Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
S ile başlayan erkek isimleri ve isminin anlamı
canımablam Çevrimdışı
Administrator
*******



Yorumları: 5,810
Konuları: 5,314
Kayıt Tarihi: Sep 2006
Rep Puanı: 5
#1
SAADEDDİN / SAADETTİN : (AR) Dinin uğurlu ve kutlu kişisi. SABAHADDİN / SABAHATTİN : (AR) Dinin güzelliği. SABİ:
SAADEDDİN / SAADETTİN : (AR) Dinin uğurlu ve kutlu kişisi.

SABAHADDİN / SABAHATTİN : (AR) Dinin güzelliği.

SABİ: (AR) Yedinci.

SABİH: (AR) Güzel, şirin.

SABİR: (AR) Sabreden, tahammül eden, Katlanan sabırlı. Acele etmeyen.

SABİT: (AR) Değişmeyen, kımıldamayan. Kanıtlanmış, anlaşılmış.

SABRİ: (AR) Sabırla ilgili, sabra ilişkin.

SACİD: (AR) Secde eden, alnını yere koyan.

SADAK: (TR) Ok koymaya yarayan meşin torba. Sabah yeli.

SADIK: (AR) Doğru gerçek hakiki, yalan olmayan, sahte olmayan. Sadakatli, samimi, bağlı.

SADIR: (AR) Hayrette kalan, şaşıran.

SADIRAY: (AR) (bkz. Sadır).

SADİ: (AR) Mutlulukla, uğurla ilgili, uğurlu.

SADREDDİN / SADRETTİN : (AR) Dinin önderi, başı, ileri kişisi.

SADRİ: (AR) Göğüsle ilgili, göğse ait. Anneye nisbetle çocuk.

SADULLAH: (AR) Tanrının kutlu, talihli kıldığı kimse.

SADUN: (AR) Mübarek, kutlu, uğurlu.

SAFA: (AR) Üzüntü ve kederden uzak olma, endişesizlik, rahat huzur, iç ferahlığı. Eğlence. Saflık, berraklık.

SAFER: (AR) Hicri takvimde ikinci ay, sefer. Temiz yürekli, dürüst kimse.

SAFFET: (AR) Saflık, temizlik, arılık, (bkz. Safvet).

SAFİ: (AR) Katışıksız, katıksız, halis, temiz. Yalnız, sadece, sırf. Kesintilerden sonra kalan kısım, net.

SAFİH: (AR) Gökyüzü. Yassı ve düz halde bulunan şey.

SAFİR: (İBR) Mavi renkli, değerli bir süs taşı, göktaşı.

SAFVET: (AR) Saflık, temizlik, paklık, arılık, halislik.

SAFVETULLAH: (AR) Hz. Muhammed'in isimlerinden.

SAĞAN: (TR) Hızlı uçan, uzun dar kanatlı küçük kuş.

SAĞANALP: (TR) (bkz. Sağan).

SAĞBİLGE: (TR) Hekim, doktor.

SAĞCAN: (TR) Sağlıklı kimse.

SAĞINÇ: (TR) Emel, istek, amaç, düşünce.

SAĞIT: (TR) Silah.

SAĞLAM: (TR) Hasta veya sakat olmayan. Kolayca hasara uğramayan, bozulmayan, dayanıklı. Doğru, gerçek, sahih. Güvenilir, emin. Mutlaka, muhakkak, herhalde.

SAĞLAMER: (TR) (bkz. Sağlam).

SAĞMAN: (TR) Sağlıklı kimse. Eksiksiz, kusursuz, güvenilir.

SAĞUN: (TR) Saygın, kutsal.

ŞAHİN: (AR) Kadın. Sık. Katı, pek.

SAHİR: (AR) Gece uyumayan, uykusuz.

SAİB / SAİP : (AR) Hedefe doğru ulaşan. İsabetli olan, doğru olan, hata etmeyen.

SAİD / SAİT : (AR) Mübarek, kutlu, uğurlu. Mübarek, mesut.

SAİK: (AR) Sevk eden, götüren. Süren sürücü.

SAİM: (AR) Oruç tutan kimse, oruçlu.

SAİR: (AR) Seyreden, hareket eden, yürüyen.

SAKIB / SAKIP : (AR) Delen, delik açan. Çok parlak.

