<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[msn ifadeleri msn avatarları msn eklentileri avatar - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.canimablama.com/</link>
		<description>msn ifadeleri msn avatarları msn eklentileri avatar - http://www.canimablama.com</description>
		<pubDate>Thu, 17 May 2012 20:50:59 -0400</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Ryan Doyle bu adam inanılmaz ya süper :)]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15700</link>
			<pubDate>Thu, 17 May 2012 16:58:46 -0400</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15700</guid>
			<description><![CDATA[Dünyaca ünlü parkur/Free Running(serbest koşu) atleti Red Bull Sporcusu Ryan Doyle, Mardin'in, çatılarında, 
çarşısında, eşsiz tarihi manastır ve medreselerinde yaptığı serbest koşu performansı ile hem yürekleri
ağızlara getirdi hem de Mardinlilerin gönlünde taht kurdu.

Dünyaca ünlü parkour atleti ve Red Bull sporcusu Ryan Doyle'un Mardin'de sergilediği performansın farklı
ses mühendisliği ile oluşturulmuş bu klibini ve dökümantasyonu mutlaka izlemelisiniz. Müthiş bir görsel 
şov ve Türkiye´yi Dünya´ya tanıtan eşsiz görsel öğeler ile bezeli. Sonuna kadar aksiyonu yaşamak Ryan Doyle 
için bir zevk,
Türkiye´yi keşfetmek ise yepyeni bir yaşam kavramı oldu.


Dökümantasyon İçin;

http://www.youtube.com/watch?v=IUTXXMdQnio


Video için;

http://www.dailymotion.com/video/xlnvl8_...oyle_sport]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Dünyaca ünlü parkur/Free Running(serbest koşu) atleti Red Bull Sporcusu Ryan Doyle, Mardin'in, çatılarında, 
çarşısında, eşsiz tarihi manastır ve medreselerinde yaptığı serbest koşu performansı ile hem yürekleri
ağızlara getirdi hem de Mardinlilerin gönlünde taht kurdu.

Dünyaca ünlü parkour atleti ve Red Bull sporcusu Ryan Doyle'un Mardin'de sergilediği performansın farklı
ses mühendisliği ile oluşturulmuş bu klibini ve dökümantasyonu mutlaka izlemelisiniz. Müthiş bir görsel 
şov ve Türkiye´yi Dünya´ya tanıtan eşsiz görsel öğeler ile bezeli. Sonuna kadar aksiyonu yaşamak Ryan Doyle 
için bir zevk,
Türkiye´yi keşfetmek ise yepyeni bir yaşam kavramı oldu.


Dökümantasyon İçin;

http://www.youtube.com/watch?v=IUTXXMdQnio


Video için;

http://www.dailymotion.com/video/xlnvl8_...oyle_sport]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Liverpool F.C, Ramsey ile birlikte yürüyor,]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15699</link>
			<pubDate>Wed, 16 May 2012 06:25:32 -0400</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15699</guid>
			<description><![CDATA[Türk şirketi Ramsey, İngiltere'nin efsane futbol takımı Liverpool'un resmi giyim sponsoru oldu.
Sen de milyonlarla birlikte yürümeye hazır mısın?

http://www.dailymotion.com/video/xqlwo1_...uyor_sport]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Türk şirketi Ramsey, İngiltere'nin efsane futbol takımı Liverpool'un resmi giyim sponsoru oldu.
Sen de milyonlarla birlikte yürümeye hazır mısın?

http://www.dailymotion.com/video/xqlwo1_...uyor_sport]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Red Bull Türkiye Bc One Elemeleri]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15698</link>
			<pubDate>Wed, 16 May 2012 05:09:59 -0400</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15698</guid>
			<description><![CDATA[19 Yarışmacının katıldıgı Bc One elemeleri çok farklı break dans gösterileri yapıldı.

http://www.dailymotion.com/video/xqicfd_...clip_sport]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[19 Yarışmacının katıldıgı Bc One elemeleri çok farklı break dans gösterileri yapıldı.

http://www.dailymotion.com/video/xqicfd_...clip_sport]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sosyal ağlar bağımlılık yapıyor]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15697</link>
			<pubDate>Tue, 15 May 2012 16:06:53 -0400</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15697</guid>
			<description><![CDATA["Sosyal ağlar bağımlılık yapıyor"

07/05/2012 11:40


Milyonların sanal dünyada iletişim kurduğu sosyal paylaşım ağları, kişilerde psikososyal alanda olumsuzluklara yol açabiliyor.
'Sosyal ağlar bağımlılık yapıyor'
	
	
	

Konuya ilişkin yapılan araştırma, haftada en az 24 saatini burada geçirenlerin &#8220;bağımlı&#8221; olabileceği belirtilirken, ağların sapkınlıkların sanal ortamda yaşanmasına imkan sağladığı, &#8220;aldatmaları&#8221; normalleştirdiğini, kişileri narsistleştirebilirken; depresyona sokabildiğini ve asosyalleştirdiğini ortaya koyuyor. Kişinin olduğundan daha fazla dindar, daha fazla hümanist ya da devrimci gözükmesini kolaylaştıran bir araç olabiliyor. Sosyal ağdaki iletişim kurulan kişiyle oluşturulması gereken özdeşlik kişilik çatışmalarına, ileri aşamalarında kişilik bölünmesine götürebiliyor. 

Sosyal paylaşım ağının, bireysel ve toplumsal etkileri Uluslararası Psikologlar Derneği ile uzaktan eğitim yapan Brüssel Capital Üniversitesi Psikoloji bölümü tarafından yapılan ortak araştırmada incelendi. Araştırma, 16-40 yaş arası 50 bayan ve 50 erkek bir sosyal paylaşım kullanıcısına yapılan anket ve birebir görüşme ile gerçekleştirildi. Katılımcılar, ortama bağımlılık açısından haftada en az 24 saatini bu paylaşım ağında geçiren kişiler arasından seçildi. Araştırmada, sosyal paylaşım ağının bu kişiler üzerindeki olumsuz etkilerini ortaya çıkardı. Bunlardan birisi, çoğul kişilik ilişkisi olarak belirlendi. 

&#8220;Her kültür, her zevk biçimi yandaş bulabiliyor&#8221;
Psikolog ve Refleksoloji Uzmanı Halil Tabur, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilgili sosyal paylaşım ağının kişiye ait özel bir sayfa oluğunu, ancak tüm gönderilerin global bir datada toplandığından bunun çok da &#8220;özel&#8221; olarak tanımlanamayacağını ifade etti. Sosyal paylaşım ağlarında her konu her renk her kültür hatta her zevk biçiminin kendine yandaş bulabildiğini anlatan Tabur, &#8220;Kişiye sıradan gelen birçok ilgi alanı ya da ahlaksızca gelen birçok ilgi, eğilim normalleşerek kendine hayat bulabilir&#8221; dedi. Sosyal paylaşım ağlarının zararlı etkilerinin de bu noktada kendini göstermeye başladığını vurgulayan Tabur, &#8220;İnsanlar akıllarına gelmesine rağmen içine giremedikleri ya da gerçekleştiremedikleri birçok sapkınlığı sanalda olsa yaşamaya başlıyor&#8221; diye konuştu. 

Araştırmanın sonuçları hakkında bilgi veren Tabur'un verdiği bilgiye göre, sosyal paylaşım ağlarında kişi kendisiyle çelişen tavır ve davranışları kısa süreli de olsa benimseyebiliyor. Bunun nedeni sosyal kabul ya da reddedilme korkusu olabiliyor. Sosyal ağdaki iletişim kurulan kişiyle oluşturulması gereken özdeşlik, benzerlik kişide kişilik çatışmalarına, ileri aşamalarında kişilik bölünmesine götürebiliyor. Bu süreç, sosyal ağda geçen sürenin artmasıyla gerçeklik arasındaki bağın kaybolmasına yol açabiliyor. Örneğin, sevmediği bir müzik tarzını paylaşma ya da bir yaşantısal deneyimi hoşlanmasa da sırf birilerine şirin gözükmek için beğenme, kişinin kendine olan saygısını yitirmesine neden olabiliyor. 

Sosyal paylaşım ağlarında, &#8220;beğenilme&#8221; narsistlik boyutuna ulaşabiliyor. Bu durumda histerik tutum ve davranışlar ortaya çıkabiliyor. Örneğin, fotoğrafı çok beğenilenin egosu şişerken, az ya da beğenilmeyenin egosu sönebiliyor ve kişi örselenebiliyor. Narsizm, beraberinde kıskançlığı teşvik edebiliyor. Artan ego, en çok beğenilenin zirvede olanın hep kendisi olmasını istemesine yol açabiliyor. Sosyal paylaşım ağı, kişinin olduğundan daha fazla dindar, daha fazla hümanist ya da devrimci gözükmesini kolaylaştıran bir araç olabiliyor. 

İnternet başında saatlerce oturarak bildirim paylaşmak, &#8220;sosyalleşme&#8221; olarak gösteriliyor. Psikologlar, bunu sosyal bildirim bağımlılığı olarak tanımlıyor. Gün içinde 10'dan fazla bildirim yapan kişilerin bağımlılığa yakın olduğu belirtiliyor. Bu kişiler, bildirim yaptıkça sosyalleşeceğini düşünmesine karşın &#8220;asosyal&#8221; konuma geliyor ve kişi beynin sosyalleşme ile ilgili ayırdığı süreden alındığı için gerçek sosyal ilişkilerden kaçınmaya başlıyor. Çünkü beyin bildirimlerin etkisiyle sosyalleşmeye doyuyor. Akrabalarını aramayan, selam vermeyen bir bağımlının her sabah arkadaş listesindekilere &#8220;merhaba&#8221; demesi, onlarla sohbet edip onların sorunlarını çözmeye çalışması ciddi bir çelişki yaratıyor. 

&#8220;Aldatma, sıradanlaşıyor&#8221;
Araştırmaya göre, sosyal paylaşım ağları ile aldatma arasında da ilişki bulunuyor. İnternet aracılığıyla herkes kendisine yakın birisini bulabiliyor. Özellikle aldatmanın sıradanlaşması, olaya teşviki hızlandırabiliyor. Kişi, adrenalinin içinde kaybolup, mantıklı düşünceden uzaklaşabiliyor. Ahlaki öğretilerin yerle bir olduğu bu platform içten içe ilişkileri ve aileleri parçalıyor. Çok mazbut bir eş, eşiyle tartışıp dertleşecek kimseyi bulamadığı bir anda uzanan bir arkadaşlık teklifini bir anlık boşlukla kabul edip bir girdabın içinde kendini bulabiliyor. 

Sosyal ağlar, kişinin ihtiras ve arzularını da ortaya çıkarabiliyor. Öte yandan, sosyal paylaşım ağları depresyona yol açabiliyor. Araştırmaya göre, eğlenen hoş vakit geçiren kişilerin fotoğraf ve görüntüleri aynı imkanlara sahip olmayan kişilerde &#8220;eksiklik&#8221; duygusuna neden oluyor ve bu kişilerin depresyona girmesini sağlayabiliyor. Ayrıca, buralarda cinsel sapmaların cazip şekilde sunulması ve sosyal kontrol mekanizmasının yokluğu, kişileri cinsel sapmalara yöneltebiliyor. Araştırmalar, birçok cinsel sapma eğilimi olanların bu ilişkilere sosyal ağlarda daha kolay ulaştıklarını ve ilk deneyimlerini de bu ağlarda yaşadıklarını gösteriyor. Özellikle Avrupa'yı çok ciddi etkileyen çocuk pornografisinde bu ağlar ciddi bir veritabanı oluşturuyor. (AA)


http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?a...goryID=118]]></description>
			<content:encoded><![CDATA["Sosyal ağlar bağımlılık yapıyor"

07/05/2012 11:40


Milyonların sanal dünyada iletişim kurduğu sosyal paylaşım ağları, kişilerde psikososyal alanda olumsuzluklara yol açabiliyor.
'Sosyal ağlar bağımlılık yapıyor'
	
	
	

Konuya ilişkin yapılan araştırma, haftada en az 24 saatini burada geçirenlerin &#8220;bağımlı&#8221; olabileceği belirtilirken, ağların sapkınlıkların sanal ortamda yaşanmasına imkan sağladığı, &#8220;aldatmaları&#8221; normalleştirdiğini, kişileri narsistleştirebilirken; depresyona sokabildiğini ve asosyalleştirdiğini ortaya koyuyor. Kişinin olduğundan daha fazla dindar, daha fazla hümanist ya da devrimci gözükmesini kolaylaştıran bir araç olabiliyor. Sosyal ağdaki iletişim kurulan kişiyle oluşturulması gereken özdeşlik kişilik çatışmalarına, ileri aşamalarında kişilik bölünmesine götürebiliyor. 

