<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[msn ifadeleri msn avatarları msn eklentileri avatar - Tüm Forumlar]]></title>
		<link>http://www.canimablama.com/</link>
		<description>msn ifadeleri msn avatarları msn eklentileri avatar - http://www.canimablama.com</description>
		<pubDate>Sat, 31 Jul 2010 03:39:10 +0300</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Doğu Kökenli Açılımı - Yılmaz Özdil]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14023</link>
			<pubDate>Sat, 31 Jul 2010 01:47:23 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14023</guid>
			<description><![CDATA[Yılmaz ÖZDİL

 
&nbsp;&nbsp; 
 
 

Doğu kökenli açılımı...


Söylesem tesiri yok...

Sussam, gönül razı değil.
¡
&#8220;Kürt açılımı&#8221; dediler.
&#8220;Kürt sorunu&#8221; dediler.
&#8220;Kürt kimliği&#8221; dediler.
¡
Ahali bi kapıştı...
&#8220;Kürt&#8221; kelimesi anında kayboldu.
&#8220;Doğu kökenli&#8221; geliverdi.
¡
Neymiş efendim, İnegöllü gençlerle &#8220;Doğu kökenli&#8221; minibüsçüler birbirine girmiş de... Hatay&#8217;da &#8220;Doğu kökenli&#8221;ler saldırıya uğramış filan.
¡
Neyi saklıyorsun kardeşim?
Bu saatten sonra...
Kimden saklıyorsun?
Niye adlı adınca söylemiyorsun?
¡
Sen değil miydin &#8220;Türk&#8217;sen Türk&#8217;sün, Kürt&#8217;sen Kürt&#8217;sün&#8221; diyen? &#8220;Milleti etnik parçalara bölmeyin&#8221; dediğimizde, &#8220;hayır efendim, Laz&#8217;san Laz&#8217;sın, Çerkez&#8217;sen Çerkez&#8217;sin&#8221; diyen sen değil miydin? &#8220;Türk vatandaşı&#8221; sıfatına bile itiraz edip, &#8220;Türkiyeli&#8221;yi icat eden sen değil miydin?
¡
&#8220;Alt kimlik, üst kimlik&#8221; diye, memleketin altını üstüne getiren... Durup dururken &#8220;Biz kimiz?&#8221; diye şüphelenip, kerameti kendinden menkul profesörlere DNA testi yaptıran, &#8220;atalarımızın Truvalı&#8221; olduğuna karar veren, sen değil miydin?
¡
&#8220;Bizi leylekler getirdi yavrum&#8221; dediğimizde, utanmadan &#8220;ırkçı&#8221; damgasını yapıştıran sen değil miydin?
¡
Bilimsel araştırma ayaklarıyla, güya vatandaşları tek tek sayan, 50 bin kişiyle konuşup 210 bin Gürcü bulan, Gürcistan&#8217;ı bile şoke eden... Neticede biz Türklerin &#8220;etnik grup&#8221; olduğunu açıklayan... &#8220;Hasta mısınız birader&#8221; diyene, &#8220;faşist&#8221; diyen sen değil miydin?
¡
Neymiş efendim...
&#8220;Doğu kökenli&#8221;ymiş.
Hatay&#8217;da saldıranlar kim peki?
Güney kökenli mi?
Ya İnegöl&#8217;dekiler...
Kuzeybatı kökenli mi?
¡
Anası-babası Türk-Kürt olan milyonlarca evladımız var... Keşişleme midir onlar?
¡
Neyi saklıyorsun bu saatten sonra...
Niye adlı adınca söylemiyorsun?
¡
Amacına ulaştın işte.
Söyle açık açık.
&#8220;PKK&#8217;nın 26 senedir silahla yapamadığını, açılım denilen saçmalıkla bir senede başardık&#8221; de... &#8220;İki cihanda ak&#8217;ız artık&#8221; de]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Yılmaz ÖZDİL

 
&nbsp;&nbsp; 
 
 

Doğu kökenli açılımı...


Söylesem tesiri yok...

Sussam, gönül razı değil.
¡
&#8220;Kürt açılımı&#8221; dediler.
&#8220;Kürt sorunu&#8221; dediler.
&#8220;Kürt kimliği&#8221; dediler.
¡
Ahali bi kapıştı...
&#8220;Kürt&#8221; kelimesi anında kayboldu.
&#8220;Doğu kökenli&#8221; geliverdi.
¡
Neymiş efendim, İnegöllü gençlerle &#8220;Doğu kökenli&#8221; minibüsçüler birbirine girmiş de... Hatay&#8217;da &#8220;Doğu kökenli&#8221;ler saldırıya uğramış filan.
¡
Neyi saklıyorsun kardeşim?
Bu saatten sonra...
Kimden saklıyorsun?
Niye adlı adınca söylemiyorsun?
¡
Sen değil miydin &#8220;Türk&#8217;sen Türk&#8217;sün, Kürt&#8217;sen Kürt&#8217;sün&#8221; diyen? &#8220;Milleti etnik parçalara bölmeyin&#8221; dediğimizde, &#8220;hayır efendim, Laz&#8217;san Laz&#8217;sın, Çerkez&#8217;sen Çerkez&#8217;sin&#8221; diyen sen değil miydin? &#8220;Türk vatandaşı&#8221; sıfatına bile itiraz edip, &#8220;Türkiyeli&#8221;yi icat eden sen değil miydin?
¡
&#8220;Alt kimlik, üst kimlik&#8221; diye, memleketin altını üstüne getiren... Durup dururken &#8220;Biz kimiz?&#8221; diye şüphelenip, kerameti kendinden menkul profesörlere DNA testi yaptıran, &#8220;atalarımızın Truvalı&#8221; olduğuna karar veren, sen değil miydin?
¡
&#8220;Bizi leylekler getirdi yavrum&#8221; dediğimizde, utanmadan &#8220;ırkçı&#8221; damgasını yapıştıran sen değil miydin?
¡
Bilimsel araştırma ayaklarıyla, güya vatandaşları tek tek sayan, 50 bin kişiyle konuşup 210 bin Gürcü bulan, Gürcistan&#8217;ı bile şoke eden... Neticede biz Türklerin &#8220;etnik grup&#8221; olduğunu açıklayan... &#8220;Hasta mısınız birader&#8221; diyene, &#8220;faşist&#8221; diyen sen değil miydin?
¡
Neymiş efendim...
&#8220;Doğu kökenli&#8221;ymiş.
Hatay&#8217;da saldıranlar kim peki?
Güney kökenli mi?
Ya İnegöl&#8217;dekiler...
Kuzeybatı kökenli mi?
¡
Anası-babası Türk-Kürt olan milyonlarca evladımız var... Keşişleme midir onlar?
¡
Neyi saklıyorsun bu saatten sonra...
Niye adlı adınca söylemiyorsun?
¡
Amacına ulaştın işte.
Söyle açık açık.
&#8220;PKK&#8217;nın 26 senedir silahla yapamadığını, açılım denilen saçmalıkla bir senede başardık&#8221; de... &#8220;İki cihanda ak&#8217;ız artık&#8221; de]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Cübbeli Ahmet Hoca Razaman Sohbetleri Flash Tv İzle]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14022</link>
			<pubDate>Fri, 30 Jul 2010 15:29:04 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14022</guid>
			<description><![CDATA[Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü ramazan boyunca izleyici karşında olacak.

1999 Marmara Depreminin ardından verdiği vaazlar ile kamuoyunun dikkatini çeken, farklı tavrı ve vaazları ile pek de uyuşmayan yaşamı ile yaygın medyada sık sık yer alan ve kamuoyunda Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü ramazan ayında televizyonda program yapmaya hazırlanıyor.

Gazetevatan'ın haberine göre Cübbeli Ahmet Hoca, ramazan boyunca Flash TV ekranlarında olacak.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü ramazan boyunca izleyici karşında olacak.

1999 Marmara Depreminin ardından verdiği vaazlar ile kamuoyunun dikkatini çeken, farklı tavrı ve vaazları ile pek de uyuşmayan yaşamı ile yaygın medyada sık sık yer alan ve kamuoyunda Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü ramazan ayında televizyonda program yapmaya hazırlanıyor.

Gazetevatan'ın haberine göre Cübbeli Ahmet Hoca, ramazan boyunca Flash TV ekranlarında olacak.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hayır'lara vesile olsun inşallah - Yılmaz Özdil]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14020</link>
			<pubDate>Wed, 28 Jul 2010 22:33:55 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14020</guid>
			<description><![CDATA[Yılmaz ÖZDİL
 
Hayır&#8217;lara vesile olsun inşallah...


Pazartesi akşamı kandil&#8217;di.

Cepten mesaj yağdı...

Kandiliniz mübarek olsun.
Kandiliniz kutlu olsun.
Mutlu kandiller.
*
Dikkat ettim... 
Zırt pırt &#8220;hayırlara vesile olsun&#8221; diyen AKP&#8217;li arkadaşlardan, kandil tebrikiyle ilgili her türlü mesaj geldi, bi tane bile &#8220;hayırlı kandiller&#8221; mesajı gelmedi.
*
Hayır&#8217;ı yasakladılar anlaşılan!
*
İşin matrak tarafı, mübarek ramazanı referanduma alet etmeye kalktılar ama, ramazan komple &#8220;hayır&#8221;lı birader...
*
Hayır&#8217;lı ramazanlar.
En hayır&#8217;lı ay.
Ramazan-ı şerifiniz hayır&#8217;lı olsun.
*
4 tane denk geliyor:
Hayır&#8217;lı cumalar.
Kadir gecesi var...
Bin aydan hayır&#8217;lı!
*
Sahur... Hayır&#8217;lı sabahlar.
İftar... Hayır&#8217;lı akşamlar.
Teravih... Hayır&#8217;lı geceler.
Sahur iftar arası?
Cümleten hayır&#8217;lı işler.
*
(Referandum sonucu için ramazanda istiareye yatsalar, anlatamayacaklar ağız tadıyla... &#8220;Rüyamda gördüm&#8221; dese, &#8220;Hayır&#8217;dır inşallah?&#8221; demen lazım çünkü!)
*
Zekât, fitre...
Hayır işi, hayır dua.
Netice?
Hayır&#8217;lı bayramlar!
*
Sen git, ince ince hesap et, referandumu tam ramazanın sonuna denk getir, ramazanın komple &#8220;hayır&#8221;lı olduğunu unut, iyi mi... Allah&#8217;ın tokadı yok dedikleri, bu sanırım.
*
Neyse...
Hayır&#8217;lısıyla sandığa gideceğiz 12 Eylül&#8217;de, vatana millete ve İslam âlemine hayır&#8217;lı olsun.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Yılmaz ÖZDİL
 
Hayır&#8217;lara vesile olsun inşallah...


Pazartesi akşamı kandil&#8217;di.

Cepten mesaj yağdı...

Kandiliniz mübarek olsun.
Kandiliniz kutlu olsun.
Mutlu kandiller.
*
Dikkat ettim... 
Zırt pırt &#8220;hayırlara vesile olsun&#8221; diyen AKP&#8217;li arkadaşlardan, kandil tebrikiyle ilgili her türlü mesaj geldi, bi tane bile &#8220;hayırlı kandiller&#8221; mesajı gelmedi.
*
Hayır&#8217;ı yasakladılar anlaşılan!
*
İşin matrak tarafı, mübarek ramazanı referanduma alet etmeye kalktılar ama, ramazan komple &#8220;hayır&#8221;lı birader...
*
Hayır&#8217;lı ramazanlar.
En hayır&#8217;lı ay.
Ramazan-ı şerifiniz hayır&#8217;lı olsun.
*
4 tane denk geliyor:
Hayır&#8217;lı cumalar.
Kadir gecesi var...
Bin aydan hayır&#8217;lı!
*
Sahur... Hayır&#8217;lı sabahlar.
İftar... Hayır&#8217;lı akşamlar.
Teravih... Hayır&#8217;lı geceler.
Sahur iftar arası?
Cümleten hayır&#8217;lı işler.
*
(Referandum sonucu için ramazanda istiareye yatsalar, anlatamayacaklar ağız tadıyla... &#8220;Rüyamda gördüm&#8221; dese, &#8220;Hayır&#8217;dır inşallah?&#8221; demen lazım çünkü!)
*
Zekât, fitre...
Hayır işi, hayır dua.
Netice?
Hayır&#8217;lı bayramlar!
*
Sen git, ince ince hesap et, referandumu tam ramazanın sonuna denk getir, ramazanın komple &#8220;hayır&#8221;lı olduğunu unut, iyi mi... Allah&#8217;ın tokadı yok dedikleri, bu sanırım.
*
Neyse...
Hayır&#8217;lısıyla sandığa gideceğiz 12 Eylül&#8217;de, vatana millete ve İslam âlemine hayır&#8217;lı olsun.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Erkeklerin söyledikleri Cümlelerin Çevirileri]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14018</link>
			<pubDate>Tue, 27 Jul 2010 22:31:58 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14018</guid>
			<description><![CDATA["BEN BALIĞA ÇIKIYORUM" 


ÇEVİRİSİ: Ben elimde bir çubukla bütün gün sandalda oturucam, kusana kadar içicem ve denizde yüzen balıkları izleyeceğim" 


2. "BU ERKEKLERİ İLGİLENDİREN BİRŞEY" 

ÇEVİRİSİ: "Bunun bilinen bir mantıklı açıklaması yok, Boşuna uğrasma hiçbir mantık kalıbına sokamazsın." 


3."YEMEĞE YARDIM EDİYİM Mİ?" 

ÇEVİRİSİ: "Yemek neden hala masaya gelmedi?" 


5. "BUNU ANLATMAK ÇOK UZUN SÜRER" 

ÇEVİRİSİ: "Bu lanet şeyin nasıl çalıştığı hakkında hiçbir fikrim yok" 


6. "ELBETTE SENİ DİNLİYORDUM TATLIM;SADECE AKLIMDA BİR SÜRÜ KARMAŞIK ŞEY VAR" 

ÇEVİRİSİ: "Su karşıdaki kızıl bombanın erkek arkadaşı var mı yok mu kafam ona takıldı da" 


7. "SEVGİLİM BİRAZ ARA VER, SABAHTAN BERİ EVİ TEMİZLİYCEM DİYE HELAK OLDUN" 

ÇEVİRİSİ: "Şu elektrikli süpürgeyi artık sustursan iyi olucak, filmin içine ettin!!"&nbsp;&nbsp;


8. "HMMM EVET ÇOK İLGİNÇ HAYATIM." 

ÇEVİRİSİ: "Sen hala konuşuyor musun?" 


