Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
T ile başlayan erkek isimleri ve isminin anlamı
canımablam Çevrimdışı
Administrator
*******



Yorumları: 5,810
Konuları: 5,314
Kayıt Tarihi: Sep 2006
Rep Puanı: 5
#1
TACAL: (TR) Üstün ol, taçlan. TACEDDİN / TACETTİN : (AR) Dinin tacı. TACİ: (AR) Taçla ilgili. TACİK: (FAR) İ
TACAL: (TR) Üstün ol, taçlan.

TACEDDİN / TACETTİN : (AR) Dinin tacı.

TACİ: (AR) Taçla ilgili.

TACİK: (FAR) İran ve Türkistan'da yaşayan İran asıllı, Farsça konuşan halktan olan kimse.

TACİM: (AR) Noktalama, noktalatma.

TACİR: (AR) Ticareti meslek edinmiş olan

TAÇKIN: (TR) Gurur.

TAHA: (AR) Kuranı Kerim'in 20. suresi. Hz. Ömer'e müslüman olmadan önce okunan ilk sure. Hz. Ömer bu sureden etkilenmiş ve müslüman olmuştur.

TAHİR: (AR) Temiz, pak. Türk musikisinde basit bir makam.

TAHSİN: (AR) Güzel bulma, beğenme. Aferin deme alkışlama.

TAİB / TAİP: (AR) Tövbe eden. Günahlarından dolayı pişmanlık duyup Allah'tan af dileyen.

TAİF: (AR) Tavaf eden. Dönen, dolaşan.

TAKİ: (AR) Günahtan haramdan kaçınan, dinine bağlı.

TALAT: (AR) Yüz, çehre. Yüz güzelliği.

TALAY: (TR) Deniz, büyük nehir, taloy. Çok fazla.

TALAYER: (TR) Deniz eri, denizci.

TALAYHAN: (TR) Denizlerin hakanı, hükümdarı.

TALAYKAN: (TR) Denizci kanı taşıyan.

TALAYKUT: (TR) Kutsal deniz.

TALAYMAN: (TR) Deniz adamı, denizci.

TALAS / TALAZ : (TR) Kasırga, fırtına.

TALHA: (AR) Zamk ağacı.

TALİB / TALİP : (AR) Talep eden arayan, isteyen; istekli. Alıcı müşteri. Talebe, öğrenci.

TALİK: (AR) Güleryüzlü. Düzgün söz söyleyen.

TALU: (TR) Seçkin, seçilmiş, güzel. İki kürek kemiği arası.

TALUY: (TR) Deniz, okyanus, talay.

TALUT: (İBR) Bakara suresinde İsrailoğulları hükümdarlığına Allah tarafından tayin edilen ve az bir askerle Calut'un ordularını yok eden komutan.

TAMAY: (TR) Dolunay, ayın ondördü.

TAMER: (TR) Nitelikli, saygın kişi.

TAMERK: (TR) Güçlü, kuvvetli kimse.

TAMERKİN: (TR) (bkz. Tamerk).

TAMKOÇ: (TR) Koç gibi güçlü.

TAMKUT: (TR) Çok mutlu, talihli kimse.

TAN: (Tür.) Güneş doğmadan önceki alacakaranlık, şafak vakti.

TANAÇAN: (TR) Sabah alacakaranlık.

TANAK: (TR) Garip, tuhaf, şaşırtıcı.

TANALP: (TR) Aydın, bilge yiğit.

TANALTAN: (TR) Tan - altan.

TANALTAY: (TR) Tan - altay.

TANAY: (TR) Şafak ve ay.

TANAYDIN: (TR) Aydınlık şafak.

TANBAY: (TR) Tan - bay.

TANBEK: (TR) Aydın bey.

TANBERK: (TR) Şafak çizgisi. Parlayan şimşek.

TANBEY: (TR) Şafak gibi aydınlık kimse.

TANBOLAT: (TR) Tan renginde çelik.

TANCAN: (TR) Önü aydınlık kimse.

TANDAN: (TR) Tan vaktinde doğan.

TANDOĞAN: (TR) Ağaran şafak.

TANDOĞDU: (TR) Tan vakti doğan kimseye verilen isim.

TANDORUK: (TR) Dorukların ilk ışıklarla aydınlanması.

TANER: (TR) (bkz. Tan).