SAKİ: (AR) Su veren, su dağıtan. Kadehle içki sunan.

SAKMAN: (TR) Uyanık, akıllı kimse. Sessiz sakin kimse.

SALAH: (AR) Düzelme, iyileşme, iyilik. Barış. Dine olan bağlılık.

SALAHADDİN / SELAHATTİN: (AR) Dinine bağlı kimse.

SALAR: (FAR) Baş, kumandan, başbuğ, önder.

SALAT: (AR) Namaz.

SALCAN: (TR) (bkz. Salar).

SALİH: (AR) Yarar, yakışır, elverişli, uygun. Salahiyeti bulunan, yetkili.

SALIK: (TR) Haber, bilgi. Haberci.

SALIKBEY: (TR) (bkz. Salık).

SALİM: (AR) Hasta veya sakat olmayan, sağlam.Ayıpsız, kusursuz, noksansız. Korkusuz, endişesiz, emin.

SALMAN: (TR) Başıboş, serbest, özgür.

SALTAR: (TR) Tek, yalnız. Yalnız başına giden. Temiz, saf.

SALTI: (TR) Gezgin, yolculuk eden.

SALTIK: (TR) Kendi başına var olan, bağımsız, koşulsuz, mutlak.Salıverilmiş, bırakılmış, azat edilmiş, özgür.

SALTUK: (TR) Erzurum ve yöresinde Selçuklular devrinde Saltuklular beyliğini kuran Türk beyi Emir Saltuk (1072).

SALTUKALP: (TR) (bkz. Saltık).

SALUR: (TR) Kılıç. Oğuzların Üçok boyuna bağlı bir Türk kabilesi.

SAMED / SAMET : (AR) Hiç kimseye veya şeye ihtiyacı olmayan.

SAMİ: (AR) İşiten, duyan dinleyen. Dinleyici.Yüksek, yüce.

SAMİH: (AR) Cömert, eli açık.

SAMİM: (AR) Bir şeyin merkezi, içi, asli kısmı.

SAMİN: (AR) Sekizinci.

SAMİR: (AR) Meyveli, meyva veren.

SANAL: (TR) Adın duyulsun, ün kazan.

SANALP: (TR) (bkz. Sanal).

SANAT: (AR) Sanat, ustalık, hüner, marifet.

SANAY: (TR) Ay san.

SANBAY: (TR) Ünlü kimse.

SANBERK: (TR) Gücüyle tanınmış, ün yapmış.

SANCAKTAR: (TR) Sancak taşıyan kimse. Sancak taşıma görevlisi.

SANCAR: (TR) Kısa kama. Saplar, batırır, yener. Selçuklu sultanlarından birisinin adı.

SANİ: (AR) İkinci. Yapan, işleyen, meydana getiren.

SANİH: (AR) Zihin ve düşüncede oluşup çıkan, fikre doğan.

SANVER: (TR) (bkz. Sanal).

SARAÇ: (AR) Koşum, eğer takımlarıyla benzeri şeyler yapan veya satan kimse. Meşin üzerine süsleme yapan kimse.

SARDUÇ: (TR) Bülbül.

SARGAN: (TR) Çorak yerlerde biten bir ot. Bir tür balık.

SARGIN: (TR) Candan, içten, yürekten. Çekici cazibeli.

SARGINAL: (TR) (bkz. Sargın).

SARGUT: (TR) İhsan, bağış, ödül.

SARIALP: (TR) Sarışın yiğit.

SARICABAY: (TR) (bkz. Sarıalp).

SARİF: (AR) Sarfeden, harcayan. Değiştiren.

SARİH: (AR) Açık, meydanda. Belli, hüveyda. Saf, halis.

SARİM: (AR) Keskin, kesici.

SARP: (TR) Çetin, sert, şiddetli. Dik, çıkılması ve geçilmesi zor.

SARPER: (TR) Sert, güçlü erkek.

SARPHAN: (TR) (bkz. Sarper).

SARPKAN: (TR) Sert, güçlü soydan gelen.

SARTIK: (TR) Azad olunmuş, salıverilmiş, özgür.

SARU: (TR) Sarı benizli, tenli insan.

SARUCA: (TR) Sarı benizli, tenli insan.

