Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
S ile başlayan kız isimleri ve isminin anlamı
canımablam Çevrimdışı
Administrator
*******



Yorumları: 5,810
Konuları: 5,314
Kayıt Tarihi: Sep 2006
Rep Puanı: 5
#1
SAADET: (AR) Mutluluk, kutluluk, bahtiyarlık. SABA: (AR) Gündoğusundan esen hafif rüzgar. Türk müziğinin en eski mak
SAADET: (AR) Mutluluk, kutluluk, bahtiyarlık.

SABA: (AR) Gündoğusundan esen hafif rüzgar. Türk müziğinin en eski makamlarından.

SABAH: (AR) Gündüzün ilk saatleri, günün başlangıcı.

SABAAHAT: (AR) Güzellik, letafet.

SABAHNUR: (AR) Sabah ışığı, aydınlığı.

SABİA: (AR) Yedinci.

SABİHA: (AR) Güzel, latif, şirin.

SABİHAT: (AR) Gemiler. Yıldızlar.

SABİRE: (AR) Sabreden, tahammül eden, Katlanan sabırlı. Acele etmeyen.

SABİTE: (AR) Hareket etmeyen yıldız, gezegen olmayan yıldız. Matematik formülünde değeri değişmeyen miktar.

SABİYE: (AR) Küçük kız çocuğu, küçük kız.

SABRİYE: (AR) Sabırla ilgili, sabıra ilişkin.

SABRİNNİSA: (AR) Kadınların sabırlısı.

SACİDE: (AR) Secde eden, alnını yere koyan.

SADA: (AR) Ses, yankı.

SADBERK: (FAR) Yüz yapraklı, katmerli. Katmerli bir gül türü.

SADEDİL: (AR-FAR) Temiz yürekli. Saf, bön.

SADEGÜL: (AR-FAR) Bir gül kadar sade, temiz ve güzel.

SADIKA: (AR) Doğru gerçek hakiki, yalan olmayan, sahte olmayan. Sadakatli, samimi, bağlı.

SADİYE: (AR) Mutlulukla, uğurla ilgili, uğurlu.

SADRİYE: (AR) Göğüsle ilgili, göğse ait. Anneye göre çocuk.

SAFİGÜL: (AR-FAR) Gül gibi, katıksız, saf, duru, temiz.

SAFİHA: (AR) Yassı düz ve geniş yüz, levha. Levha halinde bulunan maden, saç. SAFİNAZ: (FAR) Çok nazlı, çok naz eden.

SAFİNUR: (AR) Çok nurlu, çok aydınlık, temiz kimse.

SAFİRE: (AR) İnce güzel ses. Islık.

SAFİYE: (AR) Katışıksız, katıksız, halis, temiz. Saflık, halislik.

SAFİYET: (AR) Saflık, temizlik, masumluk

SAHABET: (AR) Sahip çıkma. Koruma, arka olma, yardım etme.

SAHBA: (AR) Al, kızıl. Şarap, kırmızı şarap.

SAHİBE: (AR) Sahip. Koruyan, gözeten. Bir iş yapmış olan. Herhangi bir niteliği olan.

ŞAHİNE: (AR) Sık. Katı, pek.

SAHİRE: (AR) Geceleri uyumayan, uykusuz. Büyücü, büyüleyici güzel.

SAHRA: (AR) Kır, ova, çöl.

SAİDE: (AR) Mübarek, kutlu, uğurlu. Mübarek, mesut.

SAİKA: (AR) Sevk eden, götüren. Süren sürücü.

SAİME: (AR) Oruç tutan kimse, oruçlu.

SAİRE: (AR) Seyreden, hareket eden, yürüyen.

SAKIBA: (AR) Parlak, ışıklı. Delen, delik açan.

SAKİNE: (AR) Hareketsiz, kımıltısız, durgun. Sessiz. Heyecanı veya kızgınlığı olmayan.

SALİHA: (AR) Dinin emir ve yasaklarına uyan, iyi ahlak sahibi.

SALİSE: (AR) Üçüncü. Saniyenin altmışta biri. Binbaşılık derecesinde mülki rütbe.

