Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
K ile başlayan erkek isimleri ve isminin anlamı
canımablam Çevrimdışı
Administrator
*******



Yorumları: 5,810
Konuları: 5,314
Kayıt Tarihi: Sep 2006
Rep Puanı: 5
#1
KAAN: (TR) Çin ve Moğol imparatorlarına verilen isim. Hakan, hükümdar. KABİL: (AR) Olabilir, mümkün. Cins, soy, sını
KAAN: (TR) Çin ve Moğol imparatorlarına verilen isim. Hakan, hükümdar.

KABİL: (AR) Olabilir, mümkün. Cins, soy, sınıf, tür, çeşit. Hz. Adem'in büyük oğlu olup kardeşi Habil'i öldürmüş ve yeryüzünde ilk kan döken insan olmuştur.

KADEM: (AR) Ayak. Adım. Yarım arşın uzunluğunda bir ölçek. Uğur.

KADI: (AR) Hüküm, karar, hakimlik.

KADİM: (AR) Ayak basan, ulaşan, varan. Ezeli, evvelsiz. Çok eski zamanlara ait eski atik. Yıllanmış.

KADİR: (AR) Değer, kıymet, itibar. Parlaklık. Kudret sahibi kudretli, kuvvetli, güçlü.

KADİRŞAH: (AR-FAR) Güçlü, kuvvetli hükümdar, padişah. Kadir ve şah kelimelerinden türetilmiş birleşik isimdir.

KADREDDİN / KADRETTİN: (AR) Dinin kudreti, gücü.

KADRİ: (AR) Değer, itibar. Onur, şeref, haysiyet, meziyet. Rütbe, derece.

KADRİCAN: (AR-FAR) Değerli, itibarlı, can, ruh. Kadri ve Can isimlerinden meydana gelen birleşik isim.

KADRİHAN: (AR-TR) Değerli hükümdar, yönetici.

KAĞAN: (TR) Hakan, imparator. Kükremiş, öfkelenmiş, kükreyen, öfkelenen.

KAHRAMAN: (FAR) Yiğit, cesur, (bahadır). Hüküm sahibi, iş buyuran.

KAHYA: (FAR) Efendi, emir. Ev sahibi, aile reisi. Çiftlik yöneticisi.

KAİM: (AR) Duran, ayakta duran. Bir şeyi yapan icra eden.

KAİNAT: (AR) Var olanların hepsi. Yaratıklar. Yer gök. (bkz. Evren).

KALAGAY: (TR) Al, kırmızı renk.

KALENDER: (FAR) Dünyadan elini eteğini çekip başı boş dolaşan. Alçak gönüllü, gurur ve kibirden uzak, üstüne başına dikkat etmeyen bulduğu ile yetinen kimse.

KALGAY: (TR) İzci kumandanı. Kırım hanlığında veliahta verilen unvan.

KALHAN: (TR) (bkz. Kalgay). Kahramanoğulları'nın han soyundan, ceddi de Kalhan adını taşımaktadır.

KAMACI: (TR) Kama'yı iyi kullanan, yapan ya da onaran kimse.

KAMAN: (TR) Dağların doruğuna yakın olan yerler.

KAMBAY: (TR) Hekim, tabib, doktor.

KAMBER: (AR) Sadık dost, köle.

KAMER: (AR) Ay. Sadık hizmetkâr.

KÂMİL: (AR) Bütün tam noksansız, eksiksiz. Kemale ermiş olgun. Yaşını başını almış terbiyeli, görgülü. Alim, bilgin, geniş bilgili.

KAMRAN: (FAR) İsteğine kavuşmuş olan.

KÂMURÂN: (FAR) Kâm sürücü, süren, arzusuna isteğine kavuşmuş mutlu. Arzusuna erişen, bahtiyar, mutlu.

KÂMVER: (FAR) İsteğine kavuşmuş, mutlu.

KANBER: (AR) Hz. Ali'nin sadık, vefakâr kölesi. Bir evin gediklisi.

KANDEMİR: (TR) Güçlü soydan gelen.

KANİ: (AR) Kanaat eden, yeter, bulup fazlasını istemeyen. İnanmış kanmış.

KANTARA: (AR) Köprü, özellikle taştan yapılmış. Su yolu, bend, hisar anlamına da gelir.

KANVER: (TR) Kanını ver.

KAPAR: (TR) Akıl, ruh.

KAPKIN: (TR) Uygun, düzenli.

KAPLAN: (TR) Vahşi kedigillerden, benekli, yırtıcı hayvan.

KAPSAM: (TR) Muhteviyat, içerik, İhtiva, ihata, istiab.