TANFER: (TR-FAR) Tan vaktinin yan aydınlığı.

TANGÜN: (TR) Şafakla başlayan aydınlık gün.

TANIN: (TR) Herkesçe adın duyulsun, ünlen.

TANIR: (TR) Anımsar, bilir. Bilip ayıran, seçen.

TANIRCAN: (TR) Cana yakın. Çabuk tanışıp yaklaşan.

TANIRER: (TR) (bkz. Tanır-can).

TANJU: (TR) Türk hükümdarlarına Çinliler tarafından verilen unvan.

TANKAN: (TR) Şafak gibi aydınlık, temiz soydan gelen.

TANKOÇ: (TR) Tan koç.

TANKUT: (TR) Kutlu, uğurlu sabah.

TANÖREN: (TR) Şafakta çalışan.

TANPINAR: (TR) Tan pınar.

TANSAN: (TR) Tan gibi aydınlık, temiz adı olan. .

TANSIK: (TR) Şaşırtıcı, olağanüstü olay, mucize. Özlem, hasret. Değerli, kıymetli.

TANSOY: (TR) Şafak gibi aydınlık soyu olan

TANSU: (TR) Şafağın aydınlattığı su.

TANUĞUR: (TR) Uğurlu, mübarek sabah vakti.

TANVER: (TR) Şafak gibi ışık saç, aydınlat.

TANYEL: (TR) Şafak vakti esen rüzgar.

TANYERİ: (TR) Güneş doğmak üzereyken, ufukta hafifçe aydınlanan yer.

TANYILDIZ: (TR) Çoban yıldızı.

TANYOL: (TR) Şafak yolu, aydınlık yol.

TANYOLAÇ: (TR) Aydınlığa götüren, yol açan.

TANZER: (TR) Altın renginde tanyeri.

TAPGAÇ: (TR) Ünlü. Aziz.

TAPIK: (TR) Saygı, hürmet. İkram, hizmet.

TARA: (FAR) Yıldız, necim.

TARAB: (AR) Sevinç, şenlik.

TARAN: (TR) Geniş alan. İn. Kuş ya da balık kümeleri.

TARANCI: (TR) Rençber, çiftçi.

TARDU: (TR) Armağan, hediye.

TARHAN: (TR) Oğuzlarda demirci ve zanaatçı ustaları. Büyük toprak sahipleri, büyük tüccarlar. Han ve komutan unvanı.

TARHUN: (AR) Hekimlikte kullanılan ıtırlı bir bitki.

TARIK: (AR) Sabah yıldızı, zühre, venüs, yol.

TARKAN: (TR) Türklerin kullandığı, vekil, vezir, bey gibi unvan. Ayrıcalıklı, saygın kişi.

TAŞAN: (TR) Coşkulu, taşkın.

TAŞBOĞA: (TR) Taş gibi sert, boğa gibi güçlü kimse.

TAŞCAN: (TR) Taş gibi sağlam kimse.

TAŞDEMİR: (TR) Taş ve demir gibi güçlü, sağlıklı.

TAŞEL: (TR) Sağlam güçlü el.

TAŞER: (TR) Sağlam güçlü kimse.

TAŞGAN: (TR) Pınar, kaynak.

TAŞKAN: (TR) Sağlam, güçlü soydan gelen.

TAŞKIN: (TR) Taşmış halde bulunan. Coşkun. Aşırı.

TAŞKINAY: (TR) (bkz. Taşkın).

TAŞKINER: (TR) Coşkulu, coşkun kimse.

TAŞTEKİN: (TR) Emin, güvenilir, sağlam kişi.

TATAR: (TR) Bir Türk kavmi. Posta sürücüsü. Gül zambak gibi çiçeklerin açılmamış goncaları.

TATU: (TR) Barış, sulh.

TAVGAÇ: (TR) Çekicilik, cazibe.

TAVİL: (AR) Uzun. Çok süren. Aruzda bir ölçek.

TAYBARS: (TR) Pars gibi güçlü tay (çocuk).

TAYCAN: (TR) Genç ve güçlü kimse.

TAYFUN: (TR) Büyük okyanus ve Çin Denizi'nde görülen şiddetli fırtına.

TAYFUR: (AR) Küçük bir kuş türü.

TAYGAR: (AR) Uçan uçucu. Gaza dönüşen.