BOMBA MADDE BU 9. "HAFIZAM PEK İYİ DEĞİLDİR BİLİYORSUN" 

ÇEVİRİSİ: "American Pie'ın sözlerini hatırlıyorum, ilk öptüğüm kızın evinin yolunu hatırlıyorum, bugüne kadarki bütün arabalarımın teknik özelliklerini hatırlıyorum ama senin doğumgününü unuttum" 


10. "SENİ DÜŞÜNÜYORDUM VE SANA BU GÜLLERİ GETİRDİM CANIM". 

ÇEVİRİSİ: "Köşebaşında gülleri satan kız tam bir afetti" 


11."ENDİŞELENME TATLIM, ALT TARAFI KÜÇÜK BİR KESİK" 

ÇEVİRİSİ: "Aslında tam damarı kestim ama gebericeğimi bilsem canımın ne kadar acıdığını itiraf etmiycem" 


12. "HEY, BUNU YAPMAK İÇİN NEDENLERİM VAR" 

ÇEVİRİSİ: "...Ve en kısa zamanda iyi bir tane bulsam iyi olucak " 


13. "HANİ NEREYE DÜŞTÜ?? BULAMIYORUM İŞTE!!" 

ÇEVİRİSİ: "Yakalamak için ellerimi açtım ama yakalayamadım, dolayısıyla attığın gibi kendin bul" 


14. "YİNE NE YAPTIM?" 

ÇEVİRİSİ: "Yine nasıl yakaladın???" 


15. "TABİİ Kİ SENİ DUYDUM TATLIM" 

ÇEVİRİSİ: "Ne söylediğin hakkında hiçbir fikrim yok ve umarım dinliyormuş gibi yaptığımı anlayınca 3 saat bağırıp çağırmazsın" 


16. "BİLİYORSUN GÜZELİM BEN BAŞKASINI SEVEMEM" 

ÇEVİRİSİ: "Senin çığlıklarına bile zar zor alıştım ve daha kötüsüyle karşılaşma riskini göze alamam" 


17. "MUHTEŞEM GÖRÜNÜYORSUN" 

ÇEVİRİSİ: "Tanrım ne olur bu denediğin son elbise olsun yoksa kalp krizi geçiricem" 


18. "SAKİN OL KAYBOLMUŞ FALAN DEĞİLİZ..NERDE OLDUĞUMUZU BİLİYORUM" 
ÇEVİRİSİ: "Bizi kimse bulamayacak]]></description>
			<content:encoded><![CDATA["BEN BALIĞA ÇIKIYORUM" 


ÇEVİRİSİ: Ben elimde bir çubukla bütün gün sandalda oturucam, kusana kadar içicem ve denizde yüzen balıkları izleyeceğim" 


2. "BU ERKEKLERİ İLGİLENDİREN BİRŞEY" 

ÇEVİRİSİ: "Bunun bilinen bir mantıklı açıklaması yok, Boşuna uğrasma hiçbir mantık kalıbına sokamazsın." 


3."YEMEĞE YARDIM EDİYİM Mİ?" 

ÇEVİRİSİ: "Yemek neden hala masaya gelmedi?" 


5. "BUNU ANLATMAK ÇOK UZUN SÜRER" 

ÇEVİRİSİ: "Bu lanet şeyin nasıl çalıştığı hakkında hiçbir fikrim yok" 


6. "ELBETTE SENİ DİNLİYORDUM TATLIM;SADECE AKLIMDA BİR SÜRÜ KARMAŞIK ŞEY VAR" 

ÇEVİRİSİ: "Su karşıdaki kızıl bombanın erkek arkadaşı var mı yok mu kafam ona takıldı da" 


7. "SEVGİLİM BİRAZ ARA VER, SABAHTAN BERİ EVİ TEMİZLİYCEM DİYE HELAK OLDUN" 

ÇEVİRİSİ: "Şu elektrikli süpürgeyi artık sustursan iyi olucak, filmin içine ettin!!"&nbsp;&nbsp;


8. "HMMM EVET ÇOK İLGİNÇ HAYATIM." 

ÇEVİRİSİ: "Sen hala konuşuyor musun?" 


BOMBA MADDE BU 9. "HAFIZAM PEK İYİ DEĞİLDİR BİLİYORSUN" 

ÇEVİRİSİ: "American Pie'ın sözlerini hatırlıyorum, ilk öptüğüm kızın evinin yolunu hatırlıyorum, bugüne kadarki bütün arabalarımın teknik özelliklerini hatırlıyorum ama senin doğumgününü unuttum" 


10. "SENİ DÜŞÜNÜYORDUM VE SANA BU GÜLLERİ GETİRDİM CANIM". 

ÇEVİRİSİ: "Köşebaşında gülleri satan kız tam bir afetti" 


11."ENDİŞELENME TATLIM, ALT TARAFI KÜÇÜK BİR KESİK" 

ÇEVİRİSİ: "Aslında tam damarı kestim ama gebericeğimi bilsem canımın ne kadar acıdığını itiraf etmiycem" 


12. "HEY, BUNU YAPMAK İÇİN NEDENLERİM VAR" 

ÇEVİRİSİ: "...Ve en kısa zamanda iyi bir tane bulsam iyi olucak " 


13. "HANİ NEREYE DÜŞTÜ?? BULAMIYORUM İŞTE!!" 

ÇEVİRİSİ: "Yakalamak için ellerimi açtım ama yakalayamadım, dolayısıyla attığın gibi kendin bul" 


14. "YİNE NE YAPTIM?" 

ÇEVİRİSİ: "Yine nasıl yakaladın???" 


15. "TABİİ Kİ SENİ DUYDUM TATLIM" 

ÇEVİRİSİ: "Ne söylediğin hakkında hiçbir fikrim yok ve umarım dinliyormuş gibi yaptığımı anlayınca 3 saat bağırıp çağırmazsın" 


16. "BİLİYORSUN GÜZELİM BEN BAŞKASINI SEVEMEM" 

ÇEVİRİSİ: "Senin çığlıklarına bile zar zor alıştım ve daha kötüsüyle karşılaşma riskini göze alamam" 


17. "MUHTEŞEM GÖRÜNÜYORSUN" 

ÇEVİRİSİ: "Tanrım ne olur bu denediğin son elbise olsun yoksa kalp krizi geçiricem" 


18. "SAKİN OL KAYBOLMUŞ FALAN DEĞİLİZ..NERDE OLDUĞUMUZU BİLİYORUM" 
ÇEVİRİSİ: "Bizi kimse bulamayacak]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Beygir - Yılmaz Özdil]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14017</link>
			<pubDate>Tue, 27 Jul 2010 22:22:17 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14017</guid>
			<description><![CDATA[Yılmaz ÖZDİL
&nbsp;&nbsp;

 
&nbsp;&nbsp; 




Beygir


AKP&#8217;nin akıl hocası televizyona çıkıp, &#8220;Apo paşa olsun&#8221; diyor, siz hâlâ &#8220;Generallerin tutuklanması normal mi?&#8221; diye soruyorsunuz. .. Âlemsiniz yani!

*
O mevzuyu yazarız elbet...
Şu ÖSYM&#8217;yi aradan çıkaralım hele.
*
Sınav yaptılar, sorular yanlış çıktı. Üniversitelerin taban puanlarını açıkladılar, taban puanlar yanlış... Kılavuz yayınladılar, kılavuz şinanay... Başarı sırası yaptılar, sıralama yanlış.
*
Bakın...
*
Türkiye&#8217;de her sene 62 milyar adet milli piyango bileti satılıyor. 62 milyar adet... İster Bursa&#8217;dan al, ister Van&#8217;dan, ister Giresun&#8217;dan... Bugüne kadar bir kez olsun, bir kez bile, mükerrer bilet basıldığını, yanlış sonuç açıklandığını, karışıklık filan olduğunu gördünüz mü?
*
Göremezsiniz. .. O nedenle, eğitim bakanı &#8220;Nimet Hanım&#8221;ı memleketin yüzde 80&#8217;i tanımaz ama, &#8220;Nimet Abla&#8221; dedin mi, herkes bilir!
*
Sayısal loto türevi oyunlar için, her sene, sıkı durun, 1 milyar 680 bin kolon oynanıyor. İster Diyarbakır&#8217;da, ister Samsun&#8217;da, ister Erzurum&#8217;da, istediğin bayiye git, makineye bak, kaç kişi oynamış, ikramiye kaç liraya ulaşmış, saniye saniye görürsün, neticeleri de canlı yayında görürsün... Bugüne kadar bir kez olsun, kolonlara eksik rakam yazıldığını, bilgisayarın aynı kolona mükerrer rakam yazdığını, hatalı hesaplama yapıldığını duydunuz mu?
*
Her gün at yarışı var; tatil, bayram yok, aralıksız, 365 gün... Yani, bir anlamda, her gün sınav yapılıyor... Soru kitapçıkları, memleketin dört bir köşesinde satılıyor. Alıyorsun ganyan kılavuzunu, dersini çalışıyorsun, tercihlerini işaretliyorsun. Milyonlarca cevap, milyarlarca kupon sel gibi akıyor merkeze... Fotofiniş&#8217;ler milimetrik olarak belgeleniyor.
*
Hiç yaşanıyor mu, &#8220;benimki öndeydi de, geride gösterdiler, yatırdığım tercihi yanlış yazdılar, ödememi eksik yaptılar&#8221; şikâyeti filan? Yaşanmaz... Sıfır hata.
*
Çünkü... Çocuklarımızı emanet ettiğimiz ÖSYM Başkanı&#8217;na, 365 gün çalıştırıp, sadece 375 lira maaş ödenirken; pazar günkü Başbakanlık Kupası&#8217;nı kazanan jokeye, sadece 2 dakikalık koşu neticesinde, 52 bin lira ödendi!
*
Çünkü... Çocuklarımızın &#8220;beygir&#8221; kadar değeri yok bu ülkede.
*
O nedenle, vay efendim, &#8220;sınavdan sınava koşan yarış atına çevirdiler çocuklarımızı&#8221; klişesini yıkmanın zamanıdır... Yemini biz veririz; çocuklarımıza beygir kadar değer versinler, razıyız.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Yılmaz ÖZDİL
&nbsp;&nbsp;

 
&nbsp;&nbsp; 




Beygir


AKP&#8217;nin akıl hocası televizyona çıkıp, &#8220;Apo paşa olsun&#8221; diyor, siz hâlâ &#8220;Generallerin tutuklanması normal mi?&#8221; diye soruyorsunuz. .. Âlemsiniz yani!

*
O mevzuyu yazarız elbet...
Şu ÖSYM&#8217;yi aradan çıkaralım hele.
*
Sınav yaptılar, sorular yanlış çıktı. Üniversitelerin taban puanlarını açıkladılar, taban puanlar yanlış... Kılavuz yayınladılar, kılavuz şinanay... Başarı sırası yaptılar, sıralama yanlış.
*
Bakın...
*
Türkiye&#8217;de her sene 62 milyar adet milli piyango bileti satılıyor. 62 milyar adet... İster Bursa&#8217;dan al, ister Van&#8217;dan, ister Giresun&#8217;dan... Bugüne kadar bir kez olsun, bir kez bile, mükerrer bilet basıldığını, yanlış sonuç açıklandığını, karışıklık filan olduğunu gördünüz mü?
*
Göremezsiniz. .. O nedenle, eğitim bakanı &#8220;Nimet Hanım&#8221;ı memleketin yüzde 80&#8217;i tanımaz ama, &#8220;Nimet Abla&#8221; dedin mi, herkes bilir!
*
Sayısal loto türevi oyunlar için, her sene, sıkı durun, 1 milyar 680 bin kolon oynanıyor. İster Diyarbakır&#8217;da, ister Samsun&#8217;da, ister Erzurum&#8217;da, istediğin bayiye git, makineye bak, kaç kişi oynamış, ikramiye kaç liraya ulaşmış, saniye saniye görürsün, neticeleri de canlı yayında görürsün... Bugüne kadar bir kez olsun, kolonlara eksik rakam yazıldığını, bilgisayarın aynı kolona mükerrer rakam yazdığını, hatalı hesaplama yapıldığını duydunuz mu?
*
Her gün at yarışı var; tatil, bayram yok, aralıksız, 365 gün... Yani, bir anlamda, her gün sınav yapılıyor... Soru kitapçıkları, memleketin dört bir köşesinde satılıyor. Alıyorsun ganyan kılavuzunu, dersini çalışıyorsun, tercihlerini işaretliyorsun. Milyonlarca cevap, milyarlarca kupon sel gibi akıyor merkeze... Fotofiniş&#8217;ler milimetrik olarak belgeleniyor.
*
Hiç yaşanıyor mu, &#8220;benimki öndeydi de, geride gösterdiler, yatırdığım tercihi yanlış yazdılar, ödememi eksik yaptılar&#8221; şikâyeti filan? Yaşanmaz... Sıfır hata.
*
Çünkü... Çocuklarımızı emanet ettiğimiz ÖSYM Başkanı&#8217;na, 365 gün çalıştırıp, sadece 375 lira maaş ödenirken; pazar günkü Başbakanlık Kupası&#8217;nı kazanan jokeye, sadece 2 dakikalık koşu neticesinde, 52 bin lira ödendi!
*
Çünkü... Çocuklarımızın &#8220;beygir&#8221; kadar değeri yok bu ülkede.
*
O nedenle, vay efendim, &#8220;sınavdan sınava koşan yarış atına çevirdiler çocuklarımızı&#8221; klişesini yıkmanın zamanıdır... Yemini biz veririz; çocuklarımıza beygir kadar değer versinler, razıyız.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[BUGUN ERDOGAN ICIN NE YAPTIN? Tuncay OZKAN]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14016</link>
			<pubDate>Tue, 27 Jul 2010 22:17:18 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14016</guid>
			<description><![CDATA[&#8220;Hükümdar&#8221; Tayyip Erdoğan&#8217;ı dinledim gözlerim kapalı. Silivri&#8217;de sıcak , rutubet, zindan bir de Recep Tayyip Erdoğan&#8230;Ulu hükümdara gözü açık katlanamadım . Diyor ki;

&#8220;Ben her şeyi yapıyorum, siz de ey muhalefet ne düşünüyorsanız getirin bana söyleyin, ne öyle televizyonda orada burada boş boş konuşuyorsunuz. Konuşturuyorsunuz&#8230;&#8221;

Gerçi Erdoğan&#8217;ın ardından ne demek istediğini anlatmak için onlarca &#8220;Erdoğan&#8217;ı anlama kılavuzu&#8221; devreye girip; &#8220;Aslında&#8221;, &#8220;Kastı&#8221;, &#8220;Demek istedi ki&#8221; gibi başlangıçlarla her şeyi bilen hükümdarı bize anlatıyorlar . Yoksa anlamak mümkün değil.