SAMAHAT: (AR) Cömertlik, el açıklığı, iyilikseverlik.

SAMİA: (AR) İşitme duygusu, hissi.

SAMİHA: (AR) Cömert, eli açık.

SAMİME: (AR) Bir şeyin merkezi, içi, asli kısmı.

SAMİRE: (AR) Meyveli, meyva veren.

SAMİYE: (AR) Yüksek, yüce.

SANAT: (AR) Sanat, ustalık, hüner, marifet.

SANAY: (TR) Ay san.

SANEM: (AR) Put. Çok güzel kadın.

SANİA: (AR) Düzme, uydurma iş, tuzak, hile.

SANİHA: (AR) Zihin ve düşüncede oluşup çıkan, fikre doğan.

SANİYE: (AR) Bir dakikanın veya derecenin altmışta biri. İkinci derecede mülki rütbe.

SANNUR: (TR) Nurlu, ışıklı, güzel.

SARA: (İBR) Prenses. (FAR) Hz. İbrahim'in hanımı. Halis, katkısız, temiz.

SARİFE: (AR) Sarfeden, harcayan. Değiştiren.

SARİHA: (AR) Açık, meydanda. Belli. Saf, halis.

SARMAŞIK: (TR) Koyu yeşil renkli, değişik biçimli yapraklan olan tırmanıcı bir bitki.

SARRA: (AR) Sevindirici, sevinçli.

SATI: (TR) Satma, satış. Alışveriş. Düğün armağanı.

SATIGÜL: (TR) (bkz. Satı).

SAYE: (FAR) Gölge. Sahip çıkma, koruma, siyanet. Yardım.

SAYEBAN: (FAR) Sayvan, gölgelik. Büyük çadır. Koruyan.

SAYEDAR: (FAR) Gölgeli, gölgesi olan, gölge eden. Koruyan, sahip çıkan.

SAYEZAR: (FAR) Gölgelik.

SAYGI: (TR) İnsanlara karşı dikkatli, ölçülü, özenli davranmaya neden olan sevgi duygusu değer yargısı.

SAYGIN: (TR) Saygı gören, sayılan, hatırlı.

SAYGUR: (TR) (bkz. Saygın).

SAYGÜL: (TR) (bkz. Saygın). Nadir, eşsiz gül, sayılı gül.

SAYIL: (TR) Saygı gör, sözün dinlensin, değerin artsın. Değerli, saygıdeğer.

SEBA: (AR) Yedi. İslam öncesi Sami ve Arap kavimleri yedi sayısının kutsal bir nitelik taşıdığına inanırlardı, "yedi" sayısı.

SEBAHAT: (AR) (bkz. Sabahat).

SEBLA: (AR) Uzun, kirpikli göz.

SECİYE: (AR) Yaratılış, huy, karakter tabiat. İyi huy.

SEÇGÜL: (TR) Seçilmiş gül.

SEÇİL: (TR) Benzerleri arasından seçil, beğenil, üstün ol, sevgi ve saygı gör.

SEÇKİN: (TR) Seçilmiş, ayrılmış benzerlerinden üstün olduğu için ayrılmış, mümtaz, güzide.

SEDA: (AR) Ses. Yankı.

SEDACET: (AR) Sadelik.

SEDEF: (AR) Bazı deniz hayvanlarının (midye, istiridye gibi) sert, beyaz ve parlak kabuğu. Bu kabuktan yapılmış veya süslenmiş eşya.

SEDEN: (TR) Uyanık, tetikte, gözü açık olan.

SEFİNE: (AR) Vapur, gemi. Uzayın güney yarımı.

SEHA: (AR) Sehavet, kerem, cömertlik.

SEHER: (AR) Sabahın gün doğmadan önceki zamanı, tan ağartısı.

SEHHARE: (AR) Çok güzel, büyüleyici kadın.

SEKİNE: (AR) Sakin olma, sükunet. Huzur, gönül rahatlığı.

SELCAN: (TR) Coşkun, taşkın yaratılışlı kimse.

SELDA: (TR) Sel, taşkın su.

SELDAĞ: (TR) Dağları aşan sel, coşku.

SELDANUR: (TR) Nur seli.