TAYGUN: (TR) Çocuk, torun.

TAYGUNER: (TR) Erkek torun

TAYI: (AR) Bir işi kendi isteğiyle yapan.

TAYKARA: (TR) Esmer, karayağız çocuk.

TAYKOÇ: (TR) Tay - koç.

TAYKURT: (TR) Tay - kurt.

TAYKUT: (TR) Kutlu uğurlu çocuk.

TAYLAK: (TR) Yeni doğmuş at yavrusu. Biniye gelmiş iki yaşında at yavrusu. Deve yavrusu. Yaramaz çocuk.

TAYLAN: (TR) İnce, kibar, güzel, boylu boslu kimse. Çok yağmur yağdığı halde işlenebilir toprak.

TAYMAN: (TR) Genç, taze, toy kimse.

TAYMAZ: (TR) Düşmeyen, kaymayan, dengeli kimse.

TAYUK: (TR) İnce, kibar genç.

TAYYİB / TAYYİP: (AR) İyi, hoş, güzel ala. Helal, çok temiz.

TEBER: (FAR) Küçük balta. Dervişlerin kullandıkları uzun saplı küçük balta.

TECEN: (TR) Mağrur, gururlu.

TECER: (TR) Becerikli. İç Anadolu'da sıradağ.

TECİK: (TR) Tutumlu, idareli tasarruflu.

TECİMEN: (TR) Ticaret adamı, tüccar. Tutumlu, idareli.

TECİMER: (TR) Tüccar.

TECMİL: (AR) Süs, tezyin.

TEDÜ: (TR) Bilge, zeki, anlayışlı kimse.

TEFHİM: (AR) Anlatma, bildirme.

TEKALP: (TR) Eşsiz, benzersiz yiğit.

TEKAY: (TR) Eşsiz ay.

TEKCAN: (TR) Çok değerli, eşsiz kimse.

TEKDOĞAN: (TR) Eşsiz, benzersiz doğmuş olan.

TEKECAN: (TR) Mert, sözünde duran. Özü sağlam kimse. Çayırlarda biten bir bitki.

TEKİN: (TR) Boş, ıssız. Sakin, rahat, uslu. İçinde kötülük bulunmayan. Tek, eşsiz. Uyanık, tetikte. Şehzade, prens. Uğurlu.

TEKİNALP: (TR) Tek ve eşsiz yiğit.

TEKİNAY: (TR) Biricik ve hayırlı ay.

TEKİNDAĞ: (TR) Uğurlu dağ.

TEKİNEL: (TR) Hayırlı el.

TEKİNER: (TR) Tek, eşsiz ve hayırlı kimse.

TEKİNSOY: (TR) İyi soydan gelen kimse.

TEKMİL: (AR) Kemale erdirme. Bitirme, bitirilme, tamamlanma, tamamlama. Tam, eksiksizce, bütün, hep.

TEKRİM: (AR) Ululama, saygı gösterme.

TEKSEN: (TR) Sen teksin, eşsizsin anlamında.

TEKSOY: (TR) Eşsiz bir soydan gelen.

TEMCİT: (AR) Ululama, ağırlama. Sabah ezanından sonra okunan, Allah'ın ululuğunu anlatan dua.

TEMEL: (YUN) Yapılardan toprak içinde kalan ve yapıya dayanak teşkil eden duvar ve taban kısımları, koyuk. Bu kısımların yapılması için açılan çukur. Asıl, esas. Dayanak. Belli, başlı en önemli.

TEMİRCAN: (TR) Demir gibi sağlam kimse.

TEMİRHAN: (TR) Demir gibi sağlam güçlü hükümdar. Timur han.

TEMİRKUT: (TR) Demir gibi güçlü ve uğurlu.

TEMİZALP: (TR) İyi ahlaklı kimse. Temiz yapılı ve yiğit.

TEMİZCAN: (TR) İçi temiz olan kimse.

TEMİZEL: (TR) Dürüst kimse.

TEMİZER: (TR) Dürüst kimse.

TEMİZHAN: (TR) İyi vasıflı lider.

TEMİZKAL: (TR) Her zaman doğru ve dürüst kal.

TEMİZKAN: (TR) Temiz soydan gelen.

TEMİZÖZ: (TR) Özü temiz, dürüst olan.