KAPTAN: (İTA) Bir geminin sevk ve idare sorumlusu. Şehirlerarası otobüs şoförü. Baş pilot.

KARAALP: (TR) Esmer, kara yağız yiğit.

KARABEY: (TR) (bkz. Karacabey).

KARABUĞRA: (TR) Esmer, erkek deve.

KARACA: (TR) Rengi karaya çalan, esmer, yağız. Geyikgillerden, küçük, boynuzlu, güzel görünüşlü av hayvanı. Üst kol.

KARACABEY: (TR) Esmer bey, rengi karaya çalan.

KARACAN: (TR) (bkz. Karaca).

KARAHAN: (TR) Esmer bey, Esmer hükümdar. Karahanlılar devletinin kurucusu.

KARAKAN: (TR) Bir tür dağ ağacı.

KARAMAN: (TR) Esmer, yağız insan. Güneybatı'da esen yel.

KARANALP: (TR) Karayağız, kahraman yiğit.

KARASU: (TR) Ağır akan su.

KARGIN: (TR) Taşkın su. Bol, çok. Doymuş, tok. Erimiş buz ve kar parçalarının oluşturduğu akarsu. Çağlayan.

KARGINALP: (TR) Coşkulu, taşkın, hareketli yiğit.

KARHAN: (TR) (bkz. Kargın).

KARİN: (AR) Yakın. Nail olan. Hısım komşu.

KARLUK: (TR) Türk boylarından biri.

KARLUKHAN: (TR) (bkz. Karluk).

KARTAL: (TR) Kartalgillerden, beyazla karışık siyah tüylü, kıvrık ve kuvvetli gagalı, geniş kanatlı büyük yırtıcı kuş. Yeniden diriliş ve güçlülük sembolü.

KARTAY: (TR) Yaşlı, pir.

KARTEKİN: (bkz. Kartay).

KARUN: (AR) Çok zengin kimse. Zenginliğiyle meşhur olan ve bu yüzden kendisini herşeyin sahibi gibi görmeye başlayıp Allah'a karşı büyüklenen kişi. Hz. Musa dönemlerinde yaşamış bu kişi bütün servetiyle birlikte ani bir deprem ve tufan sonucu yerin dibine geçmiştir.

KASIM: (AR) Taksim eden, ayıran bölen. Kinci, ezici, ufaltıcı. Yılın 11. ayı. Yılın kış bölümü.

KAŞİF: (AR) Keşfeden, bulan, meydana çıkaran.

KATİB / KATİP: (AR) Yazıcı. Bir kuruluşta yazı işleriyle vazifeli kimse, sekreter. Osmanlı devletinde divanın resmi yazılarını yazan vazifeli. Devlet memuru.

KAVAS: (AR) Okçu, tüfekçi.

KAVİ: (AR) Yakar, yakıcı. Kuvvetli, güçlü. Sağlam inanılır. Zengin varlıklı.

KAYA: (TR) Büyük ve sert taş kütlesi. Kayalık sarp dağ.

KAYAALP: (TR) Kaya gibi güçlü er.

KAYACAN: (TR) Canı kaya gibi güçlü.

KAYAER: (TR) Kaya gibi güçlü er.

KAYAN: (TR) Akarsu sel. Yassı, düz, kat kat oluşmuş taşlar.

KAYANSEL: (TR) (bkz. Kayan).

KAYGUN: (TR) Etkili, hüzünlü, dokunaklı. Akdoğan.

KAYHAN: (TR) Sert, güçlü sesli okuyucu, kayayı bile delecek güçte sesi olan okuyucu.

KAYI: (TR) Yağmur, sağanak, bora. Oğuz boylarından Osmanlı hanedanının mensup olduğu boy. Sağlam, güçlü, sert.

KAYIHAN: (TR) Güçlü hükümdar.

KAYMAZ: (TR) Dağ eteği. Güneydoğu'dan esen bir rüzgar.

KAYNAK: (TR) Bir suyun çıktığı yer, menşe. Bir haberin çıktığı yer. Araştırma ve incelemede yararlanılan belge.

KAYRA: (TR) Yüksek büyük tutulan ya da sayılan birinden gelen iyilik lütuf, ihsan atıfet, inayet.

KAYRAALP: (TR) İyiliksever, yiğit.

KAYRABAY: (TR) İyiliksever, saygın kimse.

KAYRAHAN: (TR) (bkz. Kayraalp).

KAYRAK: (TR) Taşlı, kumlu, ekime elverişli olmayan toprak. Kaygan toprak. Bileği taşı.