SARUHAN: (TR) Harizm'den gelip Anadolu'ya yerleşen Saruhanoğulları beyliğinin kurucusu.

SARVAN: (TR) Deve süren, deveci.

SATI: (TR) Uzun ömürlü olması için doğumundan önce ermişlere adanan çocuk.

SATIBEY: (TR) (bkz. Satı).

SATIKBUĞRA: (TR) (bkz. Satılmış, Buğra).

SATILMIŞ: (TR) Uzun ömürlü olması için doğumundan önce ermişlere adanan çocuk, satı.

SATUK: (TR) (bkz. Satılmış).

SATVET: (AR) Ezici kuvvet, zorluluk.

SAV: (TR) Söz, haber, dedikodu. İleri sürülerek savunulan düşünce. Sağlam. Şöhret, ün.

SAVAŞ: (TR) İki taraf teşkilat, ülke veya ülkeler topluluğu arasında meydana gelen silahlı vuruşma, cenk, muharebe, harb. Doğuş, kavga. Mücadele uğraş.

SAVAŞER: (TR) Savaşan asker, insan, savaşçı.

SAVAT: (TR) Gümüş üstüne yapılan çizgiler, süsler.

SAVER: (TR) Sağlam, zinde, güçlü erkek.

SAVGAT: (TR) Hediye, armağan, bahşiş, ihsan.

SAVLET: (AR) Şiddetli saldırı, hücum.

SAVNİ: (AR) Koruma, gözetme ile ilgili.

SAVTEKİN: (TR) (bkz. Sav).

SAVTUNA: (TR) Sözünde duran kimse.

SAVTUR: (TR) Sağlıklı kal, hoşça kal.

SAYAR: (TR) Saygılı, hürmet eden.

SAYE: (FAR) Gölge. Sahip çıkma, koruma, siyanet. Yardım.

SAYFİ: (AR) Yaza ait, yazla ilgili.

SAYGIN: (TR) Saygı gören, sayılan, hatırlı.

SAYGUR: (TR) (bkz. Saygın).

SAYHAN: (TR) Adaletli yönetici, hükümdarların adili, ölçülüsü.

SAYIL: (Tür.) Saygı gör, sözün dinlensin, değerin artsın. Değerli, saygıdeğer.

SAYILGAN: (TR) Kendini saydıran, saygın kimse.

SAYKAL: (TR) Düz, düzgün, pürüzsüz. Gösterişli.

SAYKUT: (TR) Uğurlu, kutlu, saygıdeğer kimse.

SAYMAN: (TR) Hesap işleriyle uğraşan kimse.

SAYRAÇ: (TR) Öten, cıvıldayan, şakıyan.

SAYRAK: (TR) (bkz. Sayraç).

SAYYAD / SAYYAT : (AR) Avcı.

SAZAK: (TR) Kuvvetli ve soğuk esen yel. Soğuk yelle birlikte yoğun hafif kar. Küçük pınar, kaynak.

SEBAT: (AR) (bkz. Sabit).

SEBATI: (AR) Sebatlık, sözünde kararında durma. Sebatlı, sözünde duran.

SEBİH: (AR) Yüzme, yüzüş.

SEBİL: (AR) Yol, büyük cadde. Su dağıtılan yer. Hayır için parasız dağıtılan su.

SEBÜK: (TR) Hafif, yeğni. Çabuk hızlı. Ağırbaşlı olmayan. Sevgili, aziz.

SEBÜKALP: (TR) Hızlı, atak, yiğit.

SEBÜKTEKİN: (TR) (bkz. Sebük).

SECAHAT: (AR) Yumuşak huyluluk.

SECAVEND: (FAR) Kur'an-ı Kerim'i manasına uygun olarak okumak için konulan durak işaretleri.

SECCAC: (AR) Çağlayan. Küçük şelale.

SECİYE: (AR) Yaratılış, huy, karakter tabiat. İyi huy.

SEÇKİN: (TR) Seçilmiş, ayrılmış benzerlerinden üstün olduğu için ayrılmış, mümtaz, güzide.

SEÇKİNER: (TR) (bkz. Seçkin).

SEDAD / SEDAT : (AR) Doğruluk, hak. Doğru ve haklı.