Muhalifi olduğum için Recep Tayyip Erdoğan tarafından zindanda, Silivri esir kampında tutulan biri olarak, bundan sonra iktidarın başına katkımı her sabah sorgulayacağım. Silivri&#8217;de onun zulmüyle yattığımı unutup, ayna karşısına geçip soracağım kendime:

&#8220;Bugün Recep Tayyip Erdoğan için ne yaptım? Terör sorununu çözmesi için proje ürettim mi? Ekonomik bataklıktan hükümdarı çıkarmak için ne yapacağız?

İşsizlik için önerim ne? Finansman açığını nasıl kapatacak? Et, süt, tahıl, ziraat, çiftçi, işçi, memur , açlık, yokluk, yoksulluk sorunları nasıl çözülecek? Yolsuzluk ve çürümüşlükten nasıl sıyıracaklar? Dış politika bataklığından ne yapıp çıkacaklar? Dokunulmazlıkları ömür boyu nasıl devam edebilir?

Bu ve benzeri konularda Tayyip Erdoğan&#8217;ı kurtarmak için ne yaptım?&#8221;

Hazret öyle istiyor. Bütün muhalifleri; onun, partisinin , iktidarının danışma kolları gibi olacağız. Bu rejimin adı da demokrasi olacak!

Tayyip Erdoğan, 12 Eylül referandumunda &#8220;Evet&#8221; diyeceksiniz, böylece daha özgür ve demokrat olacaksınız, diyor.

Yani topluca her sabah ayna karşısında kendimize &#8220;Bugün Recep Tayyip Erdoğan için ne yaptım&#8221; diye sorma, projelerinizi kendisine sunma özgürlüğü ve demokrasisi içinde yaşayacaksınız.

Ama &#8220;Hayır&#8221; derseniz, muhalefet ederseniz Ergenekon&#8217;a dâhil olursunuz. Cehennemlik olursunuz.

Yarışma meşhur. Eskiden iki kelime ile yapılıyordu : &#8220;Evet&#8221; ve &#8220;Hayır&#8221;.

12 Eylül&#8217;de sandık ortaya konunca; hükümdar oyundan &#8220;Hayır&#8221; kelimesini çıkarmak istiyor. Soruyor :

-AKP iktidarının ve böylece istikrarın korunmasına büyük Türkiye &#8217;nin yaratılmasına 12 Eylül&#8217;de ne diyeceksiniz?

AKP&#8217;li yüksek zevat bağırıyor:

&#8220;EVET&#8221;

-Daha özgür, demokrat, millet iradesinin emrindeki hukuk yapılanmasına 12 Eylül&#8217;de ne diyeceksiniz?

&#8220;EVET&#8221;

-12 Eylül&#8217;de &#8220;Evet&#8221; demezseniz bunca yaptığımız yüzünüze, gözünüze dursun.

&#8220;EVET&#8221;

Türkiye&#8217;nin dinamosu muhalefeti olmuştur. Bugün bir yere geldiysek Cumhuriyet&#8217;in muhalefet etme, &#8220;Hayır&#8221; deme, karşı çıkma hakkı sayesinde geldik. Şimdi hayır demeyi yok eden, iktidara hep evet diyen, danışman muhalefeti yaratmaya çalışanları alkışlayacağız. Onlara &#8220;Evet&#8221; diyeceğiz.

İktidarın başının istediği herkesin salla baş olması. Topluca &#8220;Evet&#8221; diyeceğiz. Baş efendi rahatlayacak . Toplumun aklı, vicdanı, sorumluluğu , bilgeliği; cehaletin iktidarına ve cüretine teslim edilecek ve Türkiye , Anadolu buna &#8220;Evet&#8221; diyecek! Öyle mi?

Türkiye 12 Eylül 1980&#8217;de itildiği karanlığa da, bugün sürüklendiği bataklığa da var gücüyle en büyük çığlığıyla &#8220;Hayır&#8221; diyecektir.

Herkes, &#8220;Bugün Türkiye için ne yaptım?&#8221; diye soracak, kapı kapı dolaşacak, AKP&#8217;ye oy veren değerli yurttaşımıza gidecek, felaketi anlatacak, onlarla kucaklaşıp 12 Eylül&#8217;de &#8220;Hayır&#8221; diyerek 13 Eylül&#8217;de, Hayırlı günlerin gelmesine, başlamasına neden olacaktır.

Bugün birlik, güven ve dayanışma içinde cehaletin karanlığının yenilmesi için çalışma günüdür . Türkiye Aşkı ile vicdan sahibi yurttaşlar el ele, gönül gönüle 12 Eylül&#8217;de Hayırlı günleri getirecektir. 13 Eylül günü Hayırlı günlerin aydınlığı, Türkiye &#8217;nin üzerinde bir sevda güneşi gibi parlayacaktır.

Tuncay Özkan]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[&#8220;Hükümdar&#8221; Tayyip Erdoğan&#8217;ı dinledim gözlerim kapalı. Silivri&#8217;de sıcak , rutubet, zindan bir de Recep Tayyip Erdoğan&#8230;Ulu hükümdara gözü açık katlanamadım . Diyor ki;

&#8220;Ben her şeyi yapıyorum, siz de ey muhalefet ne düşünüyorsanız getirin bana söyleyin, ne öyle televizyonda orada burada boş boş konuşuyorsunuz. Konuşturuyorsunuz&#8230;&#8221;

Gerçi Erdoğan&#8217;ın ardından ne demek istediğini anlatmak için onlarca &#8220;Erdoğan&#8217;ı anlama kılavuzu&#8221; devreye girip; &#8220;Aslında&#8221;, &#8220;Kastı&#8221;, &#8220;Demek istedi ki&#8221; gibi başlangıçlarla her şeyi bilen hükümdarı bize anlatıyorlar . Yoksa anlamak mümkün değil.

Muhalifi olduğum için Recep Tayyip Erdoğan tarafından zindanda, Silivri esir kampında tutulan biri olarak, bundan sonra iktidarın başına katkımı her sabah sorgulayacağım. Silivri&#8217;de onun zulmüyle yattığımı unutup, ayna karşısına geçip soracağım kendime:

&#8220;Bugün Recep Tayyip Erdoğan için ne yaptım? Terör sorununu çözmesi için proje ürettim mi? Ekonomik bataklıktan hükümdarı çıkarmak için ne yapacağız?

İşsizlik için önerim ne? Finansman açığını nasıl kapatacak? Et, süt, tahıl, ziraat, çiftçi, işçi, memur , açlık, yokluk, yoksulluk sorunları nasıl çözülecek? Yolsuzluk ve çürümüşlükten nasıl sıyıracaklar? Dış politika bataklığından ne yapıp çıkacaklar? Dokunulmazlıkları ömür boyu nasıl devam edebilir?

Bu ve benzeri konularda Tayyip Erdoğan&#8217;ı kurtarmak için ne yaptım?&#8221;

Hazret öyle istiyor. Bütün muhalifleri; onun, partisinin , iktidarının danışma kolları gibi olacağız. Bu rejimin adı da demokrasi olacak!

Tayyip Erdoğan, 12 Eylül referandumunda &#8220;Evet&#8221; diyeceksiniz, böylece daha özgür ve demokrat olacaksınız, diyor.

Yani topluca her sabah ayna karşısında kendimize &#8220;Bugün Recep Tayyip Erdoğan için ne yaptım&#8221; diye sorma, projelerinizi kendisine sunma özgürlüğü ve demokrasisi içinde yaşayacaksınız.

Ama &#8220;Hayır&#8221; derseniz, muhalefet ederseniz Ergenekon&#8217;a dâhil olursunuz. Cehennemlik olursunuz.

Yarışma meşhur. Eskiden iki kelime ile yapılıyordu : &#8220;Evet&#8221; ve &#8220;Hayır&#8221;.

12 Eylül&#8217;de sandık ortaya konunca; hükümdar oyundan &#8220;Hayır&#8221; kelimesini çıkarmak istiyor. Soruyor :

-AKP iktidarının ve böylece istikrarın korunmasına büyük Türkiye &#8217;nin yaratılmasına 12 Eylül&#8217;de ne diyeceksiniz?

AKP&#8217;li yüksek zevat bağırıyor:

&#8220;EVET&#8221;

-Daha özgür, demokrat, millet iradesinin emrindeki hukuk yapılanmasına 12 Eylül&#8217;de ne diyeceksiniz?

&#8220;EVET&#8221;

-12 Eylül&#8217;de &#8220;Evet&#8221; demezseniz bunca yaptığımız yüzünüze, gözünüze dursun.

&#8220;EVET&#8221;

Türkiye&#8217;nin dinamosu muhalefeti olmuştur. Bugün bir yere geldiysek Cumhuriyet&#8217;in muhalefet etme, &#8220;Hayır&#8221; deme, karşı çıkma hakkı sayesinde geldik. Şimdi hayır demeyi yok eden, iktidara hep evet diyen, danışman muhalefeti yaratmaya çalışanları alkışlayacağız. Onlara &#8220;Evet&#8221; diyeceğiz.

İktidarın başının istediği herkesin salla baş olması. Topluca &#8220;Evet&#8221; diyeceğiz. Baş efendi rahatlayacak . Toplumun aklı, vicdanı, sorumluluğu , bilgeliği; cehaletin iktidarına ve cüretine teslim edilecek ve Türkiye , Anadolu buna &#8220;Evet&#8221; diyecek! Öyle mi?

Türkiye 12 Eylül 1980&#8217;de itildiği karanlığa da, bugün sürüklendiği bataklığa da var gücüyle en büyük çığlığıyla &#8220;Hayır&#8221; diyecektir.

Herkes, &#8220;Bugün Türkiye için ne yaptım?&#8221; diye soracak, kapı kapı dolaşacak, AKP&#8217;ye oy veren değerli yurttaşımıza gidecek, felaketi anlatacak, onlarla kucaklaşıp 12 Eylül&#8217;de &#8220;Hayır&#8221; diyerek 13 Eylül&#8217;de, Hayırlı günlerin gelmesine, başlamasına neden olacaktır.

Bugün birlik, güven ve dayanışma içinde cehaletin karanlığının yenilmesi için çalışma günüdür . Türkiye Aşkı ile vicdan sahibi yurttaşlar el ele, gönül gönüle 12 Eylül&#8217;de Hayırlı günleri getirecektir. 13 Eylül günü Hayırlı günlerin aydınlığı, Türkiye &#8217;nin üzerinde bir sevda güneşi gibi parlayacaktır.

Tuncay Özkan]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Niran Ünsal &amp; Özcan Deniz Aklım Hep Sende Şarkı Sözü]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14015</link>
			<pubDate>Mon, 26 Jul 2010 13:33:31 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14015</guid>
			<description><![CDATA[Niran Ünsal & Özcan Deniz Aklım Hep Sende Şarkı Sözü

Sana birşey olur diye aklım hep sende
Rüyaların bile benim göz hapsimde
Seninle yanan yürek üşümezmiş ömrünce
Benim öbür yarım bedelsin tüm sevgilere
Benim öbür yarım bedelsin sen herşeye

Bensiz günlerini sen unut artık&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;
Seven yüreğinde şimdi ben varım
Seni böyle sevmek günah ise eğer
Ben anadan doğma bir günahkarım

Seven yüreğim kor olana kadar
Gözlerimin feri solana kadar
Mahşer sirenleri çalana kadar
Seni yüregimde yaşatacagım

Nesi varsa senin inanki bu ömrümün
Satır satır sana ait her hikayesi
Aşk ikimize meleklerin hediyesi
Benim öbür yarım bedelsin tüm sevgilere
Benim öbür yarım bedelsin sen herşeye

Bensiz günlerini sen unut artık
Seven yüreğinde şimdi ben varım
Seni böyle sevmek günah ise eğer
Ben anadan doğma bir günahkarım

Seven yüreğim kor olana kadar
Gözlerimin feri solana kadar
Mahşer sirenleri çalana kadar
Seni yüregimde yaşatacagım]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Niran Ünsal & Özcan Deniz Aklım Hep Sende Şarkı Sözü

Sana birşey olur diye aklım hep sende
Rüyaların bile benim göz hapsimde
Seninle yanan yürek üşümezmiş ömrünce
Benim öbür yarım bedelsin tüm sevgilere
Benim öbür yarım bedelsin sen herşeye

Bensiz günlerini sen unut artık&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;
Seven yüreğinde şimdi ben varım
Seni böyle sevmek günah ise eğer
Ben anadan doğma bir günahkarım

Seven yüreğim kor olana kadar
Gözlerimin feri solana kadar
Mahşer sirenleri çalana kadar
Seni yüregimde yaşatacagım

Nesi varsa senin inanki bu ömrümün
Satır satır sana ait her hikayesi
Aşk ikimize meleklerin hediyesi
Benim öbür yarım bedelsin tüm sevgilere
Benim öbür yarım bedelsin sen herşeye

Bensiz günlerini sen unut artık
Seven yüreğinde şimdi ben varım
Seni böyle sevmek günah ise eğer
Ben anadan doğma bir günahkarım

Seven yüreğim kor olana kadar
Gözlerimin feri solana kadar
Mahşer sirenleri çalana kadar
Seni yüregimde yaşatacagım]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tarkan 'Adımı Kalbime Yaz' yeni albümü şarkıları]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14014</link>
			<pubDate>Mon, 26 Jul 2010 13:22:48 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14014</guid>
			<description><![CDATA[

Tarkan'ın yeni albümü 'Adımı Kalbine Yaz 2010' çıkıyor

Tarkan'ın yakında çıkacan yeni albümü Adımı Kalbine Yaz 2010' ne zaman çıkıyor? Tarkan 2010 yılında yayınlayacağı yeni albümü Adımı Kalbine Yaz ile yine müzik piayasasına damga vuracak, Tarkan'ın yeni albümü Adımı Kalbine Yaz 2010 yazında çok ses getirecek, işte Trkan'ın yeni albümü Adımı Kalbine Yaz 2010 şarkıları ve albümün çıkış tarihi...

Megastar Tarkan 2010 Yılı yazında çıakracağı yeni albümü Adımı Kalbine Yaz ile yine müzik listelerinde şok etkisi yaratacak. Tarkan hayranlarının merakla beklediği albümün çıkış tarihi ise 29 Temmuz 2010. Tarkan'ın yeni albümü 29 Temmuz'da Adımı Kalbini Yaz ismi ile tüm müzik marketlerde olacak. Tarkan'ın 2 yıl aradan sonra yayınlayacağı albümü 'Adımı Kalbine Yaz' 6 şarkı ve 5 versiyondan oluşuyor. Büyük üstad Ozan Çolakoğlu'nun aranjörlüğünü yaptığı albüm 2 yıllık bir çalışmanın eseri. Tarkan deneysel işler yaptığı yabancı albümünden sonra özüne dönmüş ve tekrar pop müziğin nabzını tutacak gibi görünüyor.