TEMİZSAN: (TR) Doğruluğu ve dürüstlüğüyle tanınan kimse.

TEMİZSOY: (TR) Temiz ve dürüst soydan gelen.

TEMREN: (TR) Ok, kargı gibi delici silahların ucundaki sivri demir.

TEMÜR: (TR) Demir.

TENDÜ: (Moğolca) Yiğit, cesur.

TENGİZ: (TR) Deniz.

TENGİZALP: (TR) Denizci yiğit.

TEOMAN: (TR) Hun imparatoru Mete'nin babası.

TERCAN: (TR) Genç, taze, delikanlı. Kırmızı buğday.

TERİM: (TR) Bilim ve sanat kavramlarından birini anlatan sözcük.

TETİKER: (Tür.) Uyanık, çevik, becerikli kimse.

TEVFİK: (AR) Uydurma, uygun düşürme. Başarıya ulaştırma. Allah'ın yardımına kavuşma.

TEZAL: (TR) Çabuk ol.

TEZALP: (TR) Çabuk, hızlı yiğit.

TEZAY: (TR) (bkz. Tezal).

TEZCAN: (TR) Telaşlı, heyecanlı, beklemeye dayanamayan, sabırsız.

TEZEL: (TR) Çabuk iş gören, becerikli.

TEZER: (TR) Çabuk hızlı, çevik kimse.

TEZEREN: (TR) Çabuk ulaşan, erişen.

TEZKAN: (TR) Kanı kaynayan, heyecanlı kimse.

TEZVEREN: (TR) Duyarlı, reaksiyoner.

TINAL: (TR) Soluk al, yaşamını sürdür.

TINAZ: (TR) Ot ya da saman yığını.

TİBET: (TR) Çin'in batısında bağımsız bir bölge.

TİGİN: (TR) (bkz. Tekin).

TİMUR: (TR) Demir. Türk- Moğol imparatoru.

TİMURCAN: (TR) Demir gibi sağlam ve güçlü.

TİMURHAN: (TR) (bkz. Timur).

TİMURKAN: (TR) Demir gibi güçlü soydan gelen.

TİMURÖZ: (TR) Özü demir gibi güçlü ve sağlam olan.

TİMURTAŞ: (TR) Demir ve taş gibi güçlü ve sert olan.

TİTİZ: (TR) Çok dikkatli ve özenli davranan. Prensiplerine aşın düşkün. Huysuz, öfkeli.

TOĞAN: (TR) Doğan, şahin.

TOĞAY: (TR) Fundalık.

TOKALP: (TR) Doymuş aç olmayan kimse. Kalın ve gür sese sahip. Kibirli.

TOKCAN: (TR) Gönlü tok olan.

TOKDEMİR: (TR) Sağlam demir.

TOKER: (TR) Tok er.

TOKGÖZ: (TR) Aç gözlü olmayan.

TOKHAN: (TR) Tok han.

TOKKAN: (TR) Cömert soylu.

TOKÖZ: (TR) Cömert ve kerem sahibi.

TOKTAHAN: (TR) Yerleşik yaşayan han.

TOKTAMIŞ: (TR) Bir yere yerleşmiş, oturmuş (kimse). Dinmiş, sakinleşmiş.

TOKTAŞ: (TR) Tok taş.

TOKTİMUR: (TR) Tok timur.

TOKTUĞ: (TR) Tok tuğ.

TOKUR: (TR) Eski Türk erkek adlarından.

TOKUŞ: (TR) Savaş.

TOKUŞHAN: (TR) Savaşçı lider, hakan.

TOKUZ: (TR) Dokuz. Kalın ve sık dokunmuş kumaş.

TOKUZER: (TR) Dokuz er. Dayanışmacı, tutkun yiğit.

TOKUZTUĞ: (TR) Dokuz tuğ.

TOKYAY: (TR) Tok yay.

TOKYÜREK: (TR) Yürekli, cesur.

TOKYÜZ: (TR) Tok yüz.

TOLA: (TR) Dolu, boş olmayan. Keyif, neşe. Güçlü korkusuz.

TOLAY: (TR) Topluluk, cemiyet.

TOLGA: (TR) Demir harp başlığı. Savaşçıların başlarına giydikleri demir başlık. Miğfer.

TOLGAHAN: (TR) Güçlü ve çevreli lider, han.