SEFA: (AR) Gönül rahatlığı, rahatlık, kaygısız ve sakin olma. Eğlence, zevk, neşe.

SEFER: (AR) Bir yerden bir yere gitme, yolculuk, seyahat. Savaş hazırlığı. Savaşa gitme. Harp, savaş. Gemilerin kalktıkları limana tekrar dönünceye kadar yaptıkları fiil. Defa, kere.

SEFİR: (AR) El içi. Yabancı diplomat

SEHA: (AR) Sehavet, kerem, cömertlik.

SEHHAR: (AR) Kuvvetle kendine çeken, büyüleyici.

SELAHADDİN / SELAHATTİN : (AR) Dinine bağlı kimse.

SELAMİ: (AR) İyilik, barış ve rahatlıkla ilgili.

SELÇUK: (TR) Güzel konuşma yeteneği olan. XI. Anadolu, Kafkaslar ve Orta Doğu'da imparatorluk kuran Türk topluluğunun hükümdarı.

SELİL: (AR) Yeni doğmuş erkek çocuğu, ilker.

SELİM: (AR) Kusuru, noksanı olmayan, sağlam, doğru. Tehlikesiz, zararsız, kurtulmuş. 3. Temiz, samimi.

SELMAN: (AR) Barış içinde bulunma, huzur, erinç.

SELMİ: (AR) Barışla ilgili, barışçıl.

SEMAVİ: (AR) Semaya mensup, sema ile ilgili.

SEMİ: (AR) İşiten, işitme kuvveti olan. Allah'ın isimlerinden.

SEMİH: (AR) Eli açık, cömert.

SEMİN: (AR) Pahalı, kıymetli. Çok değerli.

SEMİR: (AR) Arkadaş. Nitelikli. Yamaç, dağ silsilesi.

SENA: (AR) Övgü ile ilgili. Şimşek parıltısı.

SENİH: (AR) Süs, bezek. İnci.

SERALP: (TR) Baş yiğit.

SERBÜLEND / SERBÜLENT : (FAR) Başta gelen, yüce üstün. Türk müziğinde eski bir makam, zamanımızda örneği yoktur.

SERDAR: (FAR) Başkumandan, başbuğ. Sefer zamanında padişah yerine ordunun başında sefere giden veziri azamlara verilen unvan.

SERDENGEÇTİ: (TR) Fedai, akıncı, yiğit.

SERDİNÇ: (FAR-TR) Başı dinç, sakin, rahat, huzurlu.

SERGEN: (TR) Raf. Vitrin. Tepelerdeki düzlük yer. Yorgun, perişan.

SERHAD / SERHAT: (FAR-AR) Hudut, sınır, sınırbaşı; iki devlet arasındaki sınır boyu.

SERHAN: (AR) Hanların başı. Kurt, canavar. Baş okuyucu, şarkıcı başı.

SERHENK: (FAR) Çavuş. Türk müziğinde çok eski birleşik makam.

SERHUN: (FAR) Asil kan, soylu kan.

SERİ: (AR) Çabuk, hızlı.

SERİM: (TR) Serme işi. Sabırlı. Genellikle öykülerde başlangıç bölümüne verilen ad.

SERİMER: (TR) Sabırlı kimse.

ŞERİR: (AR) Taht. Yatacak yer.

SERKAN: (FAR-TR) Soylu kan, başkan.

SERKUT: (FAR) Mutlu, talihli, kutlu insan.

SERMED / SERMET: (AR) Ebedilik, ebediyet, sonsuzluk.

SEROL: (FAR-TR) Önder ol, baş ol.

SERTAÇ: (FAR) Baştacı, çok sevilen, sayılan.

SERTEL: (TR) Sert, katı, acımasız el.

SERTER: (TR) Katı, sırt, acımasız.

SERTUĞ: (TR) Baş tuğ.

SERVER: (FAR) Baş, başkan, reis, ulu.

SERVET: (AR) Zenginlik, varlık. Zenginliği meydana getiren mal, mülk, para.

SETTAR: (AR) Örten. Günahları, ayıpları gizleyen.

SEVGEN: (TR) E Sevmiş, seven.

SEYFEDDİN / SEYFETTİN : (AR) Dini koruyan, dinin kılıcı.