Sosyal paylaşım ağının, bireysel ve toplumsal etkileri Uluslararası Psikologlar Derneği ile uzaktan eğitim yapan Brüssel Capital Üniversitesi Psikoloji bölümü tarafından yapılan ortak araştırmada incelendi. Araştırma, 16-40 yaş arası 50 bayan ve 50 erkek bir sosyal paylaşım kullanıcısına yapılan anket ve birebir görüşme ile gerçekleştirildi. Katılımcılar, ortama bağımlılık açısından haftada en az 24 saatini bu paylaşım ağında geçiren kişiler arasından seçildi. Araştırmada, sosyal paylaşım ağının bu kişiler üzerindeki olumsuz etkilerini ortaya çıkardı. Bunlardan birisi, çoğul kişilik ilişkisi olarak belirlendi. 

&#8220;Her kültür, her zevk biçimi yandaş bulabiliyor&#8221;
Psikolog ve Refleksoloji Uzmanı Halil Tabur, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilgili sosyal paylaşım ağının kişiye ait özel bir sayfa oluğunu, ancak tüm gönderilerin global bir datada toplandığından bunun çok da &#8220;özel&#8221; olarak tanımlanamayacağını ifade etti. Sosyal paylaşım ağlarında her konu her renk her kültür hatta her zevk biçiminin kendine yandaş bulabildiğini anlatan Tabur, &#8220;Kişiye sıradan gelen birçok ilgi alanı ya da ahlaksızca gelen birçok ilgi, eğilim normalleşerek kendine hayat bulabilir&#8221; dedi. Sosyal paylaşım ağlarının zararlı etkilerinin de bu noktada kendini göstermeye başladığını vurgulayan Tabur, &#8220;İnsanlar akıllarına gelmesine rağmen içine giremedikleri ya da gerçekleştiremedikleri birçok sapkınlığı sanalda olsa yaşamaya başlıyor&#8221; diye konuştu. 

Araştırmanın sonuçları hakkında bilgi veren Tabur'un verdiği bilgiye göre, sosyal paylaşım ağlarında kişi kendisiyle çelişen tavır ve davranışları kısa süreli de olsa benimseyebiliyor. Bunun nedeni sosyal kabul ya da reddedilme korkusu olabiliyor. Sosyal ağdaki iletişim kurulan kişiyle oluşturulması gereken özdeşlik, benzerlik kişide kişilik çatışmalarına, ileri aşamalarında kişilik bölünmesine götürebiliyor. Bu süreç, sosyal ağda geçen sürenin artmasıyla gerçeklik arasındaki bağın kaybolmasına yol açabiliyor. Örneğin, sevmediği bir müzik tarzını paylaşma ya da bir yaşantısal deneyimi hoşlanmasa da sırf birilerine şirin gözükmek için beğenme, kişinin kendine olan saygısını yitirmesine neden olabiliyor. 

Sosyal paylaşım ağlarında, &#8220;beğenilme&#8221; narsistlik boyutuna ulaşabiliyor. Bu durumda histerik tutum ve davranışlar ortaya çıkabiliyor. Örneğin, fotoğrafı çok beğenilenin egosu şişerken, az ya da beğenilmeyenin egosu sönebiliyor ve kişi örselenebiliyor. Narsizm, beraberinde kıskançlığı teşvik edebiliyor. Artan ego, en çok beğenilenin zirvede olanın hep kendisi olmasını istemesine yol açabiliyor. Sosyal paylaşım ağı, kişinin olduğundan daha fazla dindar, daha fazla hümanist ya da devrimci gözükmesini kolaylaştıran bir araç olabiliyor. 

İnternet başında saatlerce oturarak bildirim paylaşmak, &#8220;sosyalleşme&#8221; olarak gösteriliyor. Psikologlar, bunu sosyal bildirim bağımlılığı olarak tanımlıyor. Gün içinde 10'dan fazla bildirim yapan kişilerin bağımlılığa yakın olduğu belirtiliyor. Bu kişiler, bildirim yaptıkça sosyalleşeceğini düşünmesine karşın &#8220;asosyal&#8221; konuma geliyor ve kişi beynin sosyalleşme ile ilgili ayırdığı süreden alındığı için gerçek sosyal ilişkilerden kaçınmaya başlıyor. Çünkü beyin bildirimlerin etkisiyle sosyalleşmeye doyuyor. Akrabalarını aramayan, selam vermeyen bir bağımlının her sabah arkadaş listesindekilere &#8220;merhaba&#8221; demesi, onlarla sohbet edip onların sorunlarını çözmeye çalışması ciddi bir çelişki yaratıyor. 

&#8220;Aldatma, sıradanlaşıyor&#8221;
Araştırmaya göre, sosyal paylaşım ağları ile aldatma arasında da ilişki bulunuyor. İnternet aracılığıyla herkes kendisine yakın birisini bulabiliyor. Özellikle aldatmanın sıradanlaşması, olaya teşviki hızlandırabiliyor. Kişi, adrenalinin içinde kaybolup, mantıklı düşünceden uzaklaşabiliyor. Ahlaki öğretilerin yerle bir olduğu bu platform içten içe ilişkileri ve aileleri parçalıyor. Çok mazbut bir eş, eşiyle tartışıp dertleşecek kimseyi bulamadığı bir anda uzanan bir arkadaşlık teklifini bir anlık boşlukla kabul edip bir girdabın içinde kendini bulabiliyor. 

Sosyal ağlar, kişinin ihtiras ve arzularını da ortaya çıkarabiliyor. Öte yandan, sosyal paylaşım ağları depresyona yol açabiliyor. Araştırmaya göre, eğlenen hoş vakit geçiren kişilerin fotoğraf ve görüntüleri aynı imkanlara sahip olmayan kişilerde &#8220;eksiklik&#8221; duygusuna neden oluyor ve bu kişilerin depresyona girmesini sağlayabiliyor. Ayrıca, buralarda cinsel sapmaların cazip şekilde sunulması ve sosyal kontrol mekanizmasının yokluğu, kişileri cinsel sapmalara yöneltebiliyor. Araştırmalar, birçok cinsel sapma eğilimi olanların bu ilişkilere sosyal ağlarda daha kolay ulaştıklarını ve ilk deneyimlerini de bu ağlarda yaşadıklarını gösteriyor. Özellikle Avrupa'yı çok ciddi etkileyen çocuk pornografisinde bu ağlar ciddi bir veritabanı oluşturuyor. (AA)


http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?a...goryID=118]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Aracınız çekilirse bu numaraya mesaj atın]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15696</link>
			<pubDate>Mon, 14 May 2012 16:39:41 -0400</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15696</guid>
			<description><![CDATA[ARACINIZ ÇEKİLİRSE BU NUMARAYA MESAJ ATIN 

&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;'İstanbul Otopark Projesi' kapsamında, İstanbul sınırları içinde çekilen otomobillerin nerede olduğu SMS ile öğrenilebilecek.
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;İstanbul Emniyet Müdürlüğü &#8220;İstanbul Otopark Projesi" adı altında yeni bir projeyi uygulamaya koydu. Projeye göre İstanbul sınırları içerisinde trafikten men edilen, park yasağı olan yerlere park edilen ve güvenlik nedeniyle çekilen otomobillerin nerede olduğu 1550'ye SMS atılarak öğrenilebilecek. Sistemin başlamasıyla birlikte otomobil sahipleri, otomobillerinin nereye çekildiğini öğrenebilmek amacıyla, polisi aramak zorunda kalmayacak.
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;SABİT FİYAT UYGULAMASI
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Sistemi kullanmak isteyen vatandaşlar tüm operatörlerden mesaj bölümüne PARK yazıp boşluk bırakarak ARAÇ PLAKASI'nı yazıp 1550'ye SMS gönderecek. Gelen SMS cevabında; otomobil otoparka çekilmiş ise hangi otoparka çekildiği, iletişim bilgisi, neden dolayı çekildiği, otopark ve çekici ücretleri hakkında bilgi olacak. Böylece otopark ve çekicilerin farklı fiyat tarife uygulamasının önüne geçilebilecek.
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;ÖRNEK :
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;PARK 34KP2353&nbsp;&nbsp;yazıp&nbsp;&nbsp;1550 numaraya sms göndereceksiniz
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;GÜVENLİK UYGULAMASINA ÜCRET YOK
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yeni sistemle birlikte otomobilleri güvenlik nedeniyle çekilen vatandaşlar çekici ve otopark ücreti ödemeyecek. Bu bilgi de SMS ile telefona gelecek. Sürücüler bu mesajı göstererek ücret ödemeden otomobillerini otoparklardan alabilecek.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[ARACINIZ ÇEKİLİRSE BU NUMARAYA MESAJ ATIN 

&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;'İstanbul Otopark Projesi' kapsamında, İstanbul sınırları içinde çekilen otomobillerin nerede olduğu SMS ile öğrenilebilecek.
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;İstanbul Emniyet Müdürlüğü &#8220;İstanbul Otopark Projesi" adı altında yeni bir projeyi uygulamaya koydu. Projeye göre İstanbul sınırları içerisinde trafikten men edilen, park yasağı olan yerlere park edilen ve güvenlik nedeniyle çekilen otomobillerin nerede olduğu 1550'ye SMS atılarak öğrenilebilecek. Sistemin başlamasıyla birlikte otomobil sahipleri, otomobillerinin nereye çekildiğini öğrenebilmek amacıyla, polisi aramak zorunda kalmayacak.
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;SABİT FİYAT UYGULAMASI
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Sistemi kullanmak isteyen vatandaşlar tüm operatörlerden mesaj bölümüne PARK yazıp boşluk bırakarak ARAÇ PLAKASI'nı yazıp 1550'ye SMS gönderecek. Gelen SMS cevabında; otomobil otoparka çekilmiş ise hangi otoparka çekildiği, iletişim bilgisi, neden dolayı çekildiği, otopark ve çekici ücretleri hakkında bilgi olacak. Böylece otopark ve çekicilerin farklı fiyat tarife uygulamasının önüne geçilebilecek.
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;ÖRNEK :
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;PARK 34KP2353&nbsp;&nbsp;yazıp&nbsp;&nbsp;1550 numaraya sms göndereceksiniz
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; 
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;GÜVENLİK UYGULAMASINA ÜCRET YOK
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Yeni sistemle birlikte otomobilleri güvenlik nedeniyle çekilen vatandaşlar çekici ve otopark ücreti ödemeyecek. Bu bilgi de SMS ile telefona gelecek. Sürücüler bu mesajı göstererek ücret ödemeden otomobillerini otoparklardan alabilecek.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kalem - Bekir Çoşkun]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15695</link>
			<pubDate>Sun, 13 May 2012 17:04:20 -0400</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15695</guid>
			<description><![CDATA[BEKİR COŞKUN Kalem...
 
Memleket bizim kalemle uğraşırken, arkadaşın kalemi bastı imzayı:
&#8220;Yabancılara Mülk Satışı Yasası&#8221; çıktı...
Zengin yabancılar gelip Türkiye&#8217;nin en bulunmaz cennet yerlerinden 30 hektara kadar mülk satın alabilecekler...
Tatillerini 30 hektar üzerinde yapabiliyorlar anca...
Kalem, oturup büyükelçilerimize de mektup yazdı, özellikle Arap ülkelerindeki büyükelçiliklerimiz işi gücü bırakıp emlak satışı yapacaklar...
Elçilerimiz emlakçi çünkü...
*
Benim kalem ile uğraşırken memleket...
Bir imza daha atıverdi kalemi:
&#8220;Orman vasfını yitirmiş arazilerin satışı...&#8221;
Ağacı kesip de üzerine kooperatifin, şirketin, fabrikanın betonunu dökünce, orman vasfı kalıyor mu?..
Kalmıyor...
Çam aradan kafasını uzatsa, müdüriyetten çıkacak...
*
Arkadaşın kaleminden hadi bir imza daha...
&#8220;Kent içindeki askeri alanların belediyelere ve TOKİ&#8217;ye devri...&#8221;
Askeri alan olduğu için dokunulmamış ve şehirlerin içinde kalmış yeşil alanların tümü... Boğazların iki yakası... Başta Ankara, İstanbul, İzmir olmak üzere kentlerin soluk alacak nefes borusu gibi kalmış yeşil bölgeler...
Bu alanların birinci sınıfları aynalı kule yapmak isteyen yerli ve yabancılara satılabileceği gibi, kalanına da TOKİ o çirkin apartmanlardan yapacak size...
*
Memleket benim kalemle uğraşırken bunlar oldu...
Daha önce kalem kalem satıldı; liman, fabrika, işletme, rafineri, kurum, tesis, banka, maden, telefon, santral kalmadı çünkü...
Sıcak para gelmiyor artık...
Satılacaklar bitti...
Oysa, ekonomi sallanıyor, ama acele para lazım...
O zaman sıra geldi çocukların oyun bahçelerine, kışlanın bahçesine, doğaya, sulaklara, kıyılara, koylara, yeşil alanlara, ormana...
Düşman yapmaz...
Ama bastı imzayı kalem...
*
Dönüp benim kaleme bakarım...
Bir halta yaramaz...
Mahkemeye celp kâğıtlarını imzalamaktan başka...
Kırasım gelir...
Kırasım...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[BEKİR COŞKUN Kalem...
 