KAYRAL: (TR) Kayrılan, himaye edilen (kimse).

KAYRAR: (TR) Orman içindeki ağaçsız kalan. Kayan yer. İnce çakıllı, kumlu toprak.

KAZAK: (TR) Göçebe akıncı. Rusya'da yaşayan bir Türk kavmi. Genç, taze. İnatçı.

KAZAKHAN: (TR) (bkz. Kazak).

KAZAN: (TR) Su çevrisi, kayra. Sazlık yerlerde dibi bulunmayan sulu yer. Girdap.

KAZANHAN: (TR) (bkz. Kazan).

KÂZIM: (AR) Öfkesini yenen kimse. Hırsını dizginleyen. Kinini yenen.

KEBİR: (AR) Büyük, ulu azim. Yaşça büyük yaşlı. Çocukluktan çıkmış genç.

KELAMİ: (AR) Söze ilişkin, sözle ilgili.

KELİM: (AR) Söz söyleyen, konuşan.

KEMAL: (AR) Olgunluk, yetkinlik, tamlık, eksiksizlik. En yüksek değer, mükemmellik, değer baha. Bilgi, fazilet.

KEMALEDDİN / KEMALETTİN: (AR) Din'de olgunluğa eren, dinin son derecesi. Din bilgisi kuvvetli.

KENAN: (AR) Hz. Ya'kub'un memleketi, Filistin.

KERAMEDDİN / KERAMETTİN: (AR) Kerem bağış ihsan lütuf sahibi. Dinde üstün mertebelere ulaşan. Keramet sahibi derviş veli.

KEREM: (AR) Asalet, asillik, soyluluk. Cömertlik, el açıklığı lütuf, bağış, bahşiş.

KEREMŞAH: (AR) (bkz. Kerem).

KERİM: (AR) Kerem sahibi, cömert, verimcil. Ulu, büyük. Lütfü, ihsanı bol, ihsan yönünden ulu.

KERİMHAN: (AR-TR) (bkz. Kerim).

KEŞİF: (AR) Açma, meydana çıkarma.

KEYFER: (FAR) Karşılık. Mükafat veya mücazat.

KEYHÜSREV: (FAR) Adil ve ulu padişah.

KEYKÂVUS: (FAR) Adil, necip.

KEYKUBAD / KEYKUBAT: (FAR) Büyük ve ulu padişah.

KILIÇALP: (TR) Kılıç gibi keskin yiğit.

KILIÇASLAN: (TR) İlk Selçuklu Sultanı Süleyman Şah'ın oğlu. Daha sonra O da Selçuklu hanedanının başına geçti.

KILIÇHAN: (TR) (bkz. Kılıçalp).

KILINÇ: (TR) Çelikten silah. Davranış, yaratılış, huy.

KINAY: (TR) Çok çalışkan, etkin, faal.

KINCAL: (TR) İnce zarif. Aksi.

KINER: (TR) (bkz. Kıncal).

KINIK: (TR) Kaynak, menba. İstek, arzu, gayret. Obur. Oğuzların 24 boyundan biri.

KINIKASLAN: (TR) (bkz. Kınık).

KIRALP: (TR) Kır beyi, taşrada oturan.

KIRAY: (TR) Genç, delikanlı. Ürün vermeyen arazi.

KIRCA: (TR) Dolu. Ufak ve sert taneli kar, rüzgarla karışık yağmur.

KIRDAR: (TR) Ölçülü davranış, soğukkanlılık.

KIRGIZ: (TR) Gezici, gezgin. Kırgızistan'da oturan halk.

KIRTEKİN: (TR) (bkz. Kıralp).

KIVANÇ: (TR) Sevinç, memnuniyet. Övünen, güvenen, iftihar eden.

KIYAS: (AR) Bir şeyi başka şeye benzeterek hüküm verme. Karşılaştırma, örnekseme.

KİÇİHAN: (TR) Küçük hükümdar.

KİRAM: (AR) Soydan gelenler, soyu temizler, ulular, sergeliler. Cömertler, eliaçıklar.

KİRMAN: (FAR) Hisar, kale.

KİRMANŞAH: (TR) (bkz. Kirman).

KOCA: (TR) Eş. Ev ve ailenin yaşça en büyüğü. İri, kocaman. Akıllı, tedbirli yiğit.

KOCAALP: (TR) Yaşlı, ulu, yiğit

KOÇAK: (TR) Yürekli, eli açık. Yüce gönüllü. Konuk sever. Yiğit, korkmayan kişi, savaşçı. Açık kestane renginde olan.

KOÇAKALP: (TR) Cömert, kahraman, yiğit.