SEYFİ: (AR) Kılıçla ilgili kılıç şeklinde. Askerlikle ilgili. Askeri.

SEYFULLAH: (AR) Allah'ın kılıcı.

SEYHAN: (AR) Ürdün'ün ötesinde Hz. Musa'nın mezarının bulunduğu şehir. Adana ovasını yararak İskenderun körfezine dökülen nehir.

SEYHUN: (TR) (bkz. Seyhan).

SEYİDHAN / SEYİTHAN : (AR) Hanların başı, önderi.

SEYLAB / SEYLAP : (FAR) Sel, sel suyu.

SEYLAN: (AR) Akma, akış.

SEYRAN: (AR) Gezme, bakıp seyretme.

SEYYİD / SEYYİT / SEYİT : (AR) Bir topluluğun ileri gelen kişisi, lider. Hz. Peygamber'in soyundan olan kimse.

SEZA: (FAR) Münasip, uygun, yaraşır.

SEZAİ: (FAR) Uygun yaraşan, münasip.

SEZAL: (TR) Sezgili.

SEZEN: (TR) Duyan, hisseden, anlayan, sezgili.

SEZER: (TR) Duyar, hisseder, anlar.

SEZGEN: (TR) Sezen, hisseden, duyan.

SEZGİ: (TR) Sezme kabiliyeti, seziş. Deneme ve akıl yürütme sonucu olmayıp doğrudan bilme, anlama ve kavrama.

SEZGİN: (TR) Sezme yeteneği olan, duygulu anlayışlı.

SEZGİNAY: (TR) (bkz. Sezgin).

SEZMEN: (TR) Sezen, anlayan kimse.

SIBGATULLAH / SEBGATULLAH : (AR) Yaratıcı gücü, kuvveti olan Allah'ın kulu.

SIDAL: (TR) Güç, kuvvet, dayanıklılık. Olgunlaşmaya, erginleşmeye başlayan. Öfkeli, sinirli.

SIDAM: (TR) Sade, yalın, düz, süssüz.

SIDAR: (TR) Dayanıklı.

SIDDIK: (AR) Çok doğru olan, hiç yalan söylemeyen. Hakikati kabul eden ve onaylayan kişi.

SIDKI / SITKI : (AR) İç, yürek temizliğiyle, doğrulukla ilgili.

SIRALP: (TR) Sır saklayan yiğit.

SIRAT: (AR) Yol, yön.

SIRATULLAH: (AR) Dosdoğru yol. Allah'ın yolu.

SIRRI: (Ar.) Sırla ilgili, sırra ait. Mistik.

SİYAMİ: (AR) Oruç tutan, oruçlu, kötülükten kaçınan.

SİNA: (AR) Arap yarımadasının Mısır ile birleştiği yerde bir üçgen oluşturan yanmada. Bu yarımadada bulunan dağ.

SİNAN: (AR) Mızrak, süngü vb. silahların sivri ucu.

SİPAHİ: (FAR) Osmanlı İmparatorluğu'nda tımar sahibi atlı asker.

SİRAC: (FAR) Işık meşale, kandil, çerağ.

SİRACEDDİN / SİRACETTİN: (AR) Dinin kandili, dinin verdiği aydınlık, ışık, ışıklandıran, aydınlatan.

ŞİRAN: (AR) Kaleler, hisarlar.

SİRER (FAR) Tok, doymuş. Eli açık.

SİRET: (AR) Bir kimsenin hal ve hareketleri, tabiatı ahlak ve karakteri. Hal ve gidiş.

SOMEL: (TR) Doğru, katışıksız, güçlü el.

SOMER: (TR) Doğru, katışıksız güçlü kimse.

SONALP: (TR) Sonuncu, son doğan yiğit, erkek çocuk.

SONAT: (TR) Bir ya da iki çalgı için yazılmış, üç ya da dört bölümden oluşan müzik yapıtı.

SONAY: (TR) Ay'ın son günleri.

SONER: (TR) (bkz. Sonalp).

SONGUR: (TR) Şahin. Ağır, hantal.

SONGURHAN: (TR) (bkz.Songur).

SONGÜN: (TR) Sonuncu, son olan. Eğilim, yetenek.

SORGUN: (TR) Bir tür söğüt ağacı. Sıtkı, sert. Çok uzun ve güzel saç.