Memleket bizim kalemle uğraşırken, arkadaşın kalemi bastı imzayı:
&#8220;Yabancılara Mülk Satışı Yasası&#8221; çıktı...
Zengin yabancılar gelip Türkiye&#8217;nin en bulunmaz cennet yerlerinden 30 hektara kadar mülk satın alabilecekler...
Tatillerini 30 hektar üzerinde yapabiliyorlar anca...
Kalem, oturup büyükelçilerimize de mektup yazdı, özellikle Arap ülkelerindeki büyükelçiliklerimiz işi gücü bırakıp emlak satışı yapacaklar...
Elçilerimiz emlakçi çünkü...
*
Benim kalem ile uğraşırken memleket...
Bir imza daha atıverdi kalemi:
&#8220;Orman vasfını yitirmiş arazilerin satışı...&#8221;
Ağacı kesip de üzerine kooperatifin, şirketin, fabrikanın betonunu dökünce, orman vasfı kalıyor mu?..
Kalmıyor...
Çam aradan kafasını uzatsa, müdüriyetten çıkacak...
*
Arkadaşın kaleminden hadi bir imza daha...
&#8220;Kent içindeki askeri alanların belediyelere ve TOKİ&#8217;ye devri...&#8221;
Askeri alan olduğu için dokunulmamış ve şehirlerin içinde kalmış yeşil alanların tümü... Boğazların iki yakası... Başta Ankara, İstanbul, İzmir olmak üzere kentlerin soluk alacak nefes borusu gibi kalmış yeşil bölgeler...
Bu alanların birinci sınıfları aynalı kule yapmak isteyen yerli ve yabancılara satılabileceği gibi, kalanına da TOKİ o çirkin apartmanlardan yapacak size...
*
Memleket benim kalemle uğraşırken bunlar oldu...
Daha önce kalem kalem satıldı; liman, fabrika, işletme, rafineri, kurum, tesis, banka, maden, telefon, santral kalmadı çünkü...
Sıcak para gelmiyor artık...
Satılacaklar bitti...
Oysa, ekonomi sallanıyor, ama acele para lazım...
O zaman sıra geldi çocukların oyun bahçelerine, kışlanın bahçesine, doğaya, sulaklara, kıyılara, koylara, yeşil alanlara, ormana...
Düşman yapmaz...
Ama bastı imzayı kalem...
*
Dönüp benim kaleme bakarım...
Bir halta yaramaz...
Mahkemeye celp kâğıtlarını imzalamaktan başka...
Kırasım gelir...
Kırasım...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tebrik ederim paşarılar dilerim - Yılmaz Özdil]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15694</link>
			<pubDate>Sat, 12 May 2012 15:00:28 -0400</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15694</guid>
			<description><![CDATA[Tebrik ederim paşarılar dilerim Yılmaz Özdil

 

Rezil

Ahlaksız
Vatan haini
Kalleş
Tecavüzcü
Salak
Pespaye
Kepaze

Tiksiniyorum.

İğrenç, katil, cani, suç şebekesi, ahmak, kafatasçı, namussuz, millet düşmanı, vicdansız, zalim, lekeli, utanmaz, ikiyüzlü, onursuz, çürümüş, sefil, palavracı, köle tüccarı, çarpık, yamuk, sakat, kanunsuz, zihinleri travmatik, lanetli, haddini bilmez, terbiyesiz, din sömürücüsü, beyinsiz, korkak, yüreksiz, kendilerini padişah sanıyorlar, mezhep kışkırtıcısı, iftiracı, komik, kaypak, kirli dolaplar çeviren kafa, pişkin, suratsız, suçlu, bunlar orada oturduğu sürece rahat uyuyamayız, sahtekar, mafya, çete, kirli tertip, şaşı, kör, bombadan tehlikeli, gırtlağına kadar çamura batmış tipler, iyi ki bunlarla savaşa girmemişiz.

Dinsiz.

Kalender Orduevi&#8217;nin bahçesinde yemek yiyenleri izledim. Çok tuhaftı. Hepsinin yüzünde sert, snob, hizaya sokmaya hazır ifade vardı. Kaş kavisleri, dudak çizgileri, hep o üstten, ayrıcalıklı, kıymeti, kudreti, kerameti kendinden menkul hali vurguluyordu. Sanki vazife başındaydılar, hazıroldaydılar. Hemen diplerinden denize atlayan gençlerden de, kaldırımda sevgilisiyle el ele yürüyen pardösülü kızdan da tiksiniyorlardı herhalde... Olsa bir sopa ellerinde, hepsini nasıl da hizaya sokarlardı. O ifadeler, masum değil. Orduevi misafirleri, akrabası bulunanlar bile yukarda görüyor kendini bizden ha? Vay be!

Utanılan meslek.

Türkiye bağırsaklarını temizliyor, Onuncu Yıl Marşı&#8217;ndan nefret ediyorum, Patagonya ordusunun zavallı generalleri, Yunan ordusu gibi, Sırp katillerinden farksız, Allah&#8217;ın evini bombalayacaklar, millete ateş açacaklar, lağvedilsin, muz cumhuriyeti paşası.

Yazdılar...
Paşa rahatsız olmadı.

Türk basınının onuru, değerli büyüğüm Bekir Coşkun&#8217;dan rahatsız oldu paşa.
Tahrik oldu.

* * *

NOT:
İzmir Emniyet Müdürlüğü&#8217;nde eğitildi. Rottweiller cinsiydi. 150 testten geçti, narkotikte uzmanlaştı, 20 haftalık, kursu birincilikle bitirdi, polis teşkilatına katıldı. Gümrüklerde görev yaptı, Diyarbakır&#8217;da en tecrübeli polisler bile şüphelenmezken, bulaşık makinesi içine zulalanan kokaini yakalayarak efsaneleşti, Adana&#8217;da 75 kilo eroini enseledi.
Geçen ay...
Samsun&#8217;da Türk Polis Teşkilatı&#8217;nın 167&#8217;nci kuruluş yıldönümü vesilesiyle, zihinsel engelli çocuklarımız için gösteri yapıldı, en büyük alkışı o aldı. Adı ne? Paşa.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Tebrik ederim paşarılar dilerim Yılmaz Özdil

 

Rezil

Ahlaksız
Vatan haini
Kalleş
Tecavüzcü
Salak
Pespaye
Kepaze

Tiksiniyorum.

İğrenç, katil, cani, suç şebekesi, ahmak, kafatasçı, namussuz, millet düşmanı, vicdansız, zalim, lekeli, utanmaz, ikiyüzlü, onursuz, çürümüş, sefil, palavracı, köle tüccarı, çarpık, yamuk, sakat, kanunsuz, zihinleri travmatik, lanetli, haddini bilmez, terbiyesiz, din sömürücüsü, beyinsiz, korkak, yüreksiz, kendilerini padişah sanıyorlar, mezhep kışkırtıcısı, iftiracı, komik, kaypak, kirli dolaplar çeviren kafa, pişkin, suratsız, suçlu, bunlar orada oturduğu sürece rahat uyuyamayız, sahtekar, mafya, çete, kirli tertip, şaşı, kör, bombadan tehlikeli, gırtlağına kadar çamura batmış tipler, iyi ki bunlarla savaşa girmemişiz.

Dinsiz.

Kalender Orduevi&#8217;nin bahçesinde yemek yiyenleri izledim. Çok tuhaftı. Hepsinin yüzünde sert, snob, hizaya sokmaya hazır ifade vardı. Kaş kavisleri, dudak çizgileri, hep o üstten, ayrıcalıklı, kıymeti, kudreti, kerameti kendinden menkul hali vurguluyordu. Sanki vazife başındaydılar, hazıroldaydılar. Hemen diplerinden denize atlayan gençlerden de, kaldırımda sevgilisiyle el ele yürüyen pardösülü kızdan da tiksiniyorlardı herhalde... Olsa bir sopa ellerinde, hepsini nasıl da hizaya sokarlardı. O ifadeler, masum değil. Orduevi misafirleri, akrabası bulunanlar bile yukarda görüyor kendini bizden ha? Vay be!

Utanılan meslek.

Türkiye bağırsaklarını temizliyor, Onuncu Yıl Marşı&#8217;ndan nefret ediyorum, Patagonya ordusunun zavallı generalleri, Yunan ordusu gibi, Sırp katillerinden farksız, Allah&#8217;ın evini bombalayacaklar, millete ateş açacaklar, lağvedilsin, muz cumhuriyeti paşası.

Yazdılar...
Paşa rahatsız olmadı.

Türk basınının onuru, değerli büyüğüm Bekir Coşkun&#8217;dan rahatsız oldu paşa.
Tahrik oldu.