TOLGAN: (TR) Dolanma, dolaşma.

TOLGAY: (TR) Çevre, dolay.

TOLGUNAY: (TR) Dolunay.

TOLUN: (TR) Dolun, bedir, ayın ondördü.

TOLUNAY: (TR) Ayın ondördü, mehtap, dolunay.

TOLUNBAY: (TR) Birikimli, kişiliği gelişmiş.

TONAY:(*) Ay gibi parlak, ışıklı giysi.

TONGAL: (TR) Zengin kimse. Yaşlı erkek.

TONGAR: (TR) Büyük, güçlü. Yaşlı.

TONGUÇ: (TR) En büyük çocuk. Bir tür kuş, baykuş.

TOPAY: (TR) Dolunay.

TOPÇAM: (TR) Top çam.

TOPÇAY: (TR) Topçay.

TOPDEMİR: (TR) Top demir.

TOPEL: (TR) Top el.

TOPER: (TR) Top er.

TOPRAK: (TR) Yerkabuğunun canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü. Ülke, memleket. İşlenmiş arazi.

TOPUZ: (TR) Bir ucu top gibi olan silah. Kısa boylu kimse. Balyoz.

TOR: (TR) Toy, deneyimsiz. Ürkek, çekingen, utangaç. Mağrur, gururlu. Fidan. Toksöz.

TORALP: (TR) Gururlu, yiğit.

TORAMAN: (TR) Güçlü kuvvetli.

TORAN: (TR) Güçlü, kuvvetli, iri yan kimse. Yiğit, kahraman.

TORCAN: (TR) Çekingen, utangaç.

TORGAY: (TR) Serçe, tarla kuşu.

TORHAN: (TR) Gururlu hükümdar.

TORKAL: (TR) Hep utangaç ve çekingen ol.

TORKAN: (TR) Gururlu ve tok sözlü soydan gelen.

TORLAK: (TR) Güzel, genç, yakışıklı. İyi gelişmiş ağaç fidanı.

TORUMTAY: (TR) Yırtıcı bir kuş türü.

TOTUK: (TR) Eski Türkler'de askeri vali.

TOYBOĞA: (TR) Genç boğa.

TOYCAN: (TR) Çok genç ve tecrübesiz.

TOYDEMİR: (TR) Toy - demir.

TOYDENİZ: (TR) Toy - deniz.

TOYGAR: (TR) Tarla kuşu, turgay.

TOYGUN: (TR) Genç, delikanlı. Çakırdoğan.

TOYKA: (TR) Büyük, kalın sopa.

TOZAN: (TR) İnce toz tanesi. Tozu çok olan yer. Kar fırtınası.

TOZUN: (TR) Soylu, asil.

TÖKEL: (TR) Çok.

TÖRE: (TR) Eğitim, görgü, gelenek. Soyluluk, asalet. Eksiksiz, mükemmel. Geline verilen armağan.

TÖREGÜN: (TR) Geleneksel, geleneğe uygun, gündemde.

TÖREHAN: (TR) Görgülü er.

TÖREL: (TR) Töreye uygun olan, töre ile ilgili.

TORUM: (TR) Yaratılış.

TÖZ: (TR) Kök, asıl, cevher.

TÖZÜM: (TR) Sabırlı, alçak gönüllü.

TUFAN: (AR) Hz. Nuh zamanında Allah'ın kötülüğe sapmış insanları cezalandırmak için gönderdiği bütün dünyayı su ile kaplayan yağmur. Şiddetli yağmur ve sel.

TUGAY: (TR) İki alaydan oluşan askeri birlik, liva.

TUĞ: (TR) Eskiden paşalara verilen at kılından yapılmış sorguç.

TUĞAL: (TR) Sancaktar. Tuğ taşıyan.

TUĞALP: (TR) Milli lider.

TUĞALTAN: (TR) Tuğ - altan.

TUĞALTAY: (TR) Altay'a özgü, Altay simgesi.

TUĞBAY: (TR) Eskiden tugay komutanlığı yapan albay.

TUĞCU: (TR) At kılından yapılmış tuğları taşıyan kimse.

TUĞKAN: (TR) Tuğ kan.

TUĞKUN: (TR) İzinsiz yanına varılmayan varlıklı, saygın.

TUĞLU: (TR) Bayraklı, sancaklı. Şımarık.