Tarkan'ın yeni albümünde Türk Pop Müziği&#8217;nin Kraliçesi Sezen Aksu ve Tarkan&#8216;ın sözlerini yazdığı, Ozan Çolakoğlu ve Tarkan&#8216;ın bestelediği &#8220;Öp&#8221; isimli şarkı club&#8217;ların gözdesi olacak gibi görünüyor ve 'Sevdanın Son Vuruşu' adlı parçanın dijital single versiyonu yayınlandıktan sonra şimdiden listelerde 1 numara oldu bile.

Albümde remixer olarak emeği geçen isimler ise Kıvanç K. (&#8220;Sevdanın Son Vuruşu&#8221;), Gürsel Çelik (&#8220;Acımayacak&#8221; ve &#8220;Öp&#8221;), Suat Ateşdağlı (&#8220;Sevdanın Son Vuruşu&#8221;) ve Ozan Çolakoğlu (&#8220;Adımı Kalbine Yaz&#8221;).

Tarkan 'Adımı Kalbime Yaz' yeni ablümü şarkı listesi;

01 &#8211; Adımı Kalbime Yaz
Söz & Müzik &#8211; Tarkan

02 &#8211; Öp
Söz &#8211; Sezen Aksu/Tarkan
Müzik &#8211; Ozan Çolakoğlu/Tarkan

03 &#8211; Acımayacak
Söz & Müzik &#8211; Mithat Can Özer

04 &#8211; Kayıp
Söz &#8211; Günay Çoban
Müzik &#8211; Tarkan

05 &#8211; Umutlanmışım
Söz &#8211; Sezen Aksu
Müzik &#8211; Ozan Çolakoğlu

06 &#8211; Sevdanın Son Vuruşu
Söz &#8211; Aysel Gürel
Müzik &#8211; Tarkan

07 &#8211; Adını Kalbime Yaz
Remix &#8211; Ozan Çolakoğlu

08 &#8211; Öp
Remix &#8211; Gürsel Çelik

09 &#8211; Sevdanın Son Vuruşu
Remix &#8211; Kıvanch K.

10 &#8211; Acımayacak
Remix &#8211; Gürsel Çelik

11 &#8211; Sevdanın Son Vuruşu
Remix &#8211; Suat Ateşdağlı]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[

Tarkan'ın yeni albümü 'Adımı Kalbine Yaz 2010' çıkıyor

Tarkan'ın yakında çıkacan yeni albümü Adımı Kalbine Yaz 2010' ne zaman çıkıyor? Tarkan 2010 yılında yayınlayacağı yeni albümü Adımı Kalbine Yaz ile yine müzik piayasasına damga vuracak, Tarkan'ın yeni albümü Adımı Kalbine Yaz 2010 yazında çok ses getirecek, işte Trkan'ın yeni albümü Adımı Kalbine Yaz 2010 şarkıları ve albümün çıkış tarihi...

Megastar Tarkan 2010 Yılı yazında çıakracağı yeni albümü Adımı Kalbine Yaz ile yine müzik listelerinde şok etkisi yaratacak. Tarkan hayranlarının merakla beklediği albümün çıkış tarihi ise 29 Temmuz 2010. Tarkan'ın yeni albümü 29 Temmuz'da Adımı Kalbini Yaz ismi ile tüm müzik marketlerde olacak. Tarkan'ın 2 yıl aradan sonra yayınlayacağı albümü 'Adımı Kalbine Yaz' 6 şarkı ve 5 versiyondan oluşuyor. Büyük üstad Ozan Çolakoğlu'nun aranjörlüğünü yaptığı albüm 2 yıllık bir çalışmanın eseri. Tarkan deneysel işler yaptığı yabancı albümünden sonra özüne dönmüş ve tekrar pop müziğin nabzını tutacak gibi görünüyor.

Tarkan'ın yeni albümünde Türk Pop Müziği&#8217;nin Kraliçesi Sezen Aksu ve Tarkan&#8216;ın sözlerini yazdığı, Ozan Çolakoğlu ve Tarkan&#8216;ın bestelediği &#8220;Öp&#8221; isimli şarkı club&#8217;ların gözdesi olacak gibi görünüyor ve 'Sevdanın Son Vuruşu' adlı parçanın dijital single versiyonu yayınlandıktan sonra şimdiden listelerde 1 numara oldu bile.

Albümde remixer olarak emeği geçen isimler ise Kıvanç K. (&#8220;Sevdanın Son Vuruşu&#8221;), Gürsel Çelik (&#8220;Acımayacak&#8221; ve &#8220;Öp&#8221;), Suat Ateşdağlı (&#8220;Sevdanın Son Vuruşu&#8221;) ve Ozan Çolakoğlu (&#8220;Adımı Kalbine Yaz&#8221;).

Tarkan 'Adımı Kalbime Yaz' yeni ablümü şarkı listesi;

01 &#8211; Adımı Kalbime Yaz
Söz & Müzik &#8211; Tarkan

02 &#8211; Öp
Söz &#8211; Sezen Aksu/Tarkan
Müzik &#8211; Ozan Çolakoğlu/Tarkan

03 &#8211; Acımayacak
Söz & Müzik &#8211; Mithat Can Özer

04 &#8211; Kayıp
Söz &#8211; Günay Çoban
Müzik &#8211; Tarkan

05 &#8211; Umutlanmışım
Söz &#8211; Sezen Aksu
Müzik &#8211; Ozan Çolakoğlu

06 &#8211; Sevdanın Son Vuruşu
Söz &#8211; Aysel Gürel
Müzik &#8211; Tarkan

07 &#8211; Adını Kalbime Yaz
Remix &#8211; Ozan Çolakoğlu

08 &#8211; Öp
Remix &#8211; Gürsel Çelik

09 &#8211; Sevdanın Son Vuruşu
Remix &#8211; Kıvanch K.

10 &#8211; Acımayacak
Remix &#8211; Gürsel Çelik

11 &#8211; Sevdanın Son Vuruşu
Remix &#8211; Suat Ateşdağlı]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Tarkan Sevdanın Son Vuruşu şarkı sözleri]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14013</link>
			<pubDate>Mon, 26 Jul 2010 13:18:47 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14013</guid>
			<description><![CDATA[

arkan yeni albümünü Amerika&#8217;da Los Angeles şehrinde hazırlıyor.Tarkan yeni saç şekliyle ve yeni albümüyle 2010&#8242;a bomba gibi geliyor.Tarkan&#8217;ın yeni Albümünün adı belli oldu.Tarkanın 2010 yeni albümünün İsmi Patlıyorum olacak.2010 yılında Tarkan yeni albümü Patlıyorum ile müzik marketlerine hızlı bir şekilde girmeyi hadefliyor.Özellikle Patlıyorum albümünde Sevdanın Son Vuruşu isimli şarkı ile hit yapacak gibi.Sözlerini Aysel Gürel&#8217;in ölmeden önce yazdığı son şarkıyı yorumlayan Tarkan güzel bir yorum katıyor. Sevdanın Son Vuruşu isimli şarkı bütün radyolarda zevkle dinlenmeye başlandı.İşte Tarkan&#8217;ın 2010 Patlıyorum albümünden hit olmaya aday şarkısı Sevdanın Son Vuruşu şarkı sözleri;

Sevdanın Son Vuruşu

Yüreğimde zincirler kırılıyor duydun mu

Nefes nefes bu gece sevdanın son vuruşu

Sen hiç böyle sevdin mi sen hiç böyle oldun mu

Baş eğdim yine aşka ama bu son saygı duruşu

Seni karanlıklara bırakmak istemezdim

Anılarımı solmuş çicekle süslemezdim

Ardından acıtacak bir tek söz söylemezdim

Ben hiç hak etmedim ki böyle unutuluşu

Sen aşkı çicek böcek güneş bulut sanmışsın

Mevsimlerine göre uyuyup uyanmışsın

Sen artık benden sonra sevemezsin yanmışsın

Yüreğimden çıkarttım attığın kör kurşunu]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[

arkan yeni albümünü Amerika&#8217;da Los Angeles şehrinde hazırlıyor.Tarkan yeni saç şekliyle ve yeni albümüyle 2010&#8242;a bomba gibi geliyor.Tarkan&#8217;ın yeni Albümünün adı belli oldu.Tarkanın 2010 yeni albümünün İsmi Patlıyorum olacak.2010 yılında Tarkan yeni albümü Patlıyorum ile müzik marketlerine hızlı bir şekilde girmeyi hadefliyor.Özellikle Patlıyorum albümünde Sevdanın Son Vuruşu isimli şarkı ile hit yapacak gibi.Sözlerini Aysel Gürel&#8217;in ölmeden önce yazdığı son şarkıyı yorumlayan Tarkan güzel bir yorum katıyor. Sevdanın Son Vuruşu isimli şarkı bütün radyolarda zevkle dinlenmeye başlandı.İşte Tarkan&#8217;ın 2010 Patlıyorum albümünden hit olmaya aday şarkısı Sevdanın Son Vuruşu şarkı sözleri;

Sevdanın Son Vuruşu

Yüreğimde zincirler kırılıyor duydun mu

Nefes nefes bu gece sevdanın son vuruşu

Sen hiç böyle sevdin mi sen hiç böyle oldun mu

Baş eğdim yine aşka ama bu son saygı duruşu

Seni karanlıklara bırakmak istemezdim

Anılarımı solmuş çicekle süslemezdim

Ardından acıtacak bir tek söz söylemezdim

Ben hiç hak etmedim ki böyle unutuluşu

Sen aşkı çicek böcek güneş bulut sanmışsın

Mevsimlerine göre uyuyup uyanmışsın

Sen artık benden sonra sevemezsin yanmışsın

Yüreğimden çıkarttım attığın kör kurşunu]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[www.futbolunevadresi.com]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14012</link>
			<pubDate>Sun, 25 Jul 2010 21:33:36 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14012</guid>
			<description><![CDATA[Lig Tv nin yeni üyelik paketlerinin tanıtıldığı site.
paket fiyatlarını aşağıdaki resimlerden görebilir yada sitesine gidip ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.







http://www.futbolunevadresi.com]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Lig Tv nin yeni üyelik paketlerinin tanıtıldığı site.
paket fiyatlarını aşağıdaki resimlerden görebilir yada sitesine gidip ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.







http://www.futbolunevadresi.com]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Dönülmez akşamın ufkundayız azizim - Yılmaz Özdil]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14011</link>
			<pubDate>Sun, 25 Jul 2010 19:40:03 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14011</guid>
			<description><![CDATA[Yılmaz ÖZDİL
 yozdil@hurriyet. com.tr 


 
&nbsp;&nbsp;
 
 

Dönülmez akşamın ufkundayız azizim (2)


Arap aklıyla bize akıl vermeye kalkıyorlar ama &#8220;alkol&#8221; kelimesinin kökeni Arapça.


Kullanmamak lazım.
Hatta, yasaklansın.

Rakı ise, özbeöz Türk.

&#8220;Ne malum?&#8221; derseniz.
Nerede, ne zaman ve kim tarafından icat edildiği bilinmiyor. Oradan malum. Eğer, biz Türklerden başka bi milletin icadı olsaydı, yazılı tarihi olurdu, şeceresini bilirdik!

Şampanyanın mucidi Fransız keşiş, Dom Perignon, 1638&#8217;de dünyaya gelmiş mesela. Evliya Çelebi&#8217;nin 1635 tarihli seyahatnamesinde &#8220;rakı&#8221; geçtiğine göre, şampanyadan eski demek ki.

Yani?
Şampanyayı icat eden Dom Perignon, kundakta ana sütü içerken, biz aslan 
sütü içiyorduk!

Başka &#8220;aydınlatıcı&#8221; veri var mı. Var.

Memleketi &#8220;ampul&#8221; yönetiyor ama, elektriğin ampulden önce rakıya faydası olmuştu. Çünkü, elektriğin icadıyla birlikte &#8220;buz&#8221; üretildi. Buz üretilince, &#8220;rakıya niye buz koymuyoruz azizim?&#8221; keşfi yapıldı. Bu tarihi keşif neticesinde, rakının üstüne buz koymak için daha uzun bardağa ihtiyaç oldu. Zahmet edip özel bardak icat etmek zor geldiği için, pratik Türk zekâsı devreye girdi, &#8220;limonata bardağı ne güne duruyor muhterem&#8221; keşfi yapıldı.

&#8220;Asil&#8221;dir rakı...

Bakın, 1900&#8217;lü yıllardan bir davetiye aktarayım size: &#8220;Muhterem efendim, teşrin&#8217;i saninin 21&#8217;inci gününe müsadif Cuma akşamı, Hristo&#8217;nun Meyhanesi&#8217;nde taam eylemek ve hususi bir eğlence tertip ederek vakit geçirmek istiyoruz. Sizi pek seven cümle dostlarımız teşrif edeceklerdir. Binaenaleyh, icabetiniz bizim içün mücib-i şeref olacaktır. Bu lütfu bizden esirgemeyeceğ iniz ümidi ile takdim-i ihtiram eyleriz efendim. Pera sahaflarından Şener Efendi.&#8221;

Nezakettir, zarafettir.
Adab-ı muaşerettir.

&#8220;Milli&#8221;dir.

Üstelik, AKP&#8217;nin &#8220;milli&#8221;sidir.

Bu arkadaşların döneminde &#8220;milli&#8221; oldu. Rakıyı &#8220;milli içki&#8221; olarak tescilleyen Türk Patent Enstitüsü Başkanı, o makama, AKP tarafından atandı... Eşi de, AKP milletvekili. Ki o milletvekili, Suudi Arabistan Riyad Eğitim Fakültesi İslami İlimler mezunudur iyi mi...

Dolayısıyla, &#8220;rakı balık Ayvalık&#8221; gibi, zincirleme reaksiyonla, AKP&#8217;nin &#8220;milli&#8221;sidir!

&#8220;Rakı içeceğinize meyve yiyin, kavunun yanına 35&#8217;lik salkım açın&#8221; 
filan gibi gayriciddi yaklaşılamaz ona. 
Ciddiyet ister. Fava, pilaki, şakşuka, 
memleket &#8220;meze&#8221;lesidir.

Yurtseverdir. İki tek attın mı &#8220;n&#8217;olacak bu memleketin hali?&#8221; diye endişelenmezdin aksi olsa.

Evrim Teorisi&#8217;nin kanıtıdır, fazla kaçırırsan, özüne dönersin, maymun olursun. Bilimdir.

Maymun değilsek bile; ne anlamı var onsuz, rakida&#8217;nın cibes&#8217;in turpotu&#8217;nun, inek miyiz biz? Madem gıcıksın rakıya, niye balık avlıyorsun boşu boşuna? Şerbetle mi yiyeceksin lüferi?

&#8220;Fevkalade&#8221;dir.
&#8220;Aliyül&#8217;ala&#8221;dır.
1926&#8217;da üretime başladığında, rakılarına bu isimleri koymuştu Tekel.