* * *

NOT:
İzmir Emniyet Müdürlüğü&#8217;nde eğitildi. Rottweiller cinsiydi. 150 testten geçti, narkotikte uzmanlaştı, 20 haftalık, kursu birincilikle bitirdi, polis teşkilatına katıldı. Gümrüklerde görev yaptı, Diyarbakır&#8217;da en tecrübeli polisler bile şüphelenmezken, bulaşık makinesi içine zulalanan kokaini yakalayarak efsaneleşti, Adana&#8217;da 75 kilo eroini enseledi.
Geçen ay...
Samsun&#8217;da Türk Polis Teşkilatı&#8217;nın 167&#8217;nci kuruluş yıldönümü vesilesiyle, zihinsel engelli çocuklarımız için gösteri yapıldı, en büyük alkışı o aldı. Adı ne? Paşa.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[İspanyol Salatası Nasıl Yapılır - İspanyol Salatası Tarifi]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15693</link>
			<pubDate>Fri, 11 May 2012 17:15:04 -0400</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15693</guid>
			<description><![CDATA[İspanyol Salatası Nasıl Yapılır - İspanyol Salatası Tarifi
MALZEMELER
&#8226; 3 Kabak &#8226; 3 Bostan Patlıcan &#8226; ½ Demek Dereotu
&#8226; 2 Çorba Kaşığı Mayonez &#8226; 1 Tatlı Kaşığı Tuz &#8226; 3 Diş Sarımsak
&#8226; 100 gr. Fındık &#8226; ½ kilo Süzme Yoğurt
YAPILIŞI
Bostan patlıcanları sacda ya da ızgarada pişirin. Izagara olan patlıcanların içini çıkartarak 1 çorba kaşığı zeytinyağı ile karıştırın ve soğumaya bırakın. Kabağı rendeledikten sonra 100 gr. yağ ile kavurun ve kavurduktan sonra 5 dakika soğumaya bırakın. Bir kaba kabağı, ufak ufak doğranmış dereotunu, soğumuş olan patlıcan salatasını, mayonezi, fındığı, sarımsağı, tuzu ve yoğurdu ilave ederek iyice karıştırın. Hazırladığımız karışımı servis tabağına alarak servis edebilirsiniz. Tercihen üzerini dereotu ile süsleyebilirsiniz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İspanyol Salatası Nasıl Yapılır - İspanyol Salatası Tarifi
MALZEMELER
&#8226; 3 Kabak &#8226; 3 Bostan Patlıcan &#8226; ½ Demek Dereotu
&#8226; 2 Çorba Kaşığı Mayonez &#8226; 1 Tatlı Kaşığı Tuz &#8226; 3 Diş Sarımsak
&#8226; 100 gr. Fındık &#8226; ½ kilo Süzme Yoğurt
YAPILIŞI
Bostan patlıcanları sacda ya da ızgarada pişirin. Izagara olan patlıcanların içini çıkartarak 1 çorba kaşığı zeytinyağı ile karıştırın ve soğumaya bırakın. Kabağı rendeledikten sonra 100 gr. yağ ile kavurun ve kavurduktan sonra 5 dakika soğumaya bırakın. Bir kaba kabağı, ufak ufak doğranmış dereotunu, soğumuş olan patlıcan salatasını, mayonezi, fındığı, sarımsağı, tuzu ve yoğurdu ilave ederek iyice karıştırın. Hazırladığımız karışımı servis tabağına alarak servis edebilirsiniz. Tercihen üzerini dereotu ile süsleyebilirsiniz.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Halep Köftesi Nasıl Yapılır - Halep Köftesi Tarifi]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15692</link>
			<pubDate>Fri, 11 May 2012 17:13:20 -0400</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15692</guid>
			<description><![CDATA[Halep Köftesi Nasıl Yapılır - Halep Köftesi Tarifi
MALZEMELER
&#8226; 300 Bulgur &#8226; 150 gr. İrmik &#8226; 1 Çorba Kaşığı Acı Biber Salçası
&#8226; 1 Çorba Kaşığı Tatlı Biber Salçası &#8226; 1 Çorba Kaşığı Domates Salçası
&#8226; 1 Tatlı Kasığı Şeker &#8226; 1 Çay Kasığı Tuz &#8226; 1 Çay Kasığı Nane
&#8226; 1 Çay Kasığı Karabiber &#8226; 1 Çay Kasığı Kimyon &#8226; 2 Yumurta
SOS İÇİN
&#8226; 1 Çorba Kaşığı Nar Ekşisi &#8226; 1 Çorba Kaşığı Biber Salçası
&#8226; 1 Çay Kaşığı Nane &#8226; 1 Çay Kaşığı Pul Biber &#8226; 1 Çorba Kaşığı Zeytinyağı
YAPILIŞI
Bulguru ve irmiği karıştırın, sonra üzerine sıcak su dökün ve 10 dakika dinlenmeye bırakın. Karabiber, kimyon, yumurta, şeker, tuz, nane ve salçalarla beraber bir kaba koyun ve mikser ile karıştırın. Hamur haline gelen malzeme ufak ufak kesip yağlı bir tepsiye misket haline getirerek koyun. Halep köfteleri hazır olan tuz ve zeytinyağı eklenmiş olan kaynamış suda haşlayın ve haşlandıktan sonra köfteleri soğuk suda süzün. Hazırladığımız köfteleri sosu için hazır olan nar ekşisini, biber salçasını, naneyi, pul biberi ve zeytinyağını bir kaba alarak harmanlayın. Tercihen servis yaparken üzerine ufak ufak doğranmış kırmızı biber, sarı biber ve taze soğan ile süsleyebilirsiniz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Halep Köftesi Nasıl Yapılır - Halep Köftesi Tarifi
MALZEMELER
&#8226; 300 Bulgur &#8226; 150 gr. İrmik &#8226; 1 Çorba Kaşığı Acı Biber Salçası
&#8226; 1 Çorba Kaşığı Tatlı Biber Salçası &#8226; 1 Çorba Kaşığı Domates Salçası
&#8226; 1 Tatlı Kasığı Şeker &#8226; 1 Çay Kasığı Tuz &#8226; 1 Çay Kasığı Nane
&#8226; 1 Çay Kasığı Karabiber &#8226; 1 Çay Kasığı Kimyon &#8226; 2 Yumurta
SOS İÇİN
&#8226; 1 Çorba Kaşığı Nar Ekşisi &#8226; 1 Çorba Kaşığı Biber Salçası
&#8226; 1 Çay Kaşığı Nane &#8226; 1 Çay Kaşığı Pul Biber &#8226; 1 Çorba Kaşığı Zeytinyağı
YAPILIŞI
Bulguru ve irmiği karıştırın, sonra üzerine sıcak su dökün ve 10 dakika dinlenmeye bırakın. Karabiber, kimyon, yumurta, şeker, tuz, nane ve salçalarla beraber bir kaba koyun ve mikser ile karıştırın. Hamur haline gelen malzeme ufak ufak kesip yağlı bir tepsiye misket haline getirerek koyun. Halep köfteleri hazır olan tuz ve zeytinyağı eklenmiş olan kaynamış suda haşlayın ve haşlandıktan sonra köfteleri soğuk suda süzün. Hazırladığımız köfteleri sosu için hazır olan nar ekşisini, biber salçasını, naneyi, pul biberi ve zeytinyağını bir kaba alarak harmanlayın. Tercihen servis yaparken üzerine ufak ufak doğranmış kırmızı biber, sarı biber ve taze soğan ile süsleyebilirsiniz.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Gavurdağı Salatası Nasıl Yapılır - Gavurdağ Salatası Tarifi]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15691</link>
			<pubDate>Fri, 11 May 2012 17:11:00 -0400</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15691</guid>
			<description><![CDATA[Gavurdağı Salatası Nasıl Yapılır - Gavurdağ Salatası Tarifi

MALZEMELER
&#8226; 2 Adet Çarliston Biber &#8226; 2 Adet Kırmızı Biber &#8226; 1 Adet Kuru Soğan
&#8226; 2 Diş Dövülmüş Sarımsak &#8226; 2 Adet Domates &#8226; ½ Demet Maydanoz
&#8226; 100 gr Ceviz &#8226; 250 gr Tatlı Biber Salçası &#8226; 1 Çay Kaşığı Pul Biber
&#8226; 2 Çorba Kaşığı Nar Ekşisi &#8226; 1 Çorba Kaşığı Zeytinyağı
&#8226; 1 Çay Kaşığı Kimyon &#8226; 1 Çay Kaşığı Tuz
YAPILIŞI
Çarliston biberi, kırmızı biberi, soğanı, domatesi ve maydanozu bol
suda iyice yıkayın, sonra ufak ufak doğrayın. Bu hazırladığınız karışımı
geniş bir kaba alarak üzerine sırasıyla sarımsak, salça, pul biber, kimyon,
tuz ve zeytinyağı ekleyerek harmanlayın. Harmanladığınız karışımı
servis tabağına alın ve üzerine nar ekşisi ile cevizi ekleyerek süsleyebilirsiniz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Gavurdağı Salatası Nasıl Yapılır - Gavurdağ Salatası Tarifi

MALZEMELER
&#8226; 2 Adet Çarliston Biber &#8226; 2 Adet Kırmızı Biber &#8226; 1 Adet Kuru Soğan
&#8226; 2 Diş Dövülmüş Sarımsak &#8226; 2 Adet Domates &#8226; ½ Demet Maydanoz
&#8226; 100 gr Ceviz &#8226; 250 gr Tatlı Biber Salçası &#8226; 1 Çay Kaşığı Pul Biber
&#8226; 2 Çorba Kaşığı Nar Ekşisi &#8226; 1 Çorba Kaşığı Zeytinyağı
&#8226; 1 Çay Kaşığı Kimyon &#8226; 1 Çay Kaşığı Tuz
YAPILIŞI
Çarliston biberi, kırmızı biberi, soğanı, domatesi ve maydanozu bol
suda iyice yıkayın, sonra ufak ufak doğrayın. Bu hazırladığınız karışımı
geniş bir kaba alarak üzerine sırasıyla sarımsak, salça, pul biber, kimyon,
tuz ve zeytinyağı ekleyerek harmanlayın. Harmanladığınız karışımı
servis tabağına alın ve üzerine nar ekşisi ile cevizi ekleyerek süsleyebilirsiniz.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Türk Doktorları ve Başarıları]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15690</link>
			<pubDate>Fri, 11 May 2012 16:56:18 -0400</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15690</guid>
			<description><![CDATA[1 - )&nbsp;&nbsp;Harvard üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr.Gökhan Hotamışlıgil, obezite ve şeker hastalığına sebep olan geni buldu. 


 
2 - )&nbsp;&nbsp;Goethe Üniversitesi cerrahlarından Prof. Dr. Tayfun Aybek, kalp krizini önceden haber veren 'çip' geliştirdi. 
 

3 - )&nbsp;&nbsp;Gaziantep Üniversitesi Plastik Cerrahi Başkanı Doç. Mehmet Mutaf'ın, dudak yarığı konusunda geliştirdiği ameliyat tekniği, Fransa'da 'en başarılı teknik' kabul edildi !
 

4 - )&nbsp;&nbsp;Finlandiya Kuopio Üniversitesi Biyokimya Bölümü Öğretim Üyesi&nbsp;&nbsp;Doç. Dr. Neva Çiftçioğlu, böbrek taşlarına 'nanobakteri' adı verilen bir mikroorganizmanın yol açtığını kanıtladı. 

 
5 - )&nbsp;&nbsp;Arkansas Üniversitesi Çocuk Elektrofizyolojisi Bölümü Başkanı&nbsp;&nbsp;Doç. Volkan Tuzcu, çocukların kalp ritim bozukluğunu ışın kullanmadan tedavi eden yöntem geliştirdi. 
 

6 - )&nbsp;&nbsp;Amerikan Nature Dergisi, Türk doktor Murat Digiçaylıoğlu'nun, beyin kanamasından sonra 
hücrelerin ölmesini önleyen buluşunu duyurdu. 
 


7 - )&nbsp;&nbsp;Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde araştırmalarını sürdüren Dr.Hande Özdinler, bugüne kadar işlevi bilinmeyen Prion isimli proteinin beyin hücrelerinin yenilenmesi açısından önemini ortaya koydu. 
 


8 - )&nbsp;&nbsp;Houston Methodist Hastanesi Sindirim Hastalıkları Tıbbi Direktörü Prof. Dr. Atilla Ertan, 'ABD'nin en seçkin 10 hekimi' arasına girdi. 
 


9 - )&nbsp;&nbsp;İstanbul 70'inci Yıl Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim Araştırma Hastanesi cerrahlarından Dr. Cengiz Türkmen, ameliyat sonrasında kırılmayı ve ağrıyı önleyen 'omurlar arası sabitleyici' geliştirdi. 
 


10 - )&nbsp;&nbsp;Memphis Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Semahat Demir, ABD'de Bilim-Sağlık Ödülü'ne layık görüldü. 
 


11 - )&nbsp;&nbsp;Cornell Üniversitesi Kısırlık Merkezi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kutluk Oktay, kadınların menopozdan&nbsp;&nbsp;sonra da çocuk sahibi olabilmesini sağlayan bir yöntem geliştirdi. 
 


12 - )&nbsp;&nbsp;Columbia Üniversitesi Kardiyoloji Direktörü Prof. Dr. Mehmet Öz'ün yazdığı 'You: The Owners Manuel' isimli kitap, ABD'de piyasaya çıktığı gün Harry Potter ve Da Vinci Şifresi'ni geride bırakarak, 350 bin adet sattı.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[1 - )&nbsp;&nbsp;Harvard üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr.Gökhan Hotamışlıgil, obezite ve şeker hastalığına sebep olan geni buldu. 


 
2 - )&nbsp;&nbsp;Goethe Üniversitesi cerrahlarından Prof. Dr. Tayfun Aybek, kalp krizini önceden haber veren 'çip' geliştirdi. 
 

3 - )&nbsp;&nbsp;Gaziantep Üniversitesi Plastik Cerrahi Başkanı Doç. Mehmet Mutaf'ın, dudak yarığı konusunda geliştirdiği ameliyat tekniği, Fransa'da 'en başarılı teknik' kabul edildi !
 

4 - )&nbsp;&nbsp;Finlandiya Kuopio Üniversitesi Biyokimya Bölümü Öğretim Üyesi&nbsp;&nbsp;Doç. Dr. Neva Çiftçioğlu, böbrek taşlarına 'nanobakteri' adı verilen bir mikroorganizmanın yol açtığını kanıtladı. 

 
5 - )&nbsp;&nbsp;Arkansas Üniversitesi Çocuk Elektrofizyolojisi Bölümü Başkanı&nbsp;&nbsp;Doç. Volkan Tuzcu, çocukların kalp ritim bozukluğunu ışın kullanmadan tedavi eden yöntem geliştirdi. 
 

6 - )&nbsp;&nbsp;Amerikan Nature Dergisi, Türk doktor Murat Digiçaylıoğlu'nun, beyin kanamasından sonra 
hücrelerin ölmesini önleyen buluşunu duyurdu. 
 


7 - )&nbsp;&nbsp;Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde araştırmalarını sürdüren Dr.Hande Özdinler, bugüne kadar işlevi bilinmeyen Prion isimli proteinin beyin hücrelerinin yenilenmesi açısından önemini ortaya koydu. 
 


8 - )&nbsp;&nbsp;Houston Methodist Hastanesi Sindirim Hastalıkları Tıbbi Direktörü Prof. Dr. Atilla Ertan, 'ABD'nin en seçkin 10 hekimi' arasına girdi. 
 


9 - )&nbsp;&nbsp;İstanbul 70'inci Yıl Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim Araştırma Hastanesi cerrahlarından Dr. Cengiz Türkmen, ameliyat sonrasında kırılmayı ve ağrıyı önleyen 'omurlar arası sabitleyici' geliştirdi. 
 