TUĞRA: (TR) Osmanlı padişahlarının imza yerine kullandıkları özel biçimi olan simge. Mühür.

TUĞRUL: (TR) Ak doğan, çakırdoğan, yırtıcı kuşlardan bir kuş.

TUĞSAN: (TR) Tuğ san.

TUĞSAV: (TR) Tuğ sav.

TUĞSAVAN: (TR) Tuğ savan.

TUĞSAVAŞ: (TR) Tuğ savaş.

TUĞSEL: (TR) Tuğ sel.

TUĞSER: (TR) Baştuğ.

TUĞTAŞI: (TR) Tuğ taş.

TUĞTEKİN: (TR) Biricik, uğurlu tuğ.

TUĞYAN: (AR) Coşma, taşma. İsyan.

TULÜ: (AR) Doğma, doğuş.

TULÜN: (TR) Dolun.

TUNA: (TR) Çok bol. Yavru. Görkemli, gösterişli. Karaormanlardan doğan, Karadeniz'e dökülen, Avrupa'nın Volga'dan sonra en uzun ırmağı.

TUNCA: (TR) Balkan Yarımadası'nda Meriç ırmağının kolu.

TUNCAL: (TR) Al renginde tunç.

TUNCALP: (TR) Tunç gibi güçlü, kuvvetli yiğit.

TUNCAY: (TR) Tunç renginde ay.

TUNCEL: (TR) Tunç gibi güçlü el.

TUNCER: (TR) Tunç gibi güçlü kimse.

TUNÇ: (TR) Bakır, çinko, kalay karışımı.

TUNÇAL: (TR) Tunç al.

TUNÇALP: (TR) Güçlü yiğit.

TUNÇARAL: (TR) Tunç aral.

TUNÇASLAN: (TR) Tunçaslan.

TUNCAY: (TR) Tunç ay.

TUNÇBAY: (TR) Tunç bay.

TUNÇBİLEK: (TR) Tunç bilek.

TUNÇBOĞA: (TR) Tunç gibi sağlam, boğa kadar güçlü.

TUNÇBÖRÜ: (TR) Tunç gibi sağlam, kurt kadar güçlü.

TUNÇÇAĞ: (TR) Tunç dönemi.

TUNÇDAĞ: (TR) Tunçtan oluşan, dağ gibi güçlü.

TUNÇEL: (TR) Tunç gibi güçlü el.

TUNÇER: (TR) Tunç gibi güçlü kimse.

TUNÇHAN: (TR) Tunç han.

TUNÇKAN: (TR) Güçlü soydan gelen. Tunç kanından.

TUNÇKAYA: (TR) Tunç kaya.

TUNÇKILIÇ: (TR) Tunç kılıç.

TUNÇKOL: (TR) Güçlü kuvvetli kimse.

TUNÇKURT: (TR) Tunç kurt.

TUNÇÖVEN: (TR) Tunç öven.

TUNÇSOY: (TR) Kökü güçlü soydan gelen kimse.

TUNÇTÜRK: (TR) Sağlam ve güçlü Türk.

TUR: (AR) Dağ. Delikanlı genç. Gelir, kazanç, verim. Devir, dolaşma.

TURA: (TR) Tuğra. Kalkan, siper.

TURAÇ: (TR) Keklik cinsinden eti yenir bir av kuşu.

TURALP: (TR) Genç, delikanlı yiğit.

TURAN: (TR) Eski İranlılara göre Türk ülkesi. Bütün Türkler'in ve Turan kavimlerinin birleşmesiyle meydana gelecek devlet.

TURATEKİN: (TR) Emin, zararsız ve koruyucu yiğit.

TURAY: (TR) Tur ay.

TURBAY: (TR) Tur bay.

TURCAN: (TR) Genç, delikanlı.

TURGAY: (TR) Boz renkli, küçük ötücü, tarlalarda yuva yapan bir tür serçe, torgay. TURGUT: (TR) Konut, oturulacak yer.

TURHAN: (TR) Soylu ve seçkin kimse. Eski Türklerde vergi ödemeyen, hükümdar huzuruna izinsiz girebilen, saygın kimse. Turahan.

TUTKUN: (TR) Bir şey ya da birine düşkün bağlı. Bol, verimli. Esir, tutsak.