SELEN: (TR) Sel gibi coşkun, taşkın kimse. Haber, havadis, kulakla duyulan,işitilen

SELİLE: (AR) Yeni doğmuş ilk kız çocuğu.

SELİME: (AR) Kusuru, noksanı olmayan, sağlam, doğru. Tehlikesiz, zararsız, kurtulmuş. Temiz, samimi.

SELİN: (TR) Gür akan su. Orta Asya'da yetişen, bodur, sürekli yeşil kalan bitki.

SELMA: (AR) Barış içinde bulunma, huzur, erinç. Güzel, hoş (kadın).

SELMİN: (AR) Barış yanlısı, barış ve sevgi duygusuyla dolu.

SELNUR: (TR) Nur seli, ışık seli.

SELVA: (AR) Bal. Büyük bıldırcın.

SELVET: (AR) Gönül rahatı.

SELVİ: (FAR) Koyu yeşil yapraklı, ince uzun bir ağaç türü.

SEMA: (AR) İşitme, duyma. Musiki dinleme. Gökyüzü. Felek. Mevlevilikte müzik eşliğinde yapılan dönme hareketi.

SEMAHAT: (AR) Cömertlik, el açıklığı, iyilikseverlik.

SEMEN: (FAR) Yasemin.

SEMENBER: (FAR) Göğsü yasemin gibi beyaz olan.

SEMENBU: (FAR) Yasemin kokulu.

SEMENTEN: (FAR) Yasemin renkli.

SEMERAT: (AR) Yemişler, meyveler. Faydalar, verimler.

SEMİHA: (AR) Eli açık, cömert.

SEMİNE: (AR) Pahalı, kıymetli. Çok değerli.

SEMİRAMİS: (İBR) Doğu mitolojisinde adı geçen, dünyanın 7 harikasından biri olan Babil'in asma bahçelerini kurduran Asur kraliçesi.

SEMİRE: (AR) Arkadaş. Nitelikli. Yamaç, dağ silsilesi.

SEMRA (Ar.) Esmer. Yemişli, meyveli ağaç.

SEMURE: (AR) Çoğalan, zengin olan, meyve veren verimli.

SENA: (AR) Övgü ile ilgili. Şimşek parıltısı.

SENABİL: (AR) Başaklar.

SENAHAN: (AR-FAR) Öven, metheden.

SENAN: (AR) Işıklı, parlak.

SENÂVER: (AR-FAR) Öven, metheden.

SENAY: (TR) Sen aysın, ay gibi güzelsin.

SENEM: (AR) (bkz. Sanem).

SENGÜL: (TR) Sen gülsün, gül gibi güzelsin.

SENİHA: (AR) İnciler, süs, bezek.

SENİYE: (AR) Yüksek, yüce, ali, bülend.

SERA: (FAR) Saray. Büyük konak. Köşk.

SERAB / SERAP : (FAR) Çöllük arazide, ışık kırılması sonucu görülen aldatıcı gerçek olmayan hayal, ılgım, salgım.

SERAÇE: (FAR) Saraycık, küçük saray, konak.

SERAY: (FAR) Ay gibi güzellerin başı. Büyük konak. Saray.

SERCAN: (TR) Sevgili, sevilen, başcan.

SERENGÜL: (TR) Baş gül. Güllerin birincisi.

SERKIZ: (FAR-TR) Baş kız, kızların, güzellerin başı.

SERMA: (FAR) Soğuk kış.

SERMELEK: (FAR) Meleklerin başı, melek kadar güzel ve iyi.

SERMİN: (TR) Nermin, Şermin gibi adlara benzetilerek yapılmıştır.

SERNAZ: (FAR) Çok nazlı.

SERNEVAZ: (FAR) Baş okşayan, sevecen.

SERNUR: (FAR) Baş ışık. İlk ışık.

SERPİL: (TR) İyi geliş, büyü, güzelleş.

SERPİN: (TR) Yağmur.

SERRA: (AR) Genişlik, kolaylık.

SERRAÇ: (FAR) Çok sevilen, sayılan kimse, baştacı. (AR) Saraç.

SERTAP: (TR) İnatçı, direngen.