10 - )&nbsp;&nbsp;Memphis Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Semahat Demir, ABD'de Bilim-Sağlık Ödülü'ne layık görüldü. 
 


11 - )&nbsp;&nbsp;Cornell Üniversitesi Kısırlık Merkezi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kutluk Oktay, kadınların menopozdan&nbsp;&nbsp;sonra da çocuk sahibi olabilmesini sağlayan bir yöntem geliştirdi. 
 


12 - )&nbsp;&nbsp;Columbia Üniversitesi Kardiyoloji Direktörü Prof. Dr. Mehmet Öz'ün yazdığı 'You: The Owners Manuel' isimli kitap, ABD'de piyasaya çıktığı gün Harry Potter ve Da Vinci Şifresi'ni geride bırakarak, 350 bin adet sattı.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yeni Anayasa Görüşler Sayfası]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15689</link>
			<pubDate>Fri, 11 May 2012 16:53:34 -0400</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15689</guid>
			<description><![CDATA[TBMM 'nin Yeni Anayasamız hakkında görüş ve önerilerimizi bildireceğimiz sayfasının linki, fikirlerinizi beyan ediniz lütfen, sessiz kalmayalım.
 
https://yenianayasa.tbmm.gov.tr/]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[TBMM 'nin Yeni Anayasamız hakkında görüş ve önerilerimizi bildireceğimiz sayfasının linki, fikirlerinizi beyan ediniz lütfen, sessiz kalmayalım.
 
https://yenianayasa.tbmm.gov.tr/]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Türk Evlilikleri]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15688</link>
			<pubDate>Fri, 11 May 2012 15:58:51 -0400</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15688</guid>
			<description><![CDATA[Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Lütfi Sezen'in AÜ Türkiyat Araştırmaları Dergisi'nde yayımlanan çalışması evlilik kavramına ayrılmış. Araştırmasına göre Türkiye&#8217;de tam 33 çeşit evlenme şekli var. İşte çoğu rıza dışında gerçekleşen ve kadınları mağdur eden evlilik çeşitleri:
1- GÖRÜCÜ USULÜ İLE EVLENME:
Bu evlenme biçiminde kız seçme girişimi, doğrudan doğruya evlenecek gencin annesi,babası veya diğer yakınları tarafından başlatılmaktadır. Gencin kızı beğenmesi yeterli değildir. Diğer aile bireylerinin de onayını alması gerekmektedir. İlk önemli değerlendirme kızın güzelliği, asaleti, huyu, mahareti ve iffeti konusunda olur.
2- KIZ KAÇIRMA:
Ailelerin evliliğe kesin karşı çıkması durumunda kız kaçırma olayı gündeme gelir. Bu durum, sosyo-ekonomik ve diğer sebeplerle en çok kız tarafının engellemesi ile ortaya çıkar. Kız kaçırmanın diğer bir şekli de kızın rızası olmadan, zorla kaçırılmasıdır.
3- BAŞLIK PARASI KARŞILIĞINDA EVLENME:
Başlık, Anadolu´nun birçok yerinde ,evlenecek gencin kız tarafına ödediği paraya denir. Bu ödeme nakit para yanında; altın, ev, bahçe, tarla veya canlı hayvan (at, koyun, sığır vb.) olarak da gerçekleştirilmektedir. Oğlan tarafının ekonomik yıkımına sebep olmakta, gerekli paranın temin edilmemesi durumunda, kız kaçırma ve kan davası çoğaltmaktadır.
5- BAŞ ÖRTÜSÜ KAÇIRMA YOLUYLA EVLİLİK:
Hakkari, Van, Ağrı ve Erzurum´un bazı ilçelerinde rastlanan bu evliliğin gerçekleştirilmesinde; kıza ait bir eşyanın kaçırılması, kızı kaçırmakla eş tutulmaktadır. Bir kızın baş örtüsü delikanlı tarafından zorla kaçırılırsa, baş örtüsü kaçırılan kızın namusu kirlenmiş sayılır.
 6- BEŞİK KERTME:
Birbirini çok seven eş-dost, komşu veya yakınlar, çocukları henüz beşikte iken, beşiklerine birer kertme (işaret) vurarak kız ve oğlanın haberi olmadan nişanı gerçekleştirirler.Temelinde sosyo-ekonomik ve psikolojik etmenlerin yattığı bu tür evlenme, Hindistan ve Avustralya´da da görülmektedir.
4- OTURAK ALMA EVLİLİK:
&#8220;Erkeğin kızı zorla kaçırması yanında, kızın bohçasını alarak oğlan evine gidip oturması durumu vardır ki buna bazı yörelerde, &#8220;oturak alma&#8221; denilmektedir. Kütahya, Sivas, Kastamonu illerinde bu evlilik biçimlerine rastlanmaktadır.
7- TAYGELDİ:
Eşini kaybetmiş bir kadının ya da boşanmış kadın veya erkeğin çocuklarını da alarak başka bir &#8216;dul&#8217;la evlenmesidir. Yanlarına gelen çocuklara taygeldi denir.
8- KUMA:
Eşi, çocuk doğuramayan erkek yeniden evlenirdi. Bu gibi evlenmelerde ilk kadın, sonradan gelenin yanında ikinci plana düşer.
9- BERDEL:
Başlık parası vermemek için hem kızı hem de oğlu bulunan iki ailenin, karşılıklı olarak hem kızlarını hem de oğullarını birlikte evlendirmeleri suretiyle gerçekleştirilmektedir.
10- KEPİR (YABAN DEĞİŞİMİ):
Zor kullanılarak gerçekleştirilen bir evlilik biçimidir. Evlenmek isteyen fakat başlık parası ve düğün masraflarını karşılayacak durumu olmayan ya da ailelerin çıkardıkları zorluklardan çekinen bekar iki arkadaş, kız kardeşlerini kendi aralarında değiştirirler. Bu tarz evlenme biçimine Hakkâri ve çevresinde rastlanılmaktadır.
 11- ÖLEN KARDEŞİN KARISIYLA EVLENME:
Doğu ve Güneydoğu Anadolu´da rastlanan bir evliliktir. Törelerden kaynaklanan bu evlilik biçimi, &#8220;Namusu başkalarına kaptırmamak&#8221; gibi bir anlayışla gerçekleştirilmektedir. Ölen kardeşin karısı, bekar olan erkek kardeşle evlendirilir veya evli olan erkek kardeşin ikinci eşi olması yoluna gidilir. Erkek kardeşin olmaması durumunda ise, yeğenler veya yakın akrabalardan birisi tercih edilir. Mirasın bölünmesi, öksüz kalan çocukların geleceğinden duyulan endişeler de bu tarz evliliklere neden olmaktadır.
12- BALDIZLA EVLİLİK:
Eşini kaybeden kocanın, baldızı ile evlenmesidir. Öksüz kalan çocuklara &#8220;üvey anne&#8221; olarak seçilen teyzenin daha hoşgörülü davranabileceği düşüncesi, bu evlenme biçiminin tercih edilmesinde etkili olmaktadır.
13- İÇ GÜVEYİ:
Erkek çocuğu olmayan, ekonomik durumu iyi bazı aileler, kızı dışarı verme yerine, damadı &#8220;iç güveyi&#8221; olarak eve almaktadırlar. Özellikle tek kız çocuğu olan bazı aileler bu yola başvurmaktadır.
14- YETİM EVLİLİĞİ:
Anne ve babası ölmüş, kardeşleri olmayan bir delikanlı veya kızın, ileride kimsesiz kalmaması için yakın akrabalarından biriyle evlendirilmesidir.
15- YAKIN AKRABA EVLİLİĞİ:
Türkiye´de evli çiftlerin yaklaşık üçte birinin birbirleriyle yakın akraba oldukları ifade edilmekte ve akraba olan eşlerin yüzde 80´inin kardeş çocukları oldukları belirtilmektedir. Mirasın bölünmemesi, yakın akraba ve kardeş çocuklarının yaşlılık döneminde kayın valide ve kayın pedere daha iyi bakabilecekleri ümidi vb. sebeplerle bu evlenme biçimi tercih edilmektedir.
16- OLDU BİTTİ EVLİLİK:
Cinsel bir birliktelik yaşayarak evliliğin gerçekleşmesini sağlamak amaçlıdır.
17- PARA KARŞILIĞI EVLENME:
İlköğretim çağındaki çocukların okula gönderilmeyerek veya okuldan alınarak para karşılığında evlendirilmesidir. &#8220;Çocuk&#8221; denecek yaştaki kızların yaşlı ve özürlülere satılması şeklinde gerçekleştirilmektedir.
18- KAN PARASI KARŞILIĞI EVLENME:
Doğu ve Güneydoğunun kırsal kesimlerinde, öldürülen kişinin kan bedeli olarak para, altın, ev, tarla yanında kız verildiği de görülmektedir.
21- ANLAŞMALI EVLİLİK:
Eşlerini kaybetmiş kadın veya erkeklerin yaşlılık döneminde gerçekleştirdikleri bir evlenme biçimidir.
19- ÖÇ ALMA KARŞILIĞI EVLENME:
Aralarında kan davası bulunan kimi ailelerin, karşı tarafın onurunu incitip saygınlığını zedelemek amacı ile bu yola başvurdukları görülmektedir.
20- ÇOK EŞLİ EVLİLİK:
Eğitim düzeyinin yükseldiği çevrelerde bu evlenme biçimi ortadan kalmış olmasına rağmen, eğitim düzeyi düşük kırsal kesimlerde hala devam etmektedir. Çoğunlukla, erkek çocuk sahibi olup bulunduğu çevreye hükmetmek amacı ön plandadır.
22- HİLELİ EVLİLİK:
Herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan emekli olan erkeklerin dul olanlarının, maaşlarının öldükten sonra bir yakını tarafından alınması için başvurulan evlilik biçimidir. Kağıt üzerinde kalan bir evliliktir.
23- RASTLANTI EVLİLİĞİ:
Rastlantı sonucu, başı sonu düşünülmeden yapılan evliliktir. Bir yolculuk sırasında karşılaşma, arkadaş, eş dost, akraba evinde karşılaşma, telefon konuşması sırasında ortaya çıkan etkilenme üzerine bu tür evliliğe karar verilebilmektedir.
24- İLAN YOLUYLA EŞ SEÇME (EVLENME):
Son zamanlarda, gazete, dergi, televizyonların teletext sayfalarına ve internete ilan vererek eş seçme yoluna gidildiği sıkça görülmektedir.
25- TERCİHLİ EVLİLİK:
Genellikle ana baba, büyük anne, büyük baba gibi aile büyüklerinin onayı ile gerçekleştirilmektedir.
26- YABANCI İLE EVLİLİK:
Yurt dışında görev yapan veya &#8220;işçi&#8221; olarak çalışanların gerçekleştirdikleri bir evlenme biçimidir.
27- FARKLI MEZHEP EVLİLİĞİ:
Birbirini seven farklı mezheplerden kişiler mutlu evlilikler yapabilirler.
28- METRES EDİNME:
Büyük kentlerde yaşayan eğitimsiz zenginler arasında; refah ve zenginlik göstergesi olarak &#8220;metres edinme&#8221; modası görülmektedir.
29- MUTA EVLİLİĞİ:
Geçici bir süre için yapılan evliliktir. Daha çok İran´da uygulanan bu evlenme biçimi, Türkiye´de de bazı çevrelerde görülmektedir.
30- DIŞ GÜVEYİ EVLİLİĞİ:
Başka ülkelerden kadınların Türkiye&#8217;den biriyle evlenmesi durumudur.
31- DUL EVLİLİĞİ:
Karısından boşanmış veya karısı ölmüş bir erkeğin, yine kocasından boşanmış veya kocası ölmüş bir dul kadınla evlenmesidir.
32- TANIŞIP ANLAŞARAK EVLENME:
Kız ve erkek belli bir süre arkadaşlık yaparak birbirlerini iyice tanıdıktan sonra gerçekleştirdikleri evlenme biçimidir
33- TELEVİZYON EVLİLİĞİ:
Bazı televizyon kanallarınca yürütülen reyting amaçlı bir evlenme biçimidir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Lütfi Sezen'in AÜ Türkiyat Araştırmaları Dergisi'nde yayımlanan çalışması evlilik kavramına ayrılmış. Araştırmasına göre Türkiye&#8217;de tam 33 çeşit evlenme şekli var. İşte çoğu rıza dışında gerçekleşen ve kadınları mağdur eden evlilik çeşitleri:
1- GÖRÜCÜ USULÜ İLE EVLENME:
Bu evlenme biçiminde kız seçme girişimi, doğrudan doğruya evlenecek gencin annesi,babası veya diğer yakınları tarafından başlatılmaktadır. Gencin kızı beğenmesi yeterli değildir. Diğer aile bireylerinin de onayını alması gerekmektedir. İlk önemli değerlendirme kızın güzelliği, asaleti, huyu, mahareti ve iffeti konusunda olur.
2- KIZ KAÇIRMA:
Ailelerin evliliğe kesin karşı çıkması durumunda kız kaçırma olayı gündeme gelir. Bu durum, sosyo-ekonomik ve diğer sebeplerle en çok kız tarafının engellemesi ile ortaya çıkar. Kız kaçırmanın diğer bir şekli de kızın rızası olmadan, zorla kaçırılmasıdır.
3- BAŞLIK PARASI KARŞILIĞINDA EVLENME:
Başlık, Anadolu´nun birçok yerinde ,evlenecek gencin kız tarafına ödediği paraya denir. Bu ödeme nakit para yanında; altın, ev, bahçe, tarla veya canlı hayvan (at, koyun, sığır vb.) olarak da gerçekleştirilmektedir. Oğlan tarafının ekonomik yıkımına sebep olmakta, gerekli paranın temin edilmemesi durumunda, kız kaçırma ve kan davası çoğaltmaktadır.
5- BAŞ ÖRTÜSÜ KAÇIRMA YOLUYLA EVLİLİK:
Hakkari, Van, Ağrı ve Erzurum´un bazı ilçelerinde rastlanan bu evliliğin gerçekleştirilmesinde; kıza ait bir eşyanın kaçırılması, kızı kaçırmakla eş tutulmaktadır. Bir kızın baş örtüsü delikanlı tarafından zorla kaçırılırsa, baş örtüsü kaçırılan kızın namusu kirlenmiş sayılır.
 6- BEŞİK KERTME:
Birbirini çok seven eş-dost, komşu veya yakınlar, çocukları henüz beşikte iken, beşiklerine birer kertme (işaret) vurarak kız ve oğlanın haberi olmadan nişanı gerçekleştirirler.Temelinde sosyo-ekonomik ve psikolojik etmenlerin yattığı bu tür evlenme, Hindistan ve Avustralya´da da görülmektedir.
4- OTURAK ALMA EVLİLİK:
&#8220;Erkeğin kızı zorla kaçırması yanında, kızın bohçasını alarak oğlan evine gidip oturması durumu vardır ki buna bazı yörelerde, &#8220;oturak alma&#8221; denilmektedir. Kütahya, Sivas, Kastamonu illerinde bu evlilik biçimlerine rastlanmaktadır.
7- TAYGELDİ:
Eşini kaybetmiş bir kadının ya da boşanmış kadın veya erkeğin çocuklarını da alarak başka bir &#8216;dul&#8217;la evlenmesidir. Yanlarına gelen çocuklara taygeldi denir.
8- KUMA:
Eşi, çocuk doğuramayan erkek yeniden evlenirdi. Bu gibi evlenmelerde ilk kadın, sonradan gelenin yanında ikinci plana düşer.
9- BERDEL:
Başlık parası vermemek için hem kızı hem de oğlu bulunan iki ailenin, karşılıklı olarak hem kızlarını hem de oğullarını birlikte evlendirmeleri suretiyle gerçekleştirilmektedir.
10- KEPİR (YABAN DEĞİŞİMİ):
Zor kullanılarak gerçekleştirilen bir evlilik biçimidir. Evlenmek isteyen fakat başlık parası ve düğün masraflarını karşılayacak durumu olmayan ya da ailelerin çıkardıkları zorluklardan çekinen bekar iki arkadaş, kız kardeşlerini kendi aralarında değiştirirler. Bu tarz evlenme biçimine Hakkâri ve çevresinde rastlanılmaktadır.
 11- ÖLEN KARDEŞİN KARISIYLA EVLENME:
Doğu ve Güneydoğu Anadolu´da rastlanan bir evliliktir. Törelerden kaynaklanan bu evlilik biçimi, &#8220;Namusu başkalarına kaptırmamak&#8221; gibi bir anlayışla gerçekleştirilmektedir. Ölen kardeşin karısı, bekar olan erkek kardeşle evlendirilir veya evli olan erkek kardeşin ikinci eşi olması yoluna gidilir. Erkek kardeşin olmaması durumunda ise, yeğenler veya yakın akrabalardan birisi tercih edilir. Mirasın bölünmesi, öksüz kalan çocukların geleceğinden duyulan endişeler de bu tarz evliliklere neden olmaktadır.
12- BALDIZLA EVLİLİK:
Eşini kaybeden kocanın, baldızı ile evlenmesidir. Öksüz kalan çocuklara &#8220;üvey anne&#8221; olarak seçilen teyzenin daha hoşgörülü davranabileceği düşüncesi, bu evlenme biçiminin tercih edilmesinde etkili olmaktadır.
13- İÇ GÜVEYİ:
Erkek çocuğu olmayan, ekonomik durumu iyi bazı aileler, kızı dışarı verme yerine, damadı &#8220;iç güveyi&#8221; olarak eve almaktadırlar. Özellikle tek kız çocuğu olan bazı aileler bu yola başvurmaktadır.
14- YETİM EVLİLİĞİ:
Anne ve babası ölmüş, kardeşleri olmayan bir delikanlı veya kızın, ileride kimsesiz kalmaması için yakın akrabalarından biriyle evlendirilmesidir.
15- YAKIN AKRABA EVLİLİĞİ:
Türkiye´de evli çiftlerin yaklaşık üçte birinin birbirleriyle yakın akraba oldukları ifade edilmekte ve akraba olan eşlerin yüzde 80´inin kardeş çocukları oldukları belirtilmektedir. Mirasın bölünmemesi, yakın akraba ve kardeş çocuklarının yaşlılık döneminde kayın valide ve kayın pedere daha iyi bakabilecekleri ümidi vb. sebeplerle bu evlenme biçimi tercih edilmektedir.
16- OLDU BİTTİ EVLİLİK:
Cinsel bir birliktelik yaşayarak evliliğin gerçekleşmesini sağlamak amaçlıdır.
17- PARA KARŞILIĞI EVLENME:
İlköğretim çağındaki çocukların okula gönderilmeyerek veya okuldan alınarak para karşılığında evlendirilmesidir. &#8220;Çocuk&#8221; denecek yaştaki kızların yaşlı ve özürlülere satılması şeklinde gerçekleştirilmektedir.
18- KAN PARASI KARŞILIĞI EVLENME:
Doğu ve Güneydoğunun kırsal kesimlerinde, öldürülen kişinin kan bedeli olarak para, altın, ev, tarla yanında kız verildiği de görülmektedir.
21- ANLAŞMALI EVLİLİK:
Eşlerini kaybetmiş kadın veya erkeklerin yaşlılık döneminde gerçekleştirdikleri bir evlenme biçimidir.
19- ÖÇ ALMA KARŞILIĞI EVLENME:
Aralarında kan davası bulunan kimi ailelerin, karşı tarafın onurunu incitip saygınlığını zedelemek amacı ile bu yola başvurdukları görülmektedir.
20- ÇOK EŞLİ EVLİLİK:
Eğitim düzeyinin yükseldiği çevrelerde bu evlenme biçimi ortadan kalmış olmasına rağmen, eğitim düzeyi düşük kırsal kesimlerde hala devam etmektedir. Çoğunlukla, erkek çocuk sahibi olup bulunduğu çevreye hükmetmek amacı ön plandadır.
22- HİLELİ EVLİLİK:
Herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan emekli olan erkeklerin dul olanlarının, maaşlarının öldükten sonra bir yakını tarafından alınması için başvurulan evlilik biçimidir. Kağıt üzerinde kalan bir evliliktir.
23- RASTLANTI EVLİLİĞİ:
Rastlantı sonucu, başı sonu düşünülmeden yapılan evliliktir. Bir yolculuk sırasında karşılaşma, arkadaş, eş dost, akraba evinde karşılaşma, telefon konuşması sırasında ortaya çıkan etkilenme üzerine bu tür evliliğe karar verilebilmektedir.
24- İLAN YOLUYLA EŞ SEÇME (EVLENME):
Son zamanlarda, gazete, dergi, televizyonların teletext sayfalarına ve internete ilan vererek eş seçme yoluna gidildiği sıkça görülmektedir.
25- TERCİHLİ EVLİLİK:
Genellikle ana baba, büyük anne, büyük baba gibi aile büyüklerinin onayı ile gerçekleştirilmektedir.
26- YABANCI İLE EVLİLİK:
Yurt dışında görev yapan veya &#8220;işçi&#8221; olarak çalışanların gerçekleştirdikleri bir evlenme biçimidir.
27- FARKLI MEZHEP EVLİLİĞİ:
Birbirini seven farklı mezheplerden kişiler mutlu evlilikler yapabilirler.
28- METRES EDİNME:
Büyük kentlerde yaşayan eğitimsiz zenginler arasında; refah ve zenginlik göstergesi olarak &#8220;metres edinme&#8221; modası görülmektedir.
29- MUTA EVLİLİĞİ:
Geçici bir süre için yapılan evliliktir. Daha çok İran´da uygulanan bu evlenme biçimi, Türkiye´de de bazı çevrelerde görülmektedir.
30- DIŞ GÜVEYİ EVLİLİĞİ:
Başka ülkelerden kadınların Türkiye&#8217;den biriyle evlenmesi durumudur.
31- DUL EVLİLİĞİ:
Karısından boşanmış veya karısı ölmüş bir erkeğin, yine kocasından boşanmış veya kocası ölmüş bir dul kadınla evlenmesidir.
32- TANIŞIP ANLAŞARAK EVLENME:
Kız ve erkek belli bir süre arkadaşlık yaparak birbirlerini iyice tanıdıktan sonra gerçekleştirdikleri evlenme biçimidir
33- TELEVİZYON EVLİLİĞİ:
Bazı televizyon kanallarınca yürütülen reyting amaçlı bir evlenme biçimidir.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yılmaz Özdil: President]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15687</link>
			<pubDate>Fri, 11 May 2012 15:50:54 -0400</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15687</guid>
			<description><![CDATA[Geçenlerde yemekteyim.