Kadındır. Cumhuriyet&#8217;in ilk yıllarında &#8220;Sevim, Elif, Hanım, Denizkızı, Üzümkızı, Jale&#8221; isimlerini taşırlardı. Botoks&#8217;tur aynı zamanda. Çirkin kadın yoktur, az rakı vardır, en kaknemi bile bir başka görünür gözüne, içilir, güzelleşilir.

Hayatın anahtarıdır. Büst gibi oturan adamın bile çenesini açar. &#8220;çilingir&#8221; 
sofrası denmesi, ondan. Kontörsüz muhabbettir. Kahkahadır.

İçki içen, neler yaptığını hatırlamaz; rakı içen hatırlar. Acısıyla tatlısıyla hatıraları kaydeden hard disk&#8217;tir çünkü. Tıp bazen çaresizdir. O ilaçtır. Gurbete bile iyi gelir.

Herkesin gençlik hatası olabilir, bira içersin. Sonradan para kazanınca, şarap içmeyi matah zannedersin. Amerika&#8217;da kamyon şoförlerinin içtiği viskiye Etiler&#8217;de, Reina&#8217;da kamyon parası ödersin, ayrı. Kürkçü dükkânıdır. 
Döner dolaşır, gelirsin.

Çocuktur. Ağlarsın.

Orhan Gencebay&#8217;dır. Entel dantel barlarda dinlemeye utanırsın. Ama hepimiz biliriz ki, ezbere bilirsin. Tatlıses&#8217;tir. Realite&#8217;dir.

Peynir, Rakı, Kavun, PRK, örgüttür. 
Ama, bölücü değil, birleştirici örgüt. Türk&#8217;ü de içer, Kürt&#8217;ü de, Laz&#8217;ı da, Çerkez&#8217;i de, Ermeni&#8217;si de, Yahudi&#8217;si de. Rumlar öyle meze yapar ki, AB&#8217;ye almasalar da helali hoş olsun, Kıbrıs&#8217;ı veresin gelir.

Orhan Veli&#8217;dir. &#8220;Şiir yazıyorum, şiir yazıp eskiler alıyorum, eskiler verip musikiler alıyorum, bir de rakı şişesinde balık olsam&#8221;dır. Şiirdir. Dönülmez akşamın ufkudur aynı zamanda.

Ve, Mustafa Kemal&#8217;dir.
Rakı içiyordu diye &#8220;sarhoş&#8221; demeye getiriyorsan eğer, &#8220;sarhoş kafayla kurup yücelttiği memleketi, ayık kafayla niye yönetemiyorsun?&#8221; diye sorarlar adama!

Oof, çok uzattım... 
Vakit tamam, güneş batmak üzere, bana müsaade, cümleten şerefe.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Yılmaz ÖZDİL
 yozdil@hurriyet. com.tr 


 
&nbsp;&nbsp;
 
 

Dönülmez akşamın ufkundayız azizim (2)


Arap aklıyla bize akıl vermeye kalkıyorlar ama &#8220;alkol&#8221; kelimesinin kökeni Arapça.


Kullanmamak lazım.
Hatta, yasaklansın.

Rakı ise, özbeöz Türk.

&#8220;Ne malum?&#8221; derseniz.
Nerede, ne zaman ve kim tarafından icat edildiği bilinmiyor. Oradan malum. Eğer, biz Türklerden başka bi milletin icadı olsaydı, yazılı tarihi olurdu, şeceresini bilirdik!

Şampanyanın mucidi Fransız keşiş, Dom Perignon, 1638&#8217;de dünyaya gelmiş mesela. Evliya Çelebi&#8217;nin 1635 tarihli seyahatnamesinde &#8220;rakı&#8221; geçtiğine göre, şampanyadan eski demek ki.

Yani?
Şampanyayı icat eden Dom Perignon, kundakta ana sütü içerken, biz aslan 
sütü içiyorduk!

Başka &#8220;aydınlatıcı&#8221; veri var mı. Var.

Memleketi &#8220;ampul&#8221; yönetiyor ama, elektriğin ampulden önce rakıya faydası olmuştu. Çünkü, elektriğin icadıyla birlikte &#8220;buz&#8221; üretildi. Buz üretilince, &#8220;rakıya niye buz koymuyoruz azizim?&#8221; keşfi yapıldı. Bu tarihi keşif neticesinde, rakının üstüne buz koymak için daha uzun bardağa ihtiyaç oldu. Zahmet edip özel bardak icat etmek zor geldiği için, pratik Türk zekâsı devreye girdi, &#8220;limonata bardağı ne güne duruyor muhterem&#8221; keşfi yapıldı.

&#8220;Asil&#8221;dir rakı...

Bakın, 1900&#8217;lü yıllardan bir davetiye aktarayım size: &#8220;Muhterem efendim, teşrin&#8217;i saninin 21&#8217;inci gününe müsadif Cuma akşamı, Hristo&#8217;nun Meyhanesi&#8217;nde taam eylemek ve hususi bir eğlence tertip ederek vakit geçirmek istiyoruz. Sizi pek seven cümle dostlarımız teşrif edeceklerdir. Binaenaleyh, icabetiniz bizim içün mücib-i şeref olacaktır. Bu lütfu bizden esirgemeyeceğ iniz ümidi ile takdim-i ihtiram eyleriz efendim. Pera sahaflarından Şener Efendi.&#8221;

Nezakettir, zarafettir.
Adab-ı muaşerettir.

&#8220;Milli&#8221;dir.

Üstelik, AKP&#8217;nin &#8220;milli&#8221;sidir.

Bu arkadaşların döneminde &#8220;milli&#8221; oldu. Rakıyı &#8220;milli içki&#8221; olarak tescilleyen Türk Patent Enstitüsü Başkanı, o makama, AKP tarafından atandı... Eşi de, AKP milletvekili. Ki o milletvekili, Suudi Arabistan Riyad Eğitim Fakültesi İslami İlimler mezunudur iyi mi...

Dolayısıyla, &#8220;rakı balık Ayvalık&#8221; gibi, zincirleme reaksiyonla, AKP&#8217;nin &#8220;milli&#8221;sidir!

&#8220;Rakı içeceğinize meyve yiyin, kavunun yanına 35&#8217;lik salkım açın&#8221; 
filan gibi gayriciddi yaklaşılamaz ona. 
Ciddiyet ister. Fava, pilaki, şakşuka, 
memleket &#8220;meze&#8221;lesidir.

Yurtseverdir. İki tek attın mı &#8220;n&#8217;olacak bu memleketin hali?&#8221; diye endişelenmezdin aksi olsa.

Evrim Teorisi&#8217;nin kanıtıdır, fazla kaçırırsan, özüne dönersin, maymun olursun. Bilimdir.

Maymun değilsek bile; ne anlamı var onsuz, rakida&#8217;nın cibes&#8217;in turpotu&#8217;nun, inek miyiz biz? Madem gıcıksın rakıya, niye balık avlıyorsun boşu boşuna? Şerbetle mi yiyeceksin lüferi?

&#8220;Fevkalade&#8221;dir.
&#8220;Aliyül&#8217;ala&#8221;dır.
1926&#8217;da üretime başladığında, rakılarına bu isimleri koymuştu Tekel.

Kadındır. Cumhuriyet&#8217;in ilk yıllarında &#8220;Sevim, Elif, Hanım, Denizkızı, Üzümkızı, Jale&#8221; isimlerini taşırlardı. Botoks&#8217;tur aynı zamanda. Çirkin kadın yoktur, az rakı vardır, en kaknemi bile bir başka görünür gözüne, içilir, güzelleşilir.

Hayatın anahtarıdır. Büst gibi oturan adamın bile çenesini açar. &#8220;çilingir&#8221; 
sofrası denmesi, ondan. Kontörsüz muhabbettir. Kahkahadır.

İçki içen, neler yaptığını hatırlamaz; rakı içen hatırlar. Acısıyla tatlısıyla hatıraları kaydeden hard disk&#8217;tir çünkü. Tıp bazen çaresizdir. O ilaçtır. Gurbete bile iyi gelir.

Herkesin gençlik hatası olabilir, bira içersin. Sonradan para kazanınca, şarap içmeyi matah zannedersin. Amerika&#8217;da kamyon şoförlerinin içtiği viskiye Etiler&#8217;de, Reina&#8217;da kamyon parası ödersin, ayrı. Kürkçü dükkânıdır. 
Döner dolaşır, gelirsin.

Çocuktur. Ağlarsın.

Orhan Gencebay&#8217;dır. Entel dantel barlarda dinlemeye utanırsın. Ama hepimiz biliriz ki, ezbere bilirsin. Tatlıses&#8217;tir. Realite&#8217;dir.

Peynir, Rakı, Kavun, PRK, örgüttür. 
Ama, bölücü değil, birleştirici örgüt. Türk&#8217;ü de içer, Kürt&#8217;ü de, Laz&#8217;ı da, Çerkez&#8217;i de, Ermeni&#8217;si de, Yahudi&#8217;si de. Rumlar öyle meze yapar ki, AB&#8217;ye almasalar da helali hoş olsun, Kıbrıs&#8217;ı veresin gelir.

Orhan Veli&#8217;dir. &#8220;Şiir yazıyorum, şiir yazıp eskiler alıyorum, eskiler verip musikiler alıyorum, bir de rakı şişesinde balık olsam&#8221;dır. Şiirdir. Dönülmez akşamın ufkudur aynı zamanda.

Ve, Mustafa Kemal&#8217;dir.
Rakı içiyordu diye &#8220;sarhoş&#8221; demeye getiriyorsan eğer, &#8220;sarhoş kafayla kurup yücelttiği memleketi, ayık kafayla niye yönetemiyorsun?&#8221; diye sorarlar adama!

Oof, çok uzattım... 
Vakit tamam, güneş batmak üzere, bana müsaade, cümleten şerefe.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[EVET--HAYIR ANKETİ]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14009</link>
			<pubDate>Sat, 24 Jul 2010 20:44:50 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14009</guid>
			<description><![CDATA['Hayır' çıkan anketi AK Parti kaldırdı
AK Parti'nin internet sitesinde süren referandum anketinde 'Hayır' sonucu 'Evet'leri ezince anket apar topar kaldırıldı
23 Temmuz 2010 - 08:36Yazı Boyutu:
AK Parti İletişim Merkezi’nin, partinin resmi internet sitesi http://www.akparti.org.tr üzerinden 18 Temmuz 2010’da başlattığı ankette, “Anayasa değişikliği için yapılacak referandumda tercihiniz ne olacaktır?” sorusu soruldu.

Bu tek soruya 22 Temmuz 2010 günü saat 17.00’ye kadar katılan 3 bin 808 katılımcıdan 753’ü referandumda ‘evet’ oyu kullanacağını bildirdi. Bu rakam toplam katılımcıların yüzde 19’unu oluşturdu. Ankete katılan 3 bin 55 kişi ise referandumda ‘hayır’ oyu kullanacağını bildirdi. Hayırcıların oranı ise yüzde 80’i geçti. 

Bunun üzerine 15 gün sürmesi planlanan anket apar topar siteden çıkarıldı.

(Milliyet)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA['Hayır' çıkan anketi AK Parti kaldırdı
AK Parti'nin internet sitesinde süren referandum anketinde 'Hayır' sonucu 'Evet'leri ezince anket apar topar kaldırıldı
23 Temmuz 2010 - 08:36Yazı Boyutu:
AK Parti İletişim Merkezi’nin, partinin resmi internet sitesi http://www.akparti.org.tr üzerinden 18 Temmuz 2010’da başlattığı ankette, “Anayasa değişikliği için yapılacak referandumda tercihiniz ne olacaktır?” sorusu soruldu.

Bu tek soruya 22 Temmuz 2010 günü saat 17.00’ye kadar katılan 3 bin 808 katılımcıdan 753’ü referandumda ‘evet’ oyu kullanacağını bildirdi. Bu rakam toplam katılımcıların yüzde 19’unu oluşturdu. Ankete katılan 3 bin 55 kişi ise referandumda ‘hayır’ oyu kullanacağını bildirdi. Hayırcıların oranı ise yüzde 80’i geçti. 

Bunun üzerine 15 gün sürmesi planlanan anket apar topar siteden çıkarıldı.

(Milliyet)]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[12 EYLÜL]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14008</link>
			<pubDate>Sat, 24 Jul 2010 20:33:17 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14008</guid>
			<description><![CDATA[AL SANA 12 EYLÜL.

Dün yazdım...

Nüfusumuz genç.
Memleketin çoğunluğu 12 Eylül 1980’i hatırlamadığı için, “ağlama açılımı”yla etkilemeye çalışıyorlar.

Değerli gençler...
Takunyalıların önünü açan 12 Eylül zihniyeti, Kasım 1982’de referandum yapmıştı... “O günler”le “bu günler”i kıyaslayabilmeniz için, Kasım 1982 arşivine girdim, buyrun...

“Çiftçi zorda, TMO üç aydır para ödemiyor” diye bi haber var mesela... TMO Genel Müdürü ise, “1983’ten itibaren buğday ithal edilmeyeceğini” açıklamış... (Nedir durum bugün?)

“Kar başladı, Doğu’da yüzlerce köy yolu kapandı” haberi var... (Bu kış nasıldı?)

“Yağma başlıyor, sahillere yapılaşma izni geliyor” haberi var... Yetkililer “yalan” demiş.

“1978’te başlayan Kurbağalıdere ıslah çalışmaları 1983’te bitirilecek”miş... (İki ay önce yağmur yağdı, ıslah işçisi dereye düştü, garibin cesedi hâlâ yok.)

“Devlet Bakanı Nimet Özdaş, vatandaşa kok kömürü dağıtacaklarını” açıklamış... (Mucidi oymuş demek ki... Merak ettim, kim bu diye, TÜBİTAK kurucusu profesörmüş iyi mi!)

“Başbakan, ithalatı azaltacağımızı, borç almayacağımızı” açıklamış... (Senelik ithalat 150 milyar dolar bugün, borç 460 milyar dolar.)

“Üniversitelerde yurtsuz öğrenci kalmayacağı” açıklanmış... (Tarikatlar sağ olsun!)

“Siirt’te yüksek graviteli petrol” bulunmuş... (Sırf benim hatırladığım 38 kere filan bulundu, hatta geçen ay gene buldular Siirt’te, yüksek graviteli.)

“Gazeteci Ali Sirmen, Barış Davası’ndan yargılanıyor”muş... (Ali ağabeyi yargılamaya doyamadılar, açsam sorsam, en az 20 davadan yargılanıyordur bugün.)

“SSK’nın devletten 65 milyar lira alacağı var”mış... (SSK’yı kapattılar.)