SERVA: (FAR) Söz, masal.

SERVET: (AR) Zenginlik, varlık. Zenginliği meydana getiren mal, mülk, para.

SERVİ: (FAR) Koyu yeşil yapraklı, ince uzun bir ağaç türü.

SERVİNAZ: (FAR) Dallan yana sarkan servi. Uzun boylu sevgili.

SEVAL: (TR) Severek al, hep sev.

SEVAY: (TR) Sevimli ay.

SEVBAN: (AR) Giyinen, kuşanan.

SEVCAN: (TR) Sevgili insan, sevimli.

SEVDA: (AR) Bir şeye karşı hissedilen şiddetli arzu. Şiddetli sevgi, aşk. Aşırı istek, heves.

SEVDEKAR: (AR-FAR) Sevdalı.

SEVENAY: (TR) (bkz. Sevay).

SEVENCAN: (TR) (bkz. Sevcan).

SEVENGÜL: (TR) Sevimli gül, sevgiyi hatırlatan gül.

SEVENGÜN: (TR) (bkz. Sevgün).

SEVGİ: (TR) Sevme hissi, aşk muhabbet.

SEVGİNAZ: (TR) Çok nazlı, sevgili.

SEVİL: (TR) Ka. Her zaman sevilen, beğenilen biri olma temennisi.

SEVİLAY: (TR) Ay gibi her zaman sevil.

SEVİM: (TR) Sevme, muhabbet. Başkalarının sevmesine sebeb olan vasıf, cazibe.

SEVİNÇ: (TR) Bir halden hoşnut olmanın doğurduğu heyecan.

SEVNAZ: (TR) Çok nazlı sevgili.

SEVNUR: (TR) Sevgi nuru, ışığı, aygınlığı.

SEVTAP: (TR) Tapılacak kadar sevgi duyulan.

SEYHAN: (AR) Ürdün'ün ötesinde Hz. Musa'nın mezarının bulunduğu şehir. Adana ovasını yararak İskenderun körfezine dökülen nehir.

SEYYAL: (AR) Akan, akıcı, akışkan.

SEYYİDE: (AR) Bir topluluğun ileri gelen kişisi, lider.

SEZAN: (TR) Sezgili.

SEZAY: (TR) (bkz. Sezan).

SEZCAN: (TR) (bkz. Sezal).

SEZEN: (TR) Duyan, hisseden, anlayan, sezgili.

SEZER: (TR) Duyar, hisseder, anlar.

SEZGEN: (TR) Sezen, hisseden, duyan.

SEZGİ: (TR) Sezme kabiliyeti, seziş. Deneme ve akıl yürütme sonucu olmayıp doğrudan bilme, anlama ve kavrama.

SEZGİN: (TR) Sezme yeteneği olan, duygulu anlayışlı.

SEZGİNAY: (TR) (bkz. Sezgin).

SEZİN: (TR) (bkz. Sezgin).

SIDIKA: (AR) Çok doğru, yalan söylemeyen.

SIDKİYE: (AR) İç yürek temizliğiyle doğrulukla ilgili, (bkz. Sıdıka).

SILA: (AR). Doğup büyüdüğü yere gidip ayrı kaldığı yakınlarına kavuşma.

SIRMA: (TR) Altın yaldızlı veya yaldızsız ince gümüş tel.

SİBEL: (TR) Buğday başağı. Henüz yere düşmemiş yağmur damlası. Eski Türklerdeki bir tanrıça.

SİDRE: (AR) Arabistan kirazı.

SİMA: (FAR) Yüz, çehre, beniz. Kimse, insan, tip.

SİMAY: (TR) Gümüşten ay, gümüş gibi parlak ay.

SİMBER: (FAR) Göğsü gümüş gibi olan.

SİMGE: (TR) İşaret, sembol.

SİMİN: (FAR) Gümüşten, gümüş gibi, gümüşe benzeyen parlak ışıltı.

SİMRUY: (FAR) Gümüş yüzlü, gümüş gibi parlak, ışıltılı yüzü olan.

SİMTEN: (FAR) Teni gümüş gibi güzel, parlak olan.

