinin adı.

HASGÜL: (AR) Değerli, eşsiz gül.

HASHANIM: (AR) Çıtıpıtı, ince, narin kadın. Bilge, değerli kadın.

HASİBE: (AR) Hayır sahibi, eliaçık, cömert. Değerli, itibarlı, soyu temiz, muhterem, saygın, şahsi meziyet sahibi. Muhasebeci, sayman.

HASİFE: (AR) Hasafetli, aklı başında olgun adam.

HASNA: (AR) İffetli, şerefli, namuslu.

HASKIZ: (TR) İyi nitelikleri kendinde toplamış genç kız.

HASRET: (AR) Ele geçirilemeyen veya elden kaçırılan bir nimete veya kıymetli şeye üzülüp yanmak. İç çekme, inleme, üzüntü, iç sıkıntısı, keder, zahmet, eseflenme, özleyiş.

HATIRA: (AR) Anı. Hatıra gelen, hatırda kalan şey, andaç.

HATİCE: (AR) Erken doğan kız çocuğu.

HATİME: (AR) Sona erdiren, bitiren. Mühürleyen, mühürleyici.

HATUN: (AR) Kadın. Eş, zevce. Eskiden yüksek kişilikli kadınlara ya da hakan eşlerine verilen unvan.

HAVVA: (AR) Esmer kadın. Havva: Hz. Adem'in karısı, ilk kadın.

HAYAL: (AR) İnsanın kafasında canlandırdığı şey. Bir olay veya eşyanın zihinde kalan izi. Gerçekte olmadığı halde görüldüğü sanılan şey, görüntü.

HAYAT: (AR) Yaşayan, diri. Canlılarda doğumdan ölüme kadar geçen süre. Yaşama, yaşayış.

HAYRİYE: (AR) Hayırla, iyilikle ilgili, uğur ve kutluluğa ait.

HAYRUNNİSA: (AR) Kadınların hayırlısı.

HAZAL: (AR) Kuruyup dökülen ağaç yaprakları. (TR) Haz duy, tad al anlamında.

HAZAN: (FAR) Sonbahar, güz.

HAZAR: (AR) Sabit meskeni olanların oturdukları memleket. Barış ve güven.

HAZEN: (AR) Üzüntü. Gam, keder.

HAZER: (AR) Deniz, bahr, büyük su.

HÂZİME: (AR) Sindirici kuvvet.

HAZİNE: (AR) Devlet malının parasının saklandığı yer. Gömülü ya da saklıyken bulunan değerli şeyler.

HAZRA: (AR) Yeşil, sebze, hadra. Gökyüzü. Türk musikisinde bileşik bir makam.

HECİL: (AR) İki dağın arasındaki kısım, vadi, dere.

HEDİYE: (AR) Armağan. Karşılıksız verilen şey.

HENNA: (AR) Kına ağacı, (bkz. Kına).

HEPGÜL: (TR) Gül gibi güzel kadın. Neşeli ol.

HEPŞEN: (TR) (bkz. Hepgül).

HESNA: (AR) Güzel kadın. Hanım, kadın.

HEZAR: (FAR) Bülbül. Çok, pek çok. Bin.

HIFZIYE: (AR) Saklama, koruma ile ilgili. Ezberleme, akılda tutma.

HİBE: (AR) Bağışlama, bağış.

HİCRAN: (AR) Ayrılık. Unutulmaz acı, keder.

HİCRET: (AR) Bir memleketten, başka bir memlekete göç ediş. Hz Muhammed'in Mekke'den Medine'ye göç etmesi.

HİKMET: (AR) Hakimlik, feylesofluk. Sebeb, gizli, Allah'ın hikmeti. Felsefe. Ahlaki söz, öğüt verici, kısa öz, öğretici söz.

HİLMİYE: (AR) Yumuşak huylu, sakin tabiatlı.

HOŞEDA: (FAR) Hareket ve davranışı hoş, güzel. Cazibeli.

HOŞENDAM: (FAR) Boyu bosu güzel, düzgün olan.

HOŞFİDAN: (FAR) Güzel endamlı, boylu boslu kadın.

HOŞKADEM: (FAR) Ayağı uğurlu.

HOŞNEVÂ: (FAR) Güzel sesli.

HOŞNİGAR: (FAR) Güzel, hoş sevgili.

HOŞTEN: (FAR) Güzel vücutlu.

HUMEYRA: (AR) Beyaz tenli kadın.

HURİ: (AR) Cennet kızı. Sevgili.

HURİSER: (AR-FAR) Cennet kızlarının başı, hurilerin başı.

HURİYE: (AR) Cennet kızı. Sevgili.

HURREM: (FAR) Şen, sevinçli, güleryüzlü, gönülaçan, taze, hoş. Bir yazı sitili.

HÜLYA: (AR) Tatlı düş. Kuruntu, vehim, hayal.

HÜNER: (FAR) Bir işte gösterilen incelik ve beceriklilik, maharet, ustalık marifet.

HÜRGÜL: (TR) Gül gibi özgür güzel.

HÜRMET: (AR) Saygı.

HÜRREM: (FAR) Yeşil taze. Gönülaçıcı. Şen şakrak, sevinçli.

HÜRRİYET: (AR) Hürlük, serbestlik. İstediğini herhangi bir engelle karşılaşmadan karar dairesi içinde yapabilme hali.

HÜSNİYE: (AR) Güzelliğe ait, güzellikle ilgili.

HÜSNÜGÜL: (AR-FAR) Gülün güzelliği.

HÜSNÜGÜZEL: (TR) Sarı çiçekli, güzel yapraklı süsbitkisi.

HÜSNÜHAL: (AR) Davranış güzelliği.

HÜVEYDÂ: (FAR) Açık, apaçık, belli, besbelli, zahir.

HÜZZAM: (FAR) Türk müziğinin en eski birleşik makamlarından.
04-20-2009, Saat:10:29 AM


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi
Cricket World Cup Live