TUYAN: (TR) Semiz, şişman. Zengin. Kibirli, gururlu.

TUYGUN: (TR) Genç, güçlü. Çılgın, şımarık. Duygulu, hassas.

TUYUĞ: (TR) Şiir, şarkı, türkü.

TUZ: (TR) Güzellik, şirinlik.

TUZER: (TR) Şirin delikanlı.

TÜBLEK: (TR) Soylu, asil.

TÜKEL: (TR) Tam, bütün, mükemmel.

TÜKELALP: (TR) Kusursuz yiğit.

TÜKELAY: (TR) Dolunay.

TÜLEK: (TR) Kurnaz, açıkgöz, düzenci. Efe. Çok genç, delikanlı. Zengin. Saygın kimse. Sakin, gururlu.

TÜMAY: (TR) Dolunay.

TÜMBAY: (TR) Tüm bay.

TÜMCAN: (TR) Tüm - can.

TÜMEL: (TR) Temel.

TÜMEN: (TR) On bin. Pek çok. Yığın, küme, sürü.

TÜMENBAY: (TR) Tümen komutanı onbin kişilik grubun lideri.

TÜMER: (TR) Tam erkek, yiğit.

TÜMERDEM: (TR) Çok erdemli.

TÜMERK: (TR) Güçlü, kuvvetli.

TÜMERKAN: (TR) Yiğit kandan gelen.

TÜMERKİN: (TR) Olgun.

TÜMKAN: (TR) Kanlı, canlı, sağlıklı.

TÜMKURT: (TR) Tüm - kurt.

TÜMKUT: (TR) Çok talihli, kutlu.

TÜN: (TR) Gece.

TÜNAK: (TR) Işıklı, mehtaplı gece.

TÜNAL: (TR) Tün - al.

TÜNAY: (TR) Tün - ay.

TÜNER: (TR) Tün - er.

TÜNEY: (TR) Öğle güneşi alan yer. Güneş battıktan sonraki zaman. Güneşli yer.

TÜRABI: (AR) Toprakla ilgili. Topraktan.

TÜRE: (TR) Görenek, gelenek, töre. Subay, komutan. Hak ve hukuka uygunluk, adalet.

TÜREGÜN: (TR) Türe - gün.

TÜREHAN: (TR) Türe - han.

TÜREK: (TR) Tepelerin ortasındaki çıkıntı.

TÜREL: (TR) Hukuksal, hukukla ilgili.

TÜRELİ: (TR) Güzel.

TÜREMEN: (TR) Yasa adamı, hukukçu.

TÜREV: (TR) Oluşan, ortaya çıkan, türeyen.

TÜRKAY: (TüR) Ay gibi parlak, aydınlık Türk.

TÜRKCAN: (TR) Sevilen Türk.

TÜRKDOĞAN: (TR) Türk soyuna mensup.

TÜRKER: (TR) Türk er.

TÜRKEŞ: (TR) Oğuz yazıtlarında adı geçen bir kahramanın adı.

TÜRKMEN: (TR) Oğuzların bir kolu. Bu koldan olan. Tam göçebe olmayan fakat mevsiminde yaylaya veya yazıya çıkan.

TÜRKOĞLU: (TR) Türk oğlu.

TÜRKOL: (TR) Türk ol.

TÜRKÖZ: (TR) Özü, aslı Türk olan.

TÜRKSAN: (TR) Adı duyulmuş, Türk gibi ünlü.

TÜRKŞEN: (TR) Şen ve mutlu Türk anlamında.

TÜRKYILMAZ: (TR) Direnişçi, sebat eden.

TÜRÜNK: (TR) Çalışan, etkin.

TÜVÂN: (FAR) Güç, kuvvet.

TÜVANGER: (FAR) Zengin, mülk sahibi, varsıl.

TÜZEL: (TR) Adalet, hukuk.

TÜZEMAN: (TR) Adaletli kimse. Yasa adamı, hukukçu.

TÜZMEN: (TR) Doğru, adil, güvenilir kimse.

TUZUN: (TR) Yumuşak huylu, sakin kimse, soylu, asil.

TÜZÜNALP: (TR) Yumuşak başlı, sakin, asil yiğit.

TÜZÜNER: (TR) Tüzün er.
04-20-2009, Saat:10:54 AM


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi
Cricket World Cup Live