OECD Türkiye’ye Yardım Komisyonu Başkanı Dr. Geberth, ekonomimizi övmüş, “Sıhhatli büyüyorsunuz, Amerikan firmalarının Türkiye’ye yönelmesinden memnuniyet duyuyorum” demiş... (Daha ne desin adam! Adında meymenet yokmuş zaten, “Geberth”eceği belliymiş.)

“Özel dershanelerin kapatılması gündemde”ymiş... Biri şunları yazmış: “Dershaneye karşı olanlar, fakir fukaranın okumasına karşı... Bereket versin, Eğitim Bakanlığımız sahip çıkıyor. Dershaneye gitmeyen çocuk ne yapacak? Sokağa düşecek. Üç-beş kuruş verip, dershaneye gitse fena mı?” (Bu adam, utanmadan, duayen ayaklarıyla hâlâ köşe yazıyor bugün.)

İsviçre’ye kaçan Yahya Demirel’in, Devlet Malzeme Ofisi’ne 8 milyon adet “ampul” sattığı ortaya çıkmış... (Biz de merak ediyorduk birader, nerden çıktı bu ampul?)

Bakın “ampul” dedim, bir örnek daha var... Köklü kuruluş olduğunu anlatmaya çalışan Ziraat Bankası tam sayfa reklam vermiş, “ampul yokken, biz vardık” diyor!

Boğaz’dan geçerken dümeni kilitlenen tanker, yalılara bindirmiş... Tekirdağ’da otomobil kamyonun altına girmiş, 5 ölü... (Tam gaz devam.)

“Fenikeliler Türk mü?” tartışması yaşanıyormuş... (Bugün, Türklerin aslında Türk olmadığı tartışılıyor.)

Televizyon eleştirisi döşenmiş biri... “İslam âleminin liderliğini yapmış bir neslin evlatları olarak, Flamingo Yolu gibi ahlaksız dizileri seyretmekten utanıyoruz” diyor.

Adalet Bakanı “hâkim ve savcı açığımız var” demiş. Sağlık Bakanı “hekim ve hemşire eksiğimiz var” demiş. Eğitim Bakanı “kadrosuzluk nedeniyle tayinleri yapılamayan öğretmenlerin, en kısa sürede haklarının teslim edileceğini” söylüyor... (Nakarata devam.)

Hem vallahi, hem billahi... Çin Ticaret Bakanı’nı kabul eden Tarım Bakanımız, “Her Çinliye bir portakal yedirebilsek, ihracat sorunumuz hallolur” demiş.

Ticaret Bakanlığı Konjonktür Dairesi’ne göre, enflasyon azalmış, fert başına milli gelirimiz artmış... IMF rapor yazmış, “faize devam” tavsiyesinde bulunmuş.

Elektriğe zam gelmiş. Suya zam gelmiş. Benzine zam gelmiş. Yalaka basın o zamanlar da yalakaymış, “son zamma rağmen, normal benzinde Avrupa’dan ucuzuz” başlığı atılmış!

Ürdün Kralı’nı Çankaya’da ağırlayan Kenan Evren, “Arapları inanarak destekliyoruz, seviyoruz” demiş... Altın tabak içinde lüfer ve fıstıklı baklava ikram edilmiş.

Irak’tan Türkiye’ye geçerken Dicle Nehri’nde boğulan 10 kişinin cesedi bulunmuş... “Apo’cu oldukları sanılan” kişilerin üzerinde “Kalaşinkof diye tabir edilen otomatik tüfek var”mış... (Ne PKK’dan haberi var o zamanlar memleketin, ne Kalaşnikof’tan yani.)

Federal Almanya Dışişleri Bakanı “Türkiye 1986’da AET üyesi olur” demiş! (Federal Almanya bile yok artık.)

Ulusal Ermeni Komitesi, “Amerikan Senatosu’na 36 Ermeni’nin girdiğini” açıklamış... (Giriş o giriş.)

İşsiz sayısı artıyormuş, 613 bin kişiye yükselmiş... (613 bin mi?)

“Doğalgaz diye bir yakıt var”mış, “İran’dan döşenecek boru hattıyla senede 8 milyar dolar kazanacak”mışız... (Bu kafaya az bile döşemişler!)

Değerli gençler...
Kabak gibi görüldüğü üzere, sorunlar aynı sorunlar... Tek farkı, hepsinin büyümüş olması.

O günlerde de, analarınıza babalarınıza “evet” deyin, hepsini halledeceğiz dediler... Halbuki anayasayla manayasayla ilgisi yok bu işin... Bugün “sivil anayasa” diye kakalamaya çalıştıkları metin de, yukarıdaki sorunların hiçbirine derman değil.

Evet-hayır dayatmasına takılmayın, “bırak şimdi sen bundan sonra ne yapacağını... Ne yaptın bugüne kadar?” diye sorun. 
Alıntı :Yılmaz Özdil/Hürriyet]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[AL SANA 12 EYLÜL.

Dün yazdım...

Nüfusumuz genç.
Memleketin çoğunluğu 12 Eylül 1980’i hatırlamadığı için, “ağlama açılımı”yla etkilemeye çalışıyorlar.

Değerli gençler...
Takunyalıların önünü açan 12 Eylül zihniyeti, Kasım 1982’de referandum yapmıştı... “O günler”le “bu günler”i kıyaslayabilmeniz için, Kasım 1982 arşivine girdim, buyrun...

“Çiftçi zorda, TMO üç aydır para ödemiyor” diye bi haber var mesela... TMO Genel Müdürü ise, “1983’ten itibaren buğday ithal edilmeyeceğini” açıklamış... (Nedir durum bugün?)

“Kar başladı, Doğu’da yüzlerce köy yolu kapandı” haberi var... (Bu kış nasıldı?)

“Yağma başlıyor, sahillere yapılaşma izni geliyor” haberi var... Yetkililer “yalan” demiş.

“1978’te başlayan Kurbağalıdere ıslah çalışmaları 1983’te bitirilecek”miş... (İki ay önce yağmur yağdı, ıslah işçisi dereye düştü, garibin cesedi hâlâ yok.)

“Devlet Bakanı Nimet Özdaş, vatandaşa kok kömürü dağıtacaklarını” açıklamış... (Mucidi oymuş demek ki... Merak ettim, kim bu diye, TÜBİTAK kurucusu profesörmüş iyi mi!)

“Başbakan, ithalatı azaltacağımızı, borç almayacağımızı” açıklamış... (Senelik ithalat 150 milyar dolar bugün, borç 460 milyar dolar.)

“Üniversitelerde yurtsuz öğrenci kalmayacağı” açıklanmış... (Tarikatlar sağ olsun!)

“Siirt’te yüksek graviteli petrol” bulunmuş... (Sırf benim hatırladığım 38 kere filan bulundu, hatta geçen ay gene buldular Siirt’te, yüksek graviteli.)

“Gazeteci Ali Sirmen, Barış Davası’ndan yargılanıyor”muş... (Ali ağabeyi yargılamaya doyamadılar, açsam sorsam, en az 20 davadan yargılanıyordur bugün.)

“SSK’nın devletten 65 milyar lira alacağı var”mış... (SSK’yı kapattılar.)

OECD Türkiye’ye Yardım Komisyonu Başkanı Dr. Geberth, ekonomimizi övmüş, “Sıhhatli büyüyorsunuz, Amerikan firmalarının Türkiye’ye yönelmesinden memnuniyet duyuyorum” demiş... (Daha ne desin adam! Adında meymenet yokmuş zaten, “Geberth”eceği belliymiş.)

“Özel dershanelerin kapatılması gündemde”ymiş... Biri şunları yazmış: “Dershaneye karşı olanlar, fakir fukaranın okumasına karşı... Bereket versin, Eğitim Bakanlığımız sahip çıkıyor. Dershaneye gitmeyen çocuk ne yapacak? Sokağa düşecek. Üç-beş kuruş verip, dershaneye gitse fena mı?” (Bu adam, utanmadan, duayen ayaklarıyla hâlâ köşe yazıyor bugün.)

İsviçre’ye kaçan Yahya Demirel’in, Devlet Malzeme Ofisi’ne 8 milyon adet “ampul” sattığı ortaya çıkmış... (Biz de merak ediyorduk birader, nerden çıktı bu ampul?)

Bakın “ampul” dedim, bir örnek daha var... Köklü kuruluş olduğunu anlatmaya çalışan Ziraat Bankası tam sayfa reklam vermiş, “ampul yokken, biz vardık” diyor!

Boğaz’dan geçerken dümeni kilitlenen tanker, yalılara bindirmiş... Tekirdağ’da otomobil kamyonun altına girmiş, 5 ölü... (Tam gaz devam.)

“Fenikeliler Türk mü?” tartışması yaşanıyormuş... (Bugün, Türklerin aslında Türk olmadığı tartışılıyor.)

Televizyon eleştirisi döşenmiş biri... “İslam âleminin liderliğini yapmış bir neslin evlatları olarak, Flamingo Yolu gibi ahlaksız dizileri seyretmekten utanıyoruz” diyor.

Adalet Bakanı “hâkim ve savcı açığımız var” demiş. Sağlık Bakanı “hekim ve hemşire eksiğimiz var” demiş. Eğitim Bakanı “kadrosuzluk nedeniyle tayinleri yapılamayan öğretmenlerin, en kısa sürede haklarının teslim edileceğini” söylüyor... (Nakarata devam.)

Hem vallahi, hem billahi... Çin Ticaret Bakanı’nı kabul eden Tarım Bakanımız, “Her Çinliye bir portakal yedirebilsek, ihracat sorunumuz hallolur” demiş.

Ticaret Bakanlığı Konjonktür Dairesi’ne göre, enflasyon azalmış, fert başına milli gelirimiz artmış... IMF rapor yazmış, “faize devam” tavsiyesinde bulunmuş.

Elektriğe zam gelmiş. Suya zam gelmiş. Benzine zam gelmiş. Yalaka basın o zamanlar da yalakaymış, “son zamma rağmen, normal benzinde Avrupa’dan ucuzuz” başlığı atılmış!

Ürdün Kralı’nı Çankaya’da ağırlayan Kenan Evren, “Arapları inanarak destekliyoruz, seviyoruz” demiş... Altın tabak içinde lüfer ve fıstıklı baklava ikram edilmiş.

Irak’tan Türkiye’ye geçerken Dicle Nehri’nde boğulan 10 kişinin cesedi bulunmuş... “Apo’cu oldukları sanılan” kişilerin üzerinde “Kalaşinkof diye tabir edilen otomatik tüfek var”mış... (Ne PKK’dan haberi var o zamanlar memleketin, ne Kalaşnikof’tan yani.)

Federal Almanya Dışişleri Bakanı “Türkiye 1986’da AET üyesi olur” demiş! (Federal Almanya bile yok artık.)

Ulusal Ermeni Komitesi, “Amerikan Senatosu’na 36 Ermeni’nin girdiğini” açıklamış... (Giriş o giriş.)

İşsiz sayısı artıyormuş, 613 bin kişiye yükselmiş... (613 bin mi?)

“Doğalgaz diye bir yakıt var”mış, “İran’dan döşenecek boru hattıyla senede 8 milyar dolar kazanacak”mışız... (Bu kafaya az bile döşemişler!)

Değerli gençler...
Kabak gibi görüldüğü üzere, sorunlar aynı sorunlar... Tek farkı, hepsinin büyümüş olması.

O günlerde de, analarınıza babalarınıza “evet” deyin, hepsini halledeceğiz dediler... Halbuki anayasayla manayasayla ilgisi yok bu işin... Bugün “sivil anayasa” diye kakalamaya çalıştıkları metin de, yukarıdaki sorunların hiçbirine derman değil.

Evet-hayır dayatmasına takılmayın, “bırak şimdi sen bundan sonra ne yapacağını... Ne yaptın bugüne kadar?” diye sorun. 
Alıntı :Yılmaz Özdil/Hürriyet]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bilimin açıklayamadığı 10 fenomen]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14007</link>
			<pubDate>Sat, 24 Jul 2010 20:16:57 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14007</guid>
			<description><![CDATA[Bilimin açıklayamadığı 10 fenomen

Vücut/Zihin Bağlantısı

Zihnin vücut üzerindeki etkisini çözmeye çalışan tıp dünyasıhenüz yolun başında. Örneğin; herhangi bir hastaya tedavi edici etkisi olmayan haplar verilip ve o hapların tedavi etkisinin iyi olduğu söylenildiğinde hastalık belirtilerinde cidde derecede azalma gözleniyor. Bilim adamları bu durumu zihninvücudu iyileştiğine inandırmasıyla açıklıyor. Bu etkiye "placebo etkisi" deniyor.

Psişik Güçler ve Aşırı Hassas Algı

Açıklanamayan fenomenler arasında "Psişik güçler ve aşırı hassas algı" üst sıralrda yer alıyor. Pek çok insan geleceği görme ve gizemli olaylar hakkında bilgilere sahip olduğunu idda ediyor. Fakat bilim, şu ana kadar psişik güçlerin varlığını ya da yokluğunu ispatlayamadı.

Ölüm Deneyimleri ve Ölümden Sonraki Yaşam

Bazı insanlar, bir süre ölü kaldıklarını ve öldükten sonra beyaz bir tünele girdilkerini, aynı zamanda bir ışığa yöneldiklerini daha sonra da sevdikleri kişilere kavuştuklarını anlatırlar. Fakat, dirildikten sonra bu tecrübelerini kanıtlayacak somut birşey bulamadıkları için mezarın ötesi hala netliğe kavuşmuş değil. Bilim adamları ise bu olayı beyin tarafından salgılanan kimyasalların neden olduğu halüsinasyonlara bağlıyorlar. Henüz kesin bir delil olmadığı için netlik kazanmadı.

UFO'lar

Yadsınamayacak bir gerçek olan, gökyüzünde tanımalanamayan uçan cisimler(UFO) bilmin açıklayamadığı fenomenler arasında...

Dejavu

Fransızca kökenli bir sözcül olan Dejavu "önceden görülen" anlamına geliyor. Herhangi bir olayı sanki daha önce de yaşanmış gibi hissetmek durumuda henüz netlik kazanmış değil. Bazı bilim adamları, daha önceki hayatlara bağlanmış olsada, dejavu hissini insan pskilolojisinin doğal ve karmaşıkyapısına bağlıyorlar.

Hayaletler

Ölülerin ruhlarından oldukça söz edilir.  Hayaletlerle konuşanlar ve iletişime geçtiklerini idda eden kişiler olsa da bilimsel olarak kanıtlanmış veya çürütülmüş değil.

Aniden Ortadan Kaybolan İnsanlar

1872’de ortadan kaybolan gemi Marie Celeste’nin tayfasından Jimmy Hoffa, Amelia Earhart, ve Natalee Holloway’a kadar hiçbir iz bırakmadan kaybolan kişilerin akıbeti halen bilinmiyor. Ortada takip ededilebilecek bir iz olmadığı için bilim bu konuda bir noktaya ulaşmayı başaramadı. Kayıpların gizemi halen sürüyor.