KOÇAKER: (TR) Cömert, kahraman kimse.

KOÇAŞ: (TR) Kılavuz, rehber. Yağmur bulutu.

KOÇAY: (TR) Koç gibi güçlü.

KOÇER: (TR) Sağlıklı, yürekli er.

KOÇHAN: (TR) (bkz. Koçer).

KOÇUBEY: (TR) Koçu arabasını kullanan kişi. Koçu: Gelin arabası.

KOÇYİĞİT: (TR) Yürekli, cesur, kahraman.

KONGAR: (TR) (bkz. Kongur).

KONGUR: (TR) Sarı ile siyah karışımı bir renk, koyu kumral, kestane rengi.

KONGURALP: (TR) (bkz. Kongur).

KONGURTAY: (TR) (bkz. Konguralp).

KORUR: (TR) Açık sarı, açık kestane renkli. Kimseyi beğenmeyen gururlu, kendini beğenmiş. Süslü, çalımlı, şık.

KONURALP: (TR) Cesur, yiğit, er.

KORAL: (FRA) Batı müziğinde dini şarkı. (TR) Sınır muhafızı.

KORALP: (TR) (bkz. Koral).

KORAY: (TR) İyice kor rengine gelen ay.

KORCAN: (TR) Ateşli, canlı, hareketli.

KORÇAN: (TR) Çağlayan.

KORGAN: (TR) Hisar kale.

KORHAN: (TR) Ateşli, canlı, güçlü hükümdar.

KORKUT: (TR) Büyük dolu tanesi. Korkusuz, yavuz, heybetli. Cin, şeytan.

KORKUTALP: (TR) (bkz. Korkut).

KORTAN: (TR) Yanan, sıcak ten. Yalçın ve kesik kaya. Pelikan kuşu.

KOTUZ: (TR) Gururlu, kibirli.

KOTUZHAN: (TR) (bkz. Kotuz).

KOYAK: (TR) Vadi, dere. Dağlar ve kayalıklar üzerindeki doğal çukurlar. Dağ yolu üzerindeki otluk. Etkili, dokunaklı.

KOYAŞ: (TR) Güneş.

KOYGUN: (TR) Etkili, hüzünlü, dokunaklı. Akdoğan.

KOYTAK: (TR) Rüzgar almayan çukur yer.

KOYTAN: (TR) Dağ bucağı.

KÖKEN: (TR) Bir şeyin çıktığı, dayandığı temel, biçim neden ya da yer. Kavun, karpuz, kabak gibi bitkilerin toprak üstüne yayılan dalları. Soy, asıl, ata.

KÖKER: (TR) Köklü soydan gelen kimse.

KÖKLEM: (TR) İlkbahar

KÖKSAL: (TR) Yer altında geniş bir alana dağılan kök.

KÖKSAN: (TR) Tanınmış, ünlü ad.

KÖKŞİN: (TR) Gök renginde. Yaşlı, koca.
KÖKTEN: (TR) Köklü, yüzeyde kalmayan, derine inen. Soylu.

KÖRNES: (TR) Ayna.

KÖSE: (FAR) Sakalı bıyığı hiç çıkmayan veya seyrek olan.

KUBİLAY: (TR) Cengiz Han'dan sonra Moğol imparatorluğu tahtına çıkan büyük kağanların en meşhuru 35 yıl saltanat sürmüş ve 1294 yılında 80 yaşında ölmüştür.

KUDDUS: (AR) Temiz, pak. Hatadan, gafletten, eksiklikten uzak. Çok aziz, mübarek.

KUDDUSİ: (AR) Kuddus olan Allah'ın nimetine mazhar olan.

KUDRET: (AR) Kuvvet, takat, güç. Allah'ın ezeli gücü. Varlık, zenginlik. Allah yapısı, yaratılış, insan eliyle yapılamayan şeyler.

KUDRETULLAH: (AR) Allah'ın gücü.

KUDSİ: (AR) Kutsal, muazzez, mukaddes. Allah'a mensup, ilahi.

KUDÜS: (AR) Filistin'in merkezi olan şehir.

KULAN: (TR) Anayurdu Asya olan at ile eşek arası görünüşte yabanıl bir at türü. İki, üç yaşında dişi tay, kısrak. Zafer kazanmış kişi.

KUMAN: (TR) XI. yy ile XIV. yy. arasında Güney Rusya bozkırlarında göçebe olarak yaşayan bir Türk boyu.

KUMANBAY: (TR) (bkz. Kuman).

KUMUK: (TR) Kılıç. Kuzeydoğu Kafkasya ile Hazar denizinin batı kıyısında yaşayan bir Türk boyu.