Sağımda cemiyet başkanı oturuyor, solumda belediye başkanı, tam karşımda yönetim kurulu başkanı, onun iki tarafında kadın kolları başkanı&#8217;yla üniversiteden anabilim dalı başkanı&#8230; Masada &#8220;başkan&#8221; olmayan bi ben vardım, ki, cep telefonum çaldı, arayan kulüp başkanı!

*

&#8220;Başkanım merhaba, başkanlarlayım&#8221; dedim, &#8220;hangileri?&#8221; diye bile sormadı, &#8220;başkanlara saygılar&#8221; dedi, ki, masadaki başkanlar da &#8220;kim o?&#8221; diye merak etmeden, &#8220;başkana selamlar&#8221; dedi.

*

Bu memlekette&#8230;
7 milyon kişi başkan.
Elini sallasan&#8230;
Başkan&#8217;a çarpıyor.

*

Genel başkan.
Eşbaşkan.
Asbaşkan.
Onursal başkan.

*

Daire başkanı var.
Oda başkanı var.
Divan başkanı var.
(Her eve lazım.)

*

Sendika başkanı, vakıf başkanı, birlik başkanı, borsa başkanı, dernek başkanı, kooperatif başkanı, konsey başkanı, teşkilat başkanı, kurul başkanı, kurum başkanı, grup başkanı, heyet başkanı, üüüff, sıkıldım, dönem başkanı, mahkeme başkanı, kurmay başkanı, federasyon başkanı, konfederasyon başkanı, kürsü başkanı, bölüm başkanı, meclis başkanı, komisyon başkanı, sandık başkanı, ilçe başkanı&#8230; 3 gün bile başkanlık yapsa, ömrünün sonuna kadar &#8220;başkan&#8221; sıfatını kullanan eski başkan&#8217;ları ve başkan vekillerini ilave et, 3 kişiden 1&#8217;i başkan.

*

Siyasete gelince&#8230;

*

&#8220;Beyefendiye sordum, gerisi laf-ı güzaf&#8221; diyen milletvekili de var, &#8220;Başbakan&#8217;ın konuştuğu yerde bizim konuşmamız olur mu, o ne derse o&#8221; diyen bakan da var, &#8220;Başbakan uçurumdan atlarsa, biz de atlarız, Türk töresinde böyledir&#8221; diyen bakan da&#8230;
Ve hatta, 23 Nisan&#8217;da koltuğuna oturttuğu çocuğa &#8220;ister asar, ister kesersin&#8221; diye nasihat eden başbakan da.