SOYSAL: (TR) Uygar, medeni.

SOYSALDI: (TR) Soyu genişledi, tanındı.

SOYSALTÜRK: (TR) Uygar Türk.

SOYSAN: (TR) Tanınmış soy.

SOYSELÇUK: (TR) Selçuklu soyundan.

SOYTEKİN: (TR) Cesur, yiğit. (bkz. Tekin).

SOYUER: (TR) Yiğit soydan gelen.

SOYURGAL: (TR) İhsan, bağış, hediye, armağan.

SÖKMEN: (TR) Yiğitlere verilen san.

SÖKMENER: (TR) Yiğit kimse.

SÖKMENSU: (TR) Yiğit asker, yiğit subay.

SÖNMEZ: (TR) Parlaklığım, ışığını hiç yitirmeyen, her zaman canlı.

SÖNMEZALP: (TR) Parlaklığım, ışığını hiç yitirmeyen yiğit.

SÖZEN: (TR) Söylev veren, güzel konuşan hatib.

SÖZER: (TR) Sözünde duran.

SÖZMEN: (TR) Güzel, etkili konuşan kimse.

SUAD / SUAT: (AR) Mutlulukla, saadetle ilgili, mutlu.

SUAVİ: (AR) Herkesin işine koşan, yardım eden.

SUAY: (TR) Suya düşen ay.

SUBAHİ: (AR) (bkz. Subhi).

SUBHİ / SUPHİ : (AR) Sabah vakti, şafak ile ilgili.

SUBUTAY: (TR) Cengiz Han'ın ünlü Moğol generalinin adı.

SUDİ: (AR) Yararlı, faydalı, kazançlı.

SUFİ: (AR) Tasavvuf erbabı, mutasavvıf.

SUHAN: (TR) Suyun hakimi, su kaynaklarının yönetimini elinde bulunduran.

SULHİ: (AR) Barışa özgü, barışla ilgili, barışçı.

SUNAY: (TR) Ay'ı sun, getir. Sun ve ay kelimelerinden birleşik isim.

SUNER: (TR) Sunucu, sunan.

SUNGU: (TR) Armağan, bağış, ihsan.

SUNGUN: (TR) Yetenek. Bağış, ihsan.

SUNGUR: (TR) Sakin, soğukkanlı (kimse). Akdoğan.

SUNGURALP: (TR) Soğukkanlı ve doğankuşu gibi güçlü, yiğit.

SUNGURBAY: (TR) (bkz. Sunguralp).

SUNGURTEKİN: (TR) (bkz. Sunguralp).

SUNULLAH: (AR) Allah'ın yarattığı.

SUYURGAL: (TR) İhsan, bağış, hükümdarca bağışlanan dirlik.

SUALP: (TR) Güçlü, yiğit asker.

SÜEL: (TR) Asker eli.

SÜER: (TR) Yiğit asker.

SÜERDEM: (TR) Erdemli asker.

SUERGİN: (TR) Olgun asker.

SÜERKAN: (TR) Soylu kandan gelen asker.

SÜERSAN: (TR) Yiğitliğiyle ünlü asker.

SÜHA: (AR) Büyükayı takım yıldızının en küçük yıldızı.

SÜHAN: (FAR) Söz, lakırdı. Şiir.

SÜHEYL: (AR) E Sema'nın güney yarımküresinde bulunan sefineyi Nuh burcundaki parlak ve büyük yıldızın adı.

SÜLASİ: (AR) Üçlü, üç şeyden meydana gelen.

SÜLEYMAN: (AR) İbranice "huzur, sükun". Kur'an-ı Kerim'de ismi geçen peygamberden biri.

SÜMER: (TR) Eski tarihlerde aşağı Mezopotamya'da yaşamış olan bir kavim.

SÜMRE: (AR) Esmerlik, karayağızlık.

SÜPHAN: (TR) Doğu Anadolu'da Van gölünün kuzey kıyısındaki sönmüş volkan.

SÜREHA: (AR) Saf ırklar.

SÜREYYA: (AR) Ülker yıldızı, pervin.

SÜRURİ: (AR) Sevinçle, neşeyle ilgili.
04-20-2009, Saat:10:50 AM


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi
Cricket World Cup Live