KUMUKBAY: (TR) (bkz. Kumuk).

KUNT: (TR) Sağlam ve iri yapılı. Ağır dayanıklı, kalın. Bir tür güvercin.

KUNTAY: (TR) (bkz. Kunt).

KUNTER: (FAR) Sağlam, kuvvetli.

KUNTMAN: (TR) Sağlam ve iri yapılı, sağlıklı kimse.

KURA: (TR) Cesur. Çelik. Toprak içinde bulunan büyük taş.

KURAL: (TR) Davranışlara ya da bir sanata bir bilime yön veren ilkeler. Araç. Silah.

KURAY: (TR) Ay gibi.

KURBAN: (AR) Allah'ın rızasını kazanmaya vesile olan şey. Eti. fakire parasız olarak dağıtılmak niyetiyle farz, vacib, ve sünnet olarak kesilen hayvan. Bir gaye uğruna feda olma.

KURÇEREN: (TR) Dayanıklı ve yiğit adam.

KURMAN: (TR) Yüksek aşamalı, nitelikli kimse.

KURTARAN: (TR) Kurtulmasını sağlayan.

KURTULUŞ: (TR) Kurtulmak fiili, kurtulma. Tehlike, sıkıntı, zorluk veya esaretten, istiladan kurtulmuş olma hali, halas, necat, reha, selamet.

KUTAL: (TR) Mutlu ol.

KUTALMIŞ: (TR) Mutlu olmuş, kutlu olmuş.

KUTALP: (TR) Kutlu, uğurlu, yiğit.

KUTAM: (AR) Akbabaya benzeyen.

KUTAN: (TR) Dua, yalvarma. Saka kuşu. Saban.

KUTAY: (TR) Mübarek ay.

KUTBAY: (TR) (bkz. Kutalp).

KUTBERK: (TR) (bkz. Kutbay).

KUTCAN: (TR) Kutlu, uğurlu can.

KUTEL: (TR) Uğurlu el.

KUTER: (TR) Mutlu, uğurlu kişi.

KUTERTAN: (TR) (bkz. Kuter).

KUTHAN: (TR) (bkz. Kuter).

KUTKAN: (TR) Saygın, kutlu soydan gelen.

KUTLAN: (TR) Kutlu, mutlu ol.

KUTLAR: (TR) Mutluluklar, uğurlar.

KUTLAY: (TüR) Uğurlu kutlu ay. Kır donlu at.

KUTLU: (TR) Uğurlu, hayırlı. Mübarek. Mesut, bahtiyar.

KUTLUALP: (TR) Uğurlu yiğit

KUTLUAY: (TR) Uğurlu ay.

KUTLUBAY: (TR) (bkz. Kutlu).

KUTLUCAN: (TR) (bkz. Kutlu).

KUTLUĞ: (TR) Uğurlu, mutlu, şanslı, kutlu.

KUTLUĞHAN: (TR) (bkz. Kutluğ).

KUTLUTEKİN: (TR) (bkz. Kutlu).

KUTSAL: (TR) Kudsi, kutlu mübarek, mukaddes.

KUTSALAN: (TR) Uğur getiren, kutlu kimse.

KUTSALMIŞ: (TR) (bkz. Kutsalan).

KUTSAN: (TR) Uğurlu, talihli ol.

KUTSEL: (TR) (bkz. Kutsan).

KUTSOY: (TR) (bkz. Kutsel).

KUTULMUŞ: (TR) Kurtulmuş, aydınlığa kavuşmuş.

KUTUN: (TR) Kutlu, kutsal.

KUTUNALP: (TR) (bkz. Kutun).

KUTUNER: (TR) (bkz. Kutun).

KUTYAN: (TR) Uğurlu kimse.

KUVVET: (AR) Güç, kudret, takat, sıhhat, sağlamlık. Bir hükümetin askeri gücü.

KUYAŞ: (TR) Güneş. Çok sıcak, güneşin etkili vurması.

KÜLTİGİN: (TR) Göktürk prensi ve komutanı.

KÜLÜK: (TR) Meşhur ünlü. Taşçı, çekici, balyoz.

KÜRBOĞA: (TR) İri, güçlü, sarsılmaz boğa. Kuvvetli iri yapılı boğa.

KÜRHAN: (TR) Yiğit, yürekli han.

KÜRŞAD / KÜRŞAT: (TR) Eski Türklerde yiğit, alp.

KÜRÜMER: (TR) Topluluk, sürü.
04-20-2009, Saat:10:34 AM


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi
Cricket World Cup Live