Önsezi

Olaylar hakkında öngörüye sahip olma ve 6. his konusu hala tartışılıyor. Bilim adamalarına göre insanlar çevrelerinde neler olup bittiği farkında bile olmadan bilinçaltlarına atıyorlar. Fakat insanların karşılalştığı olayların milyonlarca olasılıksal sonucu olduğundan bu teori tüm önseziler için tam bir açıklama getiremiyor.

Kocaayak

Amerika'da yüzyılı aşkın süredir Kocaayak efsanesi devam ediyor. Ormanlık bölgede yaşayanlar, vucudu kıllarla kaplı ve çok büyük yaratık gördüklerini idda ediyorlar. Fakat yaratığın ölüsüne veya dirisine rastlanamadığı için varlığı kantılanmamıştır.

Taos Uğultusu

ABD New Mexico’daki küçük bir şehir olan Taos’da yıllardır duyulan uğultunun sırrı halen çözülemedi. Düşük frekanstaki gizemli bu sesi Taos’da yaşayanalrın yüzde 2’sinin duyduğu rapor edilse de duruma bilimsel bir açıklama getirilmedi. Alışılagelmişin dışındaki akustik ses, bazıları tarafından gezegenin uğultusu olarak adlandırılsa da sesin kaynağı halen bulunamadı.


Alıntı : Sabah gazetesi.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Bilimin açıklayamadığı 10 fenomen

Vücut/Zihin Bağlantısı

Zihnin vücut üzerindeki etkisini çözmeye çalışan tıp dünyasıhenüz yolun başında. Örneğin; herhangi bir hastaya tedavi edici etkisi olmayan haplar verilip ve o hapların tedavi etkisinin iyi olduğu söylenildiğinde hastalık belirtilerinde cidde derecede azalma gözleniyor. Bilim adamları bu durumu zihninvücudu iyileştiğine inandırmasıyla açıklıyor. Bu etkiye "placebo etkisi" deniyor.

Psişik Güçler ve Aşırı Hassas Algı

Açıklanamayan fenomenler arasında "Psişik güçler ve aşırı hassas algı" üst sıralrda yer alıyor. Pek çok insan geleceği görme ve gizemli olaylar hakkında bilgilere sahip olduğunu idda ediyor. Fakat bilim, şu ana kadar psişik güçlerin varlığını ya da yokluğunu ispatlayamadı.

Ölüm Deneyimleri ve Ölümden Sonraki Yaşam

Bazı insanlar, bir süre ölü kaldıklarını ve öldükten sonra beyaz bir tünele girdilkerini, aynı zamanda bir ışığa yöneldiklerini daha sonra da sevdikleri kişilere kavuştuklarını anlatırlar. Fakat, dirildikten sonra bu tecrübelerini kanıtlayacak somut birşey bulamadıkları için mezarın ötesi hala netliğe kavuşmuş değil. Bilim adamları ise bu olayı beyin tarafından salgılanan kimyasalların neden olduğu halüsinasyonlara bağlıyorlar. Henüz kesin bir delil olmadığı için netlik kazanmadı.

UFO'lar

Yadsınamayacak bir gerçek olan, gökyüzünde tanımalanamayan uçan cisimler(UFO) bilmin açıklayamadığı fenomenler arasında...

Dejavu

Fransızca kökenli bir sözcül olan Dejavu "önceden görülen" anlamına geliyor. Herhangi bir olayı sanki daha önce de yaşanmış gibi hissetmek durumuda henüz netlik kazanmış değil. Bazı bilim adamları, daha önceki hayatlara bağlanmış olsada, dejavu hissini insan pskilolojisinin doğal ve karmaşıkyapısına bağlıyorlar.

Hayaletler

Ölülerin ruhlarından oldukça söz edilir.  Hayaletlerle konuşanlar ve iletişime geçtiklerini idda eden kişiler olsa da bilimsel olarak kanıtlanmış veya çürütülmüş değil.

Aniden Ortadan Kaybolan İnsanlar

1872’de ortadan kaybolan gemi Marie Celeste’nin tayfasından Jimmy Hoffa, Amelia Earhart, ve Natalee Holloway’a kadar hiçbir iz bırakmadan kaybolan kişilerin akıbeti halen bilinmiyor. Ortada takip ededilebilecek bir iz olmadığı için bilim bu konuda bir noktaya ulaşmayı başaramadı. Kayıpların gizemi halen sürüyor.

Önsezi

Olaylar hakkında öngörüye sahip olma ve 6. his konusu hala tartışılıyor. Bilim adamalarına göre insanlar çevrelerinde neler olup bittiği farkında bile olmadan bilinçaltlarına atıyorlar. Fakat insanların karşılalştığı olayların milyonlarca olasılıksal sonucu olduğundan bu teori tüm önseziler için tam bir açıklama getiremiyor.

Kocaayak

Amerika'da yüzyılı aşkın süredir Kocaayak efsanesi devam ediyor. Ormanlık bölgede yaşayanlar, vucudu kıllarla kaplı ve çok büyük yaratık gördüklerini idda ediyorlar. Fakat yaratığın ölüsüne veya dirisine rastlanamadığı için varlığı kantılanmamıştır.

Taos Uğultusu

ABD New Mexico’daki küçük bir şehir olan Taos’da yıllardır duyulan uğultunun sırrı halen çözülemedi. Düşük frekanstaki gizemli bu sesi Taos’da yaşayanalrın yüzde 2’sinin duyduğu rapor edilse de duruma bilimsel bir açıklama getirilmedi. Alışılagelmişin dışındaki akustik ses, bazıları tarafından gezegenin uğultusu olarak adlandırılsa da sesin kaynağı halen bulunamadı.


Alıntı : Sabah gazetesi.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Altın Çilek Faydaları - Altın Çilek Yararları]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14005</link>
			<pubDate>Sat, 24 Jul 2010 00:20:51 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14005</guid>
			<description><![CDATA[Altın Çileğin Faydaları - Altın Çileğin Yararları

Altın çilek (yer kirazı, inka eriği, physalis) Orta Amerika ve Güney Amerikanın doğusunda doğal olarak yetişen küçük bir meyvedir.

Meyveleri vitamin bakımından zengindir, hoş bir kokusu vardır. Ham meyveleri ekşidir, güneşte olgunlaştığında sarı turuncu renge döner ve tatlanır.

Meyveleri doğrudan yenilebildiği gibi, meyve salatalarına, dondurmaya, kek ve pastalara konulur ve reçeli yapılır.

Ürünümüz ALTIN ÇİLEK solanaceas ailesine aittir. Yuvarlak bir meyve olup ağırlığı 5-7 gram arasındadır.

Çapı yaklaşık olarak 2 cm'dir. ALTIN ÇİLEK taze iken doğal kağıtımsı sarımsı bir kabuk ile kaplıdır ve yenilebilmesi için çıkarılması gerekmektedir.

ALTIN ÇİLEK pürüzsüz kolay şekil alan parlak ve turuncu-sarı bir dış yüzeye sahiptir. Özü sulu ve içerisinde çok ufak açık sarı çekirdekleri vardır. Dinlendirildiğinde tadı tatlılaşır.

Bu ürün taze olarak kurutulmuş olarak tek başına veya meyve ve sebze salatalarında diğer ürünlerle beraber de tüketilebilir.

Ayrıca çikolata ile kaplanıp tatlılarda da kullanılabilir. Reçellerde soslarda keklerde vs. kullanılabilir.

Yani ALTIN Çilek harika bir ürün olup karışımlarda yada tek başına kullanılabilir.

Bu nefis ve egzotik meyve aynı zamanda çok sağlıklı ve tıbbi olarak birçok faydaya sahiptir.

Altın Çileğin Faydaları:



Kilo vermeye yardımcıdır. 
Diyabet - şeker hastalığına faydalıdır. 
Sindirim sistemindeki parazitleri yok eder. 
Dünyanın en zengin lif oranına sahip meyvesidir. 
C vitamini oranı yüksektir. 
Antioksidan ihtiva eder. 
Aynı zamanda bu mucizevi meyve kanı arındırır. 
Görme sinirlerini yapılandırır 
Prostat ve boğaz ağrıları tedavilerinde olumlu etkileri vardır. 

Altın çilek'in, içerdiği keroten sayesinde serbest radikalleri etkisiz hale getirip yaşlanmayı geciktirir.

Cildi güneşin zararlı etkilerinden ve cilt kanserinden korumaya yardımcıdır. Ayrıca metabolizmayı hızlandırır, kan dolaşımını düzenler.

Güney Amerika'da deri, şeker, kalp, verem ve idrar yolu hastalıklarında halk tarafından tedavi amacı ile sıkça kullanılan bir bitkidir.

İçeriğinde portakaldan daha fazla C vitamini vardır.

Potasyum içeriği açısından en zengin meyvedir.

Önemli miktarlarda karoten (Vitamin A 9 ) ve vitamin B içerir.

Olgun meyveleri daha yüksek miktarlarda beta karoten konsantrasyonu içerir.

Besin değerlerinin çok yüksek olması nedeniyle özellikle okul öncesi çocukların beslenmesi için tavsiye edilir.

Bol idrar söktürür, kandaki ürik asidi atar. Böylece Gut ve romatizma için çok yarar lıdır .

Karındaki suyu boşaltır.Karaciğer şişliğini giderir.



]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Altın Çileğin Faydaları - Altın Çileğin Yararları

Altın çilek (yer kirazı, inka eriği, physalis) Orta Amerika ve Güney Amerikanın doğusunda doğal olarak yetişen küçük bir meyvedir.

Meyveleri vitamin bakımından zengindir, hoş bir kokusu vardır. Ham meyveleri ekşidir, güneşte olgunlaştığında sarı turuncu renge döner ve tatlanır.

Meyveleri doğrudan yenilebildiği gibi, meyve salatalarına, dondurmaya, kek ve pastalara konulur ve reçeli yapılır.

Ürünümüz ALTIN ÇİLEK solanaceas ailesine aittir. Yuvarlak bir meyve olup ağırlığı 5-7 gram arasındadır.

Çapı yaklaşık olarak 2 cm'dir. ALTIN ÇİLEK taze iken doğal kağıtımsı sarımsı bir kabuk ile kaplıdır ve yenilebilmesi için çıkarılması gerekmektedir.

ALTIN ÇİLEK pürüzsüz kolay şekil alan parlak ve turuncu-sarı bir dış yüzeye sahiptir. Özü sulu ve içerisinde çok ufak açık sarı çekirdekleri vardır. Dinlendirildiğinde tadı tatlılaşır.

Bu ürün taze olarak kurutulmuş olarak tek başına veya meyve ve sebze salatalarında diğer ürünlerle beraber de tüketilebilir.

Ayrıca çikolata ile kaplanıp tatlılarda da kullanılabilir. Reçellerde soslarda keklerde vs. kullanılabilir.

Yani ALTIN Çilek harika bir ürün olup karışımlarda yada tek başına kullanılabilir.

Bu nefis ve egzotik meyve aynı zamanda çok sağlıklı ve tıbbi olarak birçok faydaya sahiptir.

Altın Çileğin Faydaları:



Kilo vermeye yardımcıdır. 
Diyabet - şeker hastalığına faydalıdır. 
Sindirim sistemindeki parazitleri yok eder. 
Dünyanın en zengin lif oranına sahip meyvesidir. 
C vitamini oranı yüksektir. 
Antioksidan ihtiva eder. 
Aynı zamanda bu mucizevi meyve kanı arındırır. 
Görme sinirlerini yapılandırır 
Prostat ve boğaz ağrıları tedavilerinde olumlu etkileri vardır. 

Altın çilek'in, içerdiği keroten sayesinde serbest radikalleri etkisiz hale getirip yaşlanmayı geciktirir.

Cildi güneşin zararlı etkilerinden ve cilt kanserinden korumaya yardımcıdır. Ayrıca metabolizmayı hızlandırır, kan dolaşımını düzenler.

Güney Amerika'da deri, şeker, kalp, verem ve idrar yolu hastalıklarında halk tarafından tedavi amacı ile sıkça kullanılan bir bitkidir.

İçeriğinde portakaldan daha fazla C vitamini vardır.

Potasyum içeriği açısından en zengin meyvedir.

Önemli miktarlarda karoten (Vitamin A 9 ) ve vitamin B içerir.

Olgun meyveleri daha yüksek miktarlarda beta karoten konsantrasyonu içerir.

Besin değerlerinin çok yüksek olması nedeniyle özellikle okul öncesi çocukların beslenmesi için tavsiye edilir.

Bol idrar söktürür, kandaki ürik asidi atar. Böylece Gut ve romatizma için çok yarar lıdır .

Karındaki suyu boşaltır.Karaciğer şişliğini giderir.



]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Evet mi - Hayır mı&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yılmaz Özdil]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14004</link>
			<pubDate>Fri, 23 Jul 2010 21:53:56 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14004</guid>
			<description><![CDATA[Evet mi? Hayır mı?

Yav bırakın Allah aşkına evet mi diyecekmişiz, hayır mı diyecekmişiz filan... Anayasa gibi hassas mevzularda referandum yapmak için ahtapot beyni değil, vatandaş şuuru lazım!


Bakın...

*

Ordu'nun tabiat harikası Perşembe Yaylası, taa 1991'de turizm merkezi ilan edilmişti. Tesis falan yapılmadı, bari hayvanlar otlasın diye mera yapıldı. Gel zaman git zaman, önceki sene TOKİ musallat oldu, ver merayı bana, villalar yapayım sana dedi. Tarım İl Müdürlüğü Mera Komisyonu şak diye toplandı, birinci sınıf merayı, mera kapsamından çıkardı iyi mi... Üstelik toprak bedava, 20 senelik ot parasını öde, al dedi. TOKİ, üç kuruş ot parasına, 450 bin metrekarelik meraya oturdu, caanım yeşillikte pata küte inşaata başladı. Başladı ama... İyi de birader, biz hayvanları nerede otlatacağız diyen çoban Muharrem Yumbul, zart diye gitti, avukat bile tutmadan, bi başına, Bölge İdare Mahkemesine başvurdu. Mahkeme inceledi, yok öyle yağma, çoban haklı dedi, şırrak diye durdurdu TOKİ inşaatını.

*

Çoban hayır dedi yani.

*

İstanbullu hayırsever bi aile, Florya'daki 95 dönümlük muhteşem arazisini hastane yapılsın diye, SSK'ya bağışladı. Hastane mastane yapılmadı tabii... Reform yapıyoruz ayaklarıyla SSK'yı lağvettiler. Hastane için bağışlanan araziyi de, TOKİ'ye devrettiler. TOKİ hastaneyi boşverin, ben buraya rezidans yapayım, iş merkezi yapayım dedi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne başvurdu. Büyükşehir Belediye Meclisi, bu öneriyi fevkalade buldu, son sürat onay çıktı. TOKİ de son sürat ihaleye çıktı. İhaleyi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın damadının ortak olduğu şirket kazandı. Win-win oldu.