SİNE: (FAR) Göğüs. Gönül, yürek. İç derinlik.

SİNEM: (FAR-TR) Gönlüm, yüreğim, çok sevdiğim.

SİTARE: (FAR) Yıldız.

SOLMAZ: (TR) Her zaman taze, körpe ve genç.

SOMAY: (TR) Ay gibi kusursuz, eksiksiz güzel.

SONAT: Bir veya iki çalgı için yazılmış 3-4 bölümlü müzik eseri

SONAY: (TR) Ay'ın son günleri.

SONGÜL: (TR) Sonbahar'ın sonlan, kış başlangıcında açan gül.

SONNUR: (TR) (bkz. Sonay).

SONTAÇ: (TR) Eşsiz taç.

SONVER: (TR) Son olması istenen çocuklara verilen isimlerden.

SÖNMEZ: (TR) Parlaklığım, ışığını hiç yitirmeyen, her zaman canlı.

SUAD: (AR) Mutlulukla, saadetle ilgili, mutlu.

SUBHİYE: (AR) Sabah vakti, şafak ile ilgili.

SUDE: (FAR) Farsca SÜ kökünden. Sürmek anlamında. Sürülmüş (tarla gibi işlenmiş) manasındadır. İkinci anlamı da ezilmiş, dövülmüş ancak bu tahıl türlerinin ezilmesi, dövülmesi gibi.

SUDİYE: (AR) Yararlı, faydalı, kazançlı.

SULBİYE: (AR) Birinin sulbünden gelme, kendi evladı, oğlu.

SULEHA: (AR) Salih, iyi, yarar, selahiyet, günah işlemeyen.

SULHİYE: (AR) Barışa özgü, barışla ilgili, barışçı.

SULTAN: (AR) Padişah, hükümdar.

SUNA: (TR) Erkek ördek. Görünüşündeki zerafet sebebiyle bayan ismi olarak kullanılmıştır.

SUNAR: (TR) Saygılı bir biçimde verir, takdim eder.

SUNAY: (TR) Ay'ı sun, getir. Sun ve ay kelimelerinden birleşik isim.

SUZAN: (FAR) Yakan, yakıcı. Yanan, yanıcı.

SUZİDİL: (FAR) Türk musikisinin şed makamlarından biri. Gönül ateşi, gönül sıcaklığı.

SUZNAK: (FAR) Yakan, yakıcı. Dokunaklı. Türk müziğinde basit bir makam.

SÜZÜLAY: (TR) Gökte süzülen ay.

SÜEDA: (AR) Kutlu, uğurlu insanlar.

SÜHANDAN: (FR) Söz sahibi, güzel söz söyleyen.

SÜHEYLA: (AR) Yumuşak, iyi huylu kadın. Güney yönünde görünen parlak yıldızlar

SÜKEYNE: (AR) Sessiz, sakin, ağırbaşlı, onurlu.

SÜLÜNAY: (TR) Ay gibi güzel, uzun boylu, endamlı.

SÜLÜNBİKE: (TR) Sülün gibi boylu endamlı kadın.

SÜMBÜL: (FAR) Zambakgillerden, salkım çiçekli, keskin kokulu, soğanlı otsu bitki. Güzellerin saçı.

SÜMEYRE / SÜMEYRA: (AR) Meyve çağlası. Kıvrılmış yaprak.

SÜMEYYE / SÜMEYYA : (AR) İslam'ın ilk şehidi. Ammar b. Yasir'in annesi ve ilk müslüman olan hanım sahabelerden.

SÜNDÜS: (AR) Eskiden altın veya gümüş tellerle nakışlı olarak dokunan bir çeşit ipekli kumaş. Kur'an'da cennet elbisesi anlamında geçmektedir.

SÜREYYA: (AR) Ülker yıldızı, pervin.

SÜSEN: (TR) Çiçekleri iri, güzel görünüşlü ve kokulu bir süs bitkisi. Zambak.

SÜVEYDA: (AR) Kalbin ortasında var kabul edilen siyah nokta. Tohumun ortasında bulunan tanecik. Kalpteki gizli günah
04-20-2009, Saat:10:51 AM


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi
Cricket World Cup Live