*

Dolayısıyla&#8230;
Başkanlık sistemi getirmek için ekstra çabaya gerek yok. &#8220;Başkancı sistem&#8221; var zaten.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Geçenlerde yemekteyim.

Sağımda cemiyet başkanı oturuyor, solumda belediye başkanı, tam karşımda yönetim kurulu başkanı, onun iki tarafında kadın kolları başkanı&#8217;yla üniversiteden anabilim dalı başkanı&#8230; Masada &#8220;başkan&#8221; olmayan bi ben vardım, ki, cep telefonum çaldı, arayan kulüp başkanı!

*

&#8220;Başkanım merhaba, başkanlarlayım&#8221; dedim, &#8220;hangileri?&#8221; diye bile sormadı, &#8220;başkanlara saygılar&#8221; dedi, ki, masadaki başkanlar da &#8220;kim o?&#8221; diye merak etmeden, &#8220;başkana selamlar&#8221; dedi.

*

Bu memlekette&#8230;
7 milyon kişi başkan.
Elini sallasan&#8230;
Başkan&#8217;a çarpıyor.

*

Genel başkan.
Eşbaşkan.
Asbaşkan.
Onursal başkan.

*

Daire başkanı var.
Oda başkanı var.
Divan başkanı var.
(Her eve lazım.)

*

Sendika başkanı, vakıf başkanı, birlik başkanı, borsa başkanı, dernek başkanı, kooperatif başkanı, konsey başkanı, teşkilat başkanı, kurul başkanı, kurum başkanı, grup başkanı, heyet başkanı, üüüff, sıkıldım, dönem başkanı, mahkeme başkanı, kurmay başkanı, federasyon başkanı, konfederasyon başkanı, kürsü başkanı, bölüm başkanı, meclis başkanı, komisyon başkanı, sandık başkanı, ilçe başkanı&#8230; 3 gün bile başkanlık yapsa, ömrünün sonuna kadar &#8220;başkan&#8221; sıfatını kullanan eski başkan&#8217;ları ve başkan vekillerini ilave et, 3 kişiden 1&#8217;i başkan.

*

Siyasete gelince&#8230;

*

&#8220;Beyefendiye sordum, gerisi laf-ı güzaf&#8221; diyen milletvekili de var, &#8220;Başbakan&#8217;ın konuştuğu yerde bizim konuşmamız olur mu, o ne derse o&#8221; diyen bakan da var, &#8220;Başbakan uçurumdan atlarsa, biz de atlarız, Türk töresinde böyledir&#8221; diyen bakan da&#8230;
Ve hatta, 23 Nisan&#8217;da koltuğuna oturttuğu çocuğa &#8220;ister asar, ister kesersin&#8221; diye nasihat eden başbakan da.

*

Dolayısıyla&#8230;
Başkanlık sistemi getirmek için ekstra çabaya gerek yok. &#8220;Başkancı sistem&#8221; var zaten.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bekir Coşkun:Bambaşkanlık sistemine geçiyoruz]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15686</link>
			<pubDate>Fri, 11 May 2012 15:47:51 -0400</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15686</guid>
			<description><![CDATA[Bekir Coşkun:Bambaşkanlık sistemine geçiyoruz

*

Yeryüzündeki hiçbir rejime, modele, sisteme benzemiyor zaten...

Demokrasi desen, işlev padişahlık... Padişahlık desen, içerik krallık... Krallık desen, uygulama faşistlik...

Bambaşka...

Olsa olsa &#8220;Bambaşkan&#8221; hadi&#8230;

*

Örnek olarak &#8220;ABD&#8217;nin başkanlık sistemini&#8221; gösteriyorlar, yersen&#8230;

Diyelim ki ABD&#8217;de Başkan tüm senatörleri seçer, senatörler de kendisini seçer, sonra Başkan senatörlerin ne zaman ağızlarını açacağını seçebilir mi?..

Ne gezer&#8230;

*

ABD Başkanı; yargıçları savcıları atadığı gibi&#8230; Sendika başkanlarını da kendisi bulur&#8230; Sivil toplum örgütlerini kendisi kurar&#8230;

Hadi yetmedi; köşe yazarı ile karikatüristi kendisi belirler&#8230;

Manşete, haberlere karar verir mi?

Sonra sıra gelir mesela; gece faaliyetlerine müdahaleye&#8230;

Bakalım kaç çocuk?..

*

ABD&#8217;de Başkan; kafasına göre mahkemeler kurarak, genelkurmay başkanlarını, ordu komutanlarını tutuklatabilir&#8230;

Ordusunun yarısını içeri atar&#8230;

Önünde ayağa kalkmayanı, elini sıkmayanı, selam çakmayanı, arkasını döneni hücrelere kapatabilir mi?..

*

ABD&#8217;de Başkan&#8217;ın partisi en yüksek mahkeme tarafından gericiliğin merkezi olmaktan mahkûm edilir&#8230;

Kendisi hakkında da &#8220;kalpazanlık ve sahtecilik&#8221; iddiası vardır da&#8230;

Orada bir saat dahi oturabilir mi?..

Asla&#8230;

*

ABD&#8217;de Başkan; her seçim öncesi kürsüden halkın zenginleştiğini söyler&#8230; Sonra o muhtaçlara kömür, nohut, makarna dağıtarak oy alabilir&#8230; O oy&#8217;larla kendi ailesini ve yandaşlarını böylesine zengin edebilir mi?..

Hadi&#8230;

*

ABD&#8217;de Başkan; üniversitelerin başına birer yandaşını getirir&#8230; Okulları kolejleri papaz okuluna çevirir&#8230;

Sonra &#8220;Katolik nesil istiyorum&#8221; der&#8230;

Heykelleri yıkar, tiyatroları siler, sanatı aşağılar&#8230;

Önüne gelene savurur&#8230;

Kin, nefret, intikamla ülkesini paramparça eder&#8230;

Yine de o koltuğa kurulabilir mi?..

*

Yetmedi demek&#8230;

Çıtlattılar iki gündür; başkanlık sistemi istiyor&#8230;

Az gelmesin sonra?..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bekir Coşkun:Bambaşkanlık sistemine geçiyoruz

*

Yeryüzündeki hiçbir rejime, modele, sisteme benzemiyor zaten...

Demokrasi desen, işlev padişahlık... Padişahlık desen, içerik krallık... Krallık desen, uygulama faşistlik...

Bambaşka...

Olsa olsa &#8220;Bambaşkan&#8221; hadi&#8230;

*

Örnek olarak &#8220;ABD&#8217;nin başkanlık sistemini&#8221; gösteriyorlar, yersen&#8230;

Diyelim ki ABD&#8217;de Başkan tüm senatörleri seçer, senatörler de kendisini seçer, sonra Başkan senatörlerin ne zaman ağızlarını açacağını seçebilir mi?..

Ne gezer&#8230;

*

ABD Başkanı; yargıçları savcıları atadığı gibi&#8230; Sendika başkanlarını da kendisi bulur&#8230; Sivil toplum örgütlerini kendisi kurar&#8230;

Hadi yetmedi; köşe yazarı ile karikatüristi kendisi belirler&#8230;

Manşete, haberlere karar verir mi?

Sonra sıra gelir mesela; gece faaliyetlerine müdahaleye&#8230;

Bakalım kaç çocuk?..

*

ABD&#8217;de Başkan; kafasına göre mahkemeler kurarak, genelkurmay başkanlarını, ordu komutanlarını tutuklatabilir&#8230;

Ordusunun yarısını içeri atar&#8230;

Önünde ayağa kalkmayanı, elini sıkmayanı, selam çakmayanı, arkasını döneni hücrelere kapatabilir mi?..

*

ABD&#8217;de Başkan&#8217;ın partisi en yüksek mahkeme tarafından gericiliğin merkezi olmaktan mahkûm edilir&#8230;

Kendisi hakkında da &#8220;kalpazanlık ve sahtecilik&#8221; iddiası vardır da&#8230;

Orada bir saat dahi oturabilir mi?..

Asla&#8230;

*

ABD&#8217;de Başkan; her seçim öncesi kürsüden halkın zenginleştiğini söyler&#8230; Sonra o muhtaçlara kömür, nohut, makarna dağıtarak oy alabilir&#8230; O oy&#8217;larla kendi ailesini ve yandaşlarını böylesine zengin edebilir mi?..

Hadi&#8230;

*

ABD&#8217;de Başkan; üniversitelerin başına birer yandaşını getirir&#8230; Okulları kolejleri papaz okuluna çevirir&#8230;

Sonra &#8220;Katolik nesil istiyorum&#8221; der&#8230;

Heykelleri yıkar, tiyatroları siler, sanatı aşağılar&#8230;

Önüne gelene savurur&#8230;

Kin, nefret, intikamla ülkesini paramparça eder&#8230;

Yine de o koltuğa kurulabilir mi?..

*

Yetmedi demek&#8230;

Çıtlattılar iki gündür; başkanlık sistemi istiyor&#8230;

Az gelmesin sonra?..]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Liverpool F.C, Ramsey ile birlikte yürüyor,]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15685</link>
			<pubDate>Mon, 07 May 2012 13:46:04 -0400</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15685</guid>
			<description><![CDATA[Türk şirketi Ramsey, İngiltere'nin efsane futbol takımı Liverpool'un resmi giyim sponsoru oldu.
Sen de milyonlarla birlikte yürümeye hazır mısın?

http://www.dailymotion.com/video/xqlwo1_...uyor_sport]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Türk şirketi Ramsey, İngiltere'nin efsane futbol takımı Liverpool'un resmi giyim sponsoru oldu.
Sen de milyonlarla birlikte yürümeye hazır mısın?

http://www.dailymotion.com/video/xqlwo1_...uyor_sport]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tiyatrofsayt-Yılmaz Özdil]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15684</link>
			<pubDate>Fri, 04 May 2012 19:02:56 -0400</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15684</guid>
			<description><![CDATA[Araya 1 Mayıs girdi...
Bugüne nasip oldu.

 

Muhsin Ertuğrul
Bedia Muvahhit
Vasfi Rıza Zobu
Hazım Körmükçü
Cahide Sonku
Feridun Karakaya
Şaziye Moral
Avni Dilligil
Suna Pekuysal
Kerem Yılmazer
Savaş Dinçel

İstanbul Belediye Tiyatroları&#8217;ndan yetişen efsane kadronun yıldızları.

 

Marcin Kus
Samuel Tobias Holmen
Kenan Hasagiç
Francisco Lima da Silva
Kamil Zayette
Marcus Vinicius Cesairo
Edin Visca
Pierre Webo
Brito da Silva

Bunlar da, İstanbul Büyükşehir Belediyespor kadrosunun bazıları.

 

Belediye eliyle tiyatro olmazsa, belediye eliyle futbol niye oluyor?

Var mı Paris Belediyespor?
Londra Belediyespor?
La Scala, belediyenin...
Hani Milano Belediyespor?

İlla deniyor ki, New York&#8217;un belediye tiyatrosu yok...
New York Belediyespor hangi ligde?]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Araya 1 Mayıs girdi...
Bugüne nasip oldu.

 

Muhsin Ertuğrul
Bedia Muvahhit
Vasfi Rıza Zobu
Hazım Körmükçü
Cahide Sonku
Feridun Karakaya
Şaziye Moral
Avni Dilligil
Suna Pekuysal
Kerem Yılmazer
Savaş Dinçel

İstanbul Belediye Tiyatroları&#8217;ndan yetişen efsane kadronun yıldızları.

 

Marcin Kus
Samuel Tobias Holmen
Kenan Hasagiç
Francisco Lima da Silva
Kamil Zayette
Marcus Vinicius Cesairo
Edin Visca
Pierre Webo
Brito da Silva

Bunlar da, İstanbul Büyükşehir Belediyespor kadrosunun bazıları.

 

Belediye eliyle tiyatro olmazsa, belediye eliyle futbol niye oluyor?

Var mı Paris Belediyespor?
Londra Belediyespor?
La Scala, belediyenin...
Hani Milano Belediyespor?

İlla deniyor ki, New York&#8217;un belediye tiyatrosu yok...
New York Belediyespor hangi ligde?]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Necdet SEZER neden sevilmedi? - Yılmaz Özdil]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15683</link>
			<pubDate>Fri, 04 May 2012 18:49:39 -0400</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15683</guid>
			<description><![CDATA[Necdet SEZER neden sevilmedi?

*
Saat
Halı
Kilim
Kalem seti
Gümüş tepsi
Takı.
Şifoniyer
Kaftan
Vazo
Madalyon
Heykel
Biblo
Tablo
Hepsini bırakmış Ahmet Necdet Sezer...
Kendisine verilen 1243 parça hediyenin, 1243'ünü de bırakmış... Götürmemiş.
Bu benim cumhurbaşkanım olamaz...

Zaten, kırmızı ışıkta durmasından belliydi...
Kimse durmuyor ki, o niye duruyor?İsveç mi burası?

Bakıyorum gazetelere...
94 parça gümüş,
22 vazo,
9 takı,
27 hatıra para,
4 tabanca,
83 parça değerli süs eşyası,
55 tablo,
86 porselen,
7 madalyon,
4 saat...
İnsanın içi gidiyor!
Al, götür di mi... Bırakmış, gidiyor.

Üstelik, liste eksik...
Kendisine tahsis edilen "kafana göre harca" denilen ödeneği de harcamadı.
Hediyeleri bıraktığı gibi... Papelleri de bıraktı.
46 trilyon liracık! Ye, yemedi... Gez, gezmedi.
O zaman bırak biz yiyelim...
Ona da izin vermedi. "Yetim hakkıdır" dedi, görevi boyunca tasarruf ettiği 46 trilyonu, Maliye'ye iade etti...
Kemal Abi'ye.

Çocukları hálá memur...
First Lady desen... Bi Atıl Kutoğlu'nu bile tanımıyor...
Belediyeler, bizim paramızla simitçilere Cemil İpekçi'den köstüm hazırlattı; o hálá kendi cebinden giyiniyor.

Aşçıyı, garsonu azalttı.
"Suyla çalışmıyor bunlar" dedi, 14 makam aracını geri verdi.
Okluk'taki yazlık köşke hiç gitmedi.
Oğlunu evlendirdi, elektrik parasına kadar cebinden ödedi.
Eşi düştü, bileğini kırdı; hastaneye sivil araçla götürdü, röntgen için kuyruğa girdi, sıra bekledi.
Annesi vefat etti, gene sivil plakayla gitti; flap flap flap, fors yapmadı...
Resmi yemekler hariç, kimseye davet vermedi.
Mutfakta yerli ürün kullandırttı.
Şatafattan uzak durdu.

Yeminini tuttu...
Hukuku üstün kıldı.
E haliyle... Sevilmedi.
Sevilmez.

*Yılmaz Özdil/Hürriyet]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Necdet SEZER neden sevilmedi?

*
Saat
Halı
Kilim
Kalem seti
Gümüş tepsi
Takı.
Şifoniyer
Kaftan
Vazo
Madalyon
Heykel
Biblo
Tablo
Hepsini bırakmış Ahmet Necdet Sezer...
Kendisine verilen 1243 parça hediyenin, 1243'ünü de bırakmış... Götürmemiş.
Bu benim cumhurbaşkanım olamaz...

Zaten, kırmızı ışıkta durmasından belliydi...
Kimse durmuyor ki, o niye duruyor?İsveç mi burası?

Bakıyorum gazetelere...
94 parça gümüş,
22 vazo,
9 takı,
27 hatıra para,
4 tabanca,
83 parça değerli süs eşyası,
55 tablo,
86 porselen,
7 madalyon,
4 saat...
İnsanın içi gidiyor!
Al, götür di mi... Bırakmış, gidiyor.

Üstelik, liste eksik...
Kendisine tahsis edilen "kafana göre harca" denilen ödeneği de harcamadı.
Hediyeleri bıraktığı gibi... Papelleri de bıraktı.
46 trilyon liracık! Ye, yemedi... Gez, gezmedi.
O zaman bırak biz yiyelim...
Ona da izin vermedi. "Yetim hakkıdır" dedi, görevi boyunca tasarruf ettiği 46 trilyonu, Maliye'ye iade etti...
Kemal Abi'ye.

Çocukları hálá memur...
First Lady desen... Bi Atıl Kutoğlu'nu bile tanımıyor...
Belediyeler, bizim paramızla simitçilere Cemil İpekçi'den köstüm hazırlattı; o hálá kendi cebinden giyiniyor.

Aşçıyı, garsonu azalttı.
"Suyla çalışmıyor bunlar" dedi, 14 makam aracını geri verdi.
Okluk'taki yazlık köşke hiç gitmedi.
Oğlunu evlendirdi, elektrik parasına kadar cebinden ödedi.
Eşi düştü, bileğini kırdı; hastaneye sivil araçla götürdü, röntgen için kuyruğa girdi, sıra bekledi.
Annesi vefat etti, gene sivil plakayla gitti; flap flap flap, fors yapmadı...
Resmi yemekler hariç, kimseye davet vermedi.
Mutfakta yerli ürün kullandırttı.
Şatafattan uzak durdu.

Yeminini tuttu...
Hukuku üstün kıldı.
E haliyle... Sevilmedi.
Sevilmez.

*Yılmaz Özdil/Hürriyet]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Politikacı ve Tiyatrocu - Emre Kongar]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15682</link>
			<pubDate>Fri, 04 May 2012 18:48:31 -0400</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15682</guid>
			<description><![CDATA[POLİTİKACI VE TİYATRO
 

İyi politikacı tiyatro sever...

Kötü politikacı tiyatro sevmez.

İyi politikacı tiyatroya gider...

Kötü politikacı tiyatroya gitmez...

İyi politikacı tiyatrocuları destekler...

Kötü politikacı tiyatrocuları köstekler.

İyi politikacı tiyatrocuları yüceltir...

Kötü politikacı tiyatrocuları aşağılar.

İyi politikacı tiyatronun yaşaması, gelişmesi için çaba harcar...

Kötü politikacı tiyatroyu öldürmeye çalışır.

İyi politikacı tiyatro eğitimini geliştirir...

Kötü politikacı tiyatro eğitimini engeller.

İyi politikacı tiyatroyu denetlemeye kalkışmaz...

Kötü politikacı tiyatroyu denetlemeye kalkışır.

İyi politikacı halka tiyatroyu sevdirmeye çalışır...

Kötü politikacı halkı tiyatrodan soğutmaya çalışır.

* * *

Endonezya'nın başkenti Jakarta'da Lady Gaga konser verecek.

Aşırı siyasal İslamcı gruplar ellerinde pankartlarla konserin yasaklanmasını istemiş.

Pankartlarda "Lady Gaga cehenneme git", "Beni şeytan Lady Gaga'dan koruyun" yazıyormuş.

* * *

İyi politikacı rol yapmaz...

Kötü politikacı rol yapar.

İyi politikacı gerçekleri kullanır...

Kötü politikacı yanılsamalara dayanır.

İyi politikacı halkı aydınlatmaya uğraşır.

Kötü politikacı halkı aldatmaya çalışır.

İyi politikacı kendisini oynar...

Kötü politikacı sık sık rol ve maske değiştirir.

İyi politikacı samimidir...

Kötü politikacı sahtecidir.

* * *

Ne demiş Mustafa Kemal Atatürk:

"Sanatçı toplumda alnında ışığı hisseden ilk kişidir."

"Hepiniz milletvekili olabilirsiniz... Bakan olabilirsiniz... Hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz... Fakat sanatçı olamazsınız."

* * *

İyi politikacı sanat ve edebiyattan beslenir...

Kötü politikacı sanat ve edebiyat kullanmaz.

İyi politikacı sanat ve edebiyat insanlarını sever, dost görür ve onlara saygı duyar.

Kötü politikacı sanat ve edebiyat insanlarını sevmez, düşman gibi görür ve onlara saygı duymaz.

İyi politikacı sanat ve edebiyatın özgün, özgür ve özerk olmasına çalışır.

Kötü politikacı sanat ve edebiyatın özgün, özgür ve özerk niteliğini baltalar.

* * *

Her otoriter ve totaliter rejim sanat ve edebiyatı denetim altına almak ister...

Her otoriter ve totaliter rejim sanat ve edebiyatın kendi siyasetine ve ideolojisine hizmet etmesini ister...

Bu amaçla sanat ve edebiyata saldırır...

Sonunda bütün bu otoriter ve totaliter çabalar tarihin karanlık sayfalarında kaybolur gider...

Sanat ve edebiyat ise çiçeklenerek varlığını sürdürür!

* * *

Tiyatro, hem sanattır, hem edebiyattır, hem de politikadır...

Çünkü insanı yansıtır...

Hem gerçektir hem de sanal.

Tiyatro hem insanın, yaşamın kendisidir, hem de insanın, yaşamın kendisi değildir...

Bu nedenle de ölümsüzdür!

* * *

1 Mayıs Bayramınız kutlu olsun.

Emre Kongar]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[POLİTİKACI VE TİYATRO
 

İyi politikacı tiyatro sever...

Kötü politikacı tiyatro sevmez.

İyi politikacı tiyatroya gider...

Kötü politikacı tiyatroya gitmez...

İyi politikacı tiyatrocuları destekler...

Kötü politikacı tiyatrocuları köstekler.

İyi politikacı tiyatrocuları yüceltir...

Kötü politikacı tiyatrocuları aşağılar.

İyi politikacı tiyatronun yaşaması, gelişmesi için çaba harcar...

Kötü politikacı tiyatroyu öldürmeye çalışır.

İyi politikacı tiyatro eğitimini geliştirir...

Kötü politikacı tiyatro eğitimini engeller.

İyi politikacı tiyatroyu denetlemeye kalkışmaz...

Kötü politikacı tiyatroyu denetlemeye kalkışır.

İyi politikacı halka tiyatroyu sevdirmeye çalışır...

Kötü politikacı halkı tiyatrodan soğutmaya çalışır.

* * *

Endonezya'nın başkenti Jakarta'da Lady Gaga konser verecek.

Aşırı siyasal İslamcı gruplar ellerinde pankartlarla konserin yasaklanmasını istemiş.

Pankartlarda "Lady Gaga cehenneme git", "Beni şeytan Lady Gaga'dan koruyun" yazıyormuş.

* * *

İyi politikacı rol yapmaz...

Kötü politikacı rol yapar.

İyi politikacı gerçekleri kullanır...

Kötü politikacı yanılsamalara dayanır.

İyi politikacı halkı aydınlatmaya uğraşır.

Kötü politikacı halkı aldatmaya çalışır.

İyi politikacı kendisini oynar...

Kötü politikacı sık sık rol ve maske değiştirir.

İyi politikacı samimidir...

Kötü politikacı sahtecidir.

* * *

Ne demiş Mustafa Kemal Atatürk:

"Sanatçı toplumda alnında ışığı hisseden ilk kişidir."

"Hepiniz milletvekili olabilirsiniz... Bakan olabilirsiniz... Hatta cumhurbaşkanı olabilirsiniz... Fakat sanatçı olamazsınız."

* * *

İyi politikacı sanat ve edebiyattan beslenir...

Kötü politikacı sanat ve edebiyat kullanmaz.

İyi politikacı sanat ve edebiyat insanlarını sever, dost görür ve onlara saygı duyar.

Kötü politikacı sanat ve edebiyat insanlarını sevmez, düşman gibi görür ve onlara saygı duymaz.

İyi politikacı sanat ve edebiyatın özgün, özgür ve özerk olmasına çalışır.

Kötü politikacı sanat ve edebiyatın özgün, özgür ve özerk niteliğini baltalar.

* * *

Her otoriter ve totaliter rejim sanat ve edebiyatı denetim altına almak ister...

Her otoriter ve totaliter rejim sanat ve edebiyatın kendi siyasetine ve ideolojisine hizmet etmesini ister...

Bu amaçla sanat ve edebiyata saldırır...

Sonunda bütün bu otoriter ve totaliter çabalar tarihin karanlık sayfalarında kaybolur gider...

Sanat ve edebiyat ise çiçeklenerek varlığını sürdürür!

* * *

Tiyatro, hem sanattır, hem edebiyattır, hem de politikadır...

Çünkü insanı yansıtır...

Hem gerçektir hem de sanal.

Tiyatro hem insanın, yaşamın kendisidir, hem de insanın, yaşamın kendisi değildir...

Bu nedenle de ölümsüzdür!

* * *

1 Mayıs Bayramınız kutlu olsun.

Emre Kongar]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Redbull Türkiye Bc One Elemeleri]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15680</link>
			<pubDate>Tue, 01 May 2012 06:34:26 -0400</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=15680</guid>
			<description><![CDATA[19 Yarışmacının katıldıgı Bc One elemeleri çok farklı break dans gösterileri yapıldı.

Videoyu Link - Yüksek Kalitede İzleyebilirsiniz.
http://www.dailymotion.com/video/xqicfd_...clip_sport]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[19 Yarışmacının katıldıgı Bc One elemeleri çok farklı break dans gösterileri yapıldı.

Videoyu Link - Yüksek Kalitede İzleyebilirsiniz.
http://www.dailymotion.com/video/xqicfd_...clip_sport]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>