*

İstanbul evet dedi yani. 

*

Böylece... 
Dağdaki çoban hayvanlarının merasını kaptırmazken; insanlara hastane yapılması gereken katrilyonluk arazi, kaptırıldı.

*

Dolayısıyla, dağdaki çobanla benim oyum eşit mi olacak şekerim tartışmasına yeniden başlamakta fayda var... Eşit olmamalı... Çobanın oyu, 
en az iki sayılmalı!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Evet mi? Hayır mı?

Yav bırakın Allah aşkına evet mi diyecekmişiz, hayır mı diyecekmişiz filan... Anayasa gibi hassas mevzularda referandum yapmak için ahtapot beyni değil, vatandaş şuuru lazım!


Bakın...

*

Ordu'nun tabiat harikası Perşembe Yaylası, taa 1991'de turizm merkezi ilan edilmişti. Tesis falan yapılmadı, bari hayvanlar otlasın diye mera yapıldı. Gel zaman git zaman, önceki sene TOKİ musallat oldu, ver merayı bana, villalar yapayım sana dedi. Tarım İl Müdürlüğü Mera Komisyonu şak diye toplandı, birinci sınıf merayı, mera kapsamından çıkardı iyi mi... Üstelik toprak bedava, 20 senelik ot parasını öde, al dedi. TOKİ, üç kuruş ot parasına, 450 bin metrekarelik meraya oturdu, caanım yeşillikte pata küte inşaata başladı. Başladı ama... İyi de birader, biz hayvanları nerede otlatacağız diyen çoban Muharrem Yumbul, zart diye gitti, avukat bile tutmadan, bi başına, Bölge İdare Mahkemesine başvurdu. Mahkeme inceledi, yok öyle yağma, çoban haklı dedi, şırrak diye durdurdu TOKİ inşaatını.

*

Çoban hayır dedi yani.

*

İstanbullu hayırsever bi aile, Florya'daki 95 dönümlük muhteşem arazisini hastane yapılsın diye, SSK'ya bağışladı. Hastane mastane yapılmadı tabii... Reform yapıyoruz ayaklarıyla SSK'yı lağvettiler. Hastane için bağışlanan araziyi de, TOKİ'ye devrettiler. TOKİ hastaneyi boşverin, ben buraya rezidans yapayım, iş merkezi yapayım dedi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne başvurdu. Büyükşehir Belediye Meclisi, bu öneriyi fevkalade buldu, son sürat onay çıktı. TOKİ de son sürat ihaleye çıktı. İhaleyi, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş'ın damadının ortak olduğu şirket kazandı. Win-win oldu.

*

İstanbul evet dedi yani. 

*

Böylece... 
Dağdaki çoban hayvanlarının merasını kaptırmazken; insanlara hastane yapılması gereken katrilyonluk arazi, kaptırıldı.

*

Dolayısıyla, dağdaki çobanla benim oyum eşit mi olacak şekerim tartışmasına yeniden başlamakta fayda var... Eşit olmamalı... Çobanın oyu, 
en az iki sayılmalı!]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Saraya helva garibana ayva /22 Temmuz 2010 Yılmaz ÖZDİL]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14003</link>
			<pubDate>Fri, 23 Jul 2010 21:50:05 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14003</guid>
			<description><![CDATA[Saraya helva garibana ayva


Padişahımız efendimiz Abdülhamid Han&#8217;ın torunu, aramızdan çok genç ayrıldı maalesef, henüz 93 yaşındayken yatağında vefat etti.


Tabutunu, başbakanımızla beraber içişleri bakanımız omuzladı. Aslına bakarsanız, içişleri yerine dışişleri bakanımız omuzlasaydı daha şık olurdu... Çünkü, rahmetli Sultanzade&#8217;nin Meksika&#8217;da yaşayan kızı Martinez Hanım&#8217;la, Fransa&#8217;da yaşayan kızı Bory Hanım cenazeye teşrif etmişlerdi. Hanedamızın üyeleri Dorothe Ragot, Christine Dreyfuss, Sofia, Rotraud ve Roxanne hanımlar, Çadır Köşkü&#8217;ne gelen hükümetimizin taziyelerini kabul etti. Reisüll Kurra Efendi nezaretinde hatim indirildi, helva dağıtıldı. Japonya&#8217;dan gelen aile dostu imam, Niametullah Khalil Hoca Efendi de oradaydı. 

*

Hanedan&#8217;ın Michigan&#8217;da yaşayan ve bir dönem ABD Silahlı Kuvvetleri&#8217;nde subaylık yapan reisi, zahmet edip gelmedi, kuru bi telgraf gönderdi... Bu nedenle &#8220;kimsesizlerin kimi&#8221; olan başbakanımızın tabutu omuzlaması, Hanedan&#8217;ın kimsesiz kalmaması açısından iyi oldu.

*

Çünkü... Padişahımız efendimiz Abdülhamid Han&#8217;ın Kanada ve Güney Amerika&#8217;da madenleri bulunan öbür torunu 97 yaşında vefat ettiğinde, Hanedan&#8217;ın reisi gibi başbakanımız da ABD&#8217;deydi maalesef... Cenazeye yetişemeyen başbakanımızı, başbakan yardımcılarımız ve açılımdan sorumlu içişleri bakanımız temsil etmişti... Gerçi, Washington uçağından iner inmez saraydaki taziyeye koşmuştu ama, helvaya yetişmiş, tabutu omuzlama noktasında iş işten geçmişti.

*

Bu arada...

*

Cumhuriyet&#8217;i ayakta tutmaya çalışan 6-7 çocuk daha şehit düştü dün, henüz 20-21 yaşında... İstanbul&#8217;u bile görmemişlerdi. Birinin babası portakal bahçesinde bekçi, birinin çiftçi, birinin işçi, birinin işsiz... Bir tanesi takdirnameli öğrenci, garibanlıktan okuyamamış, askere gitmesi için yol parasını bile öğretmenleri vermiş... Mısır&#8217;da bulunan cumhurbaşkanımı z, ki başkomutanımızdı r, telgraf gönderdi; kabine arazi. Götürüp, gömdüler çocukları bi yerlere.

*

E diyeceksiniz ki haliyle...
N&#8217;olacak bu memleketin hali?

*

Sizi bilmem... 
Kendi payıma, başbakanımızın tavsiyesiyle rakıyı, sigarayı bıraktım, meyveye başladım, beyaz peynirle kavunun yanına bi salkım üzüm açtım, kiraz tüttürerek yazıyorum...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Saraya helva garibana ayva


Padişahımız efendimiz Abdülhamid Han&#8217;ın torunu, aramızdan çok genç ayrıldı maalesef, henüz 93 yaşındayken yatağında vefat etti.


Tabutunu, başbakanımızla beraber içişleri bakanımız omuzladı. Aslına bakarsanız, içişleri yerine dışişleri bakanımız omuzlasaydı daha şık olurdu... Çünkü, rahmetli Sultanzade&#8217;nin Meksika&#8217;da yaşayan kızı Martinez Hanım&#8217;la, Fransa&#8217;da yaşayan kızı Bory Hanım cenazeye teşrif etmişlerdi. Hanedamızın üyeleri Dorothe Ragot, Christine Dreyfuss, Sofia, Rotraud ve Roxanne hanımlar, Çadır Köşkü&#8217;ne gelen hükümetimizin taziyelerini kabul etti. Reisüll Kurra Efendi nezaretinde hatim indirildi, helva dağıtıldı. Japonya&#8217;dan gelen aile dostu imam, Niametullah Khalil Hoca Efendi de oradaydı. 

*

Hanedan&#8217;ın Michigan&#8217;da yaşayan ve bir dönem ABD Silahlı Kuvvetleri&#8217;nde subaylık yapan reisi, zahmet edip gelmedi, kuru bi telgraf gönderdi... Bu nedenle &#8220;kimsesizlerin kimi&#8221; olan başbakanımızın tabutu omuzlaması, Hanedan&#8217;ın kimsesiz kalmaması açısından iyi oldu.

*

Çünkü... Padişahımız efendimiz Abdülhamid Han&#8217;ın Kanada ve Güney Amerika&#8217;da madenleri bulunan öbür torunu 97 yaşında vefat ettiğinde, Hanedan&#8217;ın reisi gibi başbakanımız da ABD&#8217;deydi maalesef... Cenazeye yetişemeyen başbakanımızı, başbakan yardımcılarımız ve açılımdan sorumlu içişleri bakanımız temsil etmişti... Gerçi, Washington uçağından iner inmez saraydaki taziyeye koşmuştu ama, helvaya yetişmiş, tabutu omuzlama noktasında iş işten geçmişti.

*

Bu arada...

*

Cumhuriyet&#8217;i ayakta tutmaya çalışan 6-7 çocuk daha şehit düştü dün, henüz 20-21 yaşında... İstanbul&#8217;u bile görmemişlerdi. Birinin babası portakal bahçesinde bekçi, birinin çiftçi, birinin işçi, birinin işsiz... Bir tanesi takdirnameli öğrenci, garibanlıktan okuyamamış, askere gitmesi için yol parasını bile öğretmenleri vermiş... Mısır&#8217;da bulunan cumhurbaşkanımı z, ki başkomutanımızdı r, telgraf gönderdi; kabine arazi. Götürüp, gömdüler çocukları bi yerlere.

*

E diyeceksiniz ki haliyle...
N&#8217;olacak bu memleketin hali?

*

Sizi bilmem... 
Kendi payıma, başbakanımızın tavsiyesiyle rakıyı, sigarayı bıraktım, meyveye başladım, beyaz peynirle kavunun yanına bi salkım üzüm açtım, kiraz tüttürerek yazıyorum...]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Başbakanlık onaylı 'Üzüm']]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14002</link>
			<pubDate>Fri, 23 Jul 2010 21:47:34 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14002</guid>
			<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Parmaklarımız Kişiliğimizi Ele Veriyor]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14001</link>
			<pubDate>Fri, 23 Jul 2010 21:45:28 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14001</guid>
			<description><![CDATA[İngiltere &#8217;de piyasaya çıkan 'The Finger Book' (Parmak Kitabı) adlı kitapta, birçok özelliğimizin parmak yapısına ve parmak uzunluğuna bağlı olduğu ifade ediliyor.
İşte kitapta yer alan ifadelerden bazıları...


 

Yüzük parmağı, işaret parmağından uzun olan bir insan;

- Hassas ve dışa dönük biridir.

- Risk almaktan korkmaz. 

- Normal bir insana göre daha agresif olur. 

- Müzisyenlik kabiliyetine sahip olur.

- Genelde solak olur. 

- Futbol, Basketbol ve uzun koşu gibi spor dallarında başarılı olur. 
- Hiperaktif ve anti sosyal olma ihtimali yüksek olur.
Yüzük parmağı, işaret parmağından kısa olan bir insan;

- Genelde bayanlarda görülür. 

- İdari işler, ev dekorasyonu ve sağlık hizmetlerinde başarılı olur.

 - Duygusal ve içine kapanık olur, korkuları ve kaygıları olur. 

- Şizofren olma olasılığı yüksektir. 

- Konuşarak etkileme kabiliyeti yüksek seviyededir.

Yüzük parmağı, işaret parmağından eşit olan bir insan;

- Başına buyruklardır. 

- İnanmadıkları hiçbirşeyi söylemezler. 

- Öfkelerini kendi içlerinde yaşarlar. 

- Çok çabuk sıkılırlar.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[İngiltere &#8217;de piyasaya çıkan 'The Finger Book' (Parmak Kitabı) adlı kitapta, birçok özelliğimizin parmak yapısına ve parmak uzunluğuna bağlı olduğu ifade ediliyor.
İşte kitapta yer alan ifadelerden bazıları...


 

Yüzük parmağı, işaret parmağından uzun olan bir insan;

- Hassas ve dışa dönük biridir.

- Risk almaktan korkmaz. 

- Normal bir insana göre daha agresif olur. 

- Müzisyenlik kabiliyetine sahip olur.

- Genelde solak olur. 

- Futbol, Basketbol ve uzun koşu gibi spor dallarında başarılı olur. 
- Hiperaktif ve anti sosyal olma ihtimali yüksek olur.
Yüzük parmağı, işaret parmağından kısa olan bir insan;

- Genelde bayanlarda görülür. 

- İdari işler, ev dekorasyonu ve sağlık hizmetlerinde başarılı olur.

 - Duygusal ve içine kapanık olur, korkuları ve kaygıları olur. 

- Şizofren olma olasılığı yüksektir. 

- Konuşarak etkileme kabiliyeti yüksek seviyededir.

Yüzük parmağı, işaret parmağından eşit olan bir insan;

- Başına buyruklardır. 

- İnanmadıkları hiçbirşeyi söylemezler. 

- Öfkelerini kendi içlerinde yaşarlar. 

- Çok çabuk sıkılırlar.]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Hababam Sınıfı Uyanamıyor...Yılmaz Özdil]]></title>
			<link>http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14000</link>
			<pubDate>Fri, 23 Jul 2010 21:38:43 +0300</pubDate>
			<guid isPermaLink="false">http://www.canimablama.com/showthread.php?tid=14000</guid>
			<description><![CDATA[Hababam Sınıfı Uyanamıyor...


ağlama açılımı yaptı arkadaşlar...

Hıçkırıklar filan...

Niye biliyor musunuz?

Türkiye'nin ortanca yaşı 28.
Yani?
Nüfusun yarısı 28 yaşından küçük.

12 Eylül 1980'de doğan bebek, bugün 30 yaşında; darbe öncesini hiç yaşamadı... İlkokulda ortaokulda olanları ekle, memlekette şu an 4 kişiden 3'ü, tanklarla uyandığımızda çocuktu... Kaba hesap, 55 milyon kişi, 70'li yıllarda neler yaşandı, bilmiyor... Bildiği, kulaktan dolma.

O nedenle, burunlarını çeke çeke ağlama rolü yapıyorlar. Sanırsın, zindana atıldılar...
Nasıl olsa, 12 Eylül öncesinde dökülen gerçek gözyaşlarını hatırlayan yok. Buna güveniyorlar.

Değerli gençler...
Her kafadan ayrı ses çıkıyor.
Kim doğru söylüyor?
Merak ediyorsunuz işin aslını.

Kanı gözyaşını bırakalım...
Dramatik lafları da boşverin...
Eğlenceli bi örnek vereyim.

Hababam Sınıfı.

Büyük usta Rıfat Ilgaz, 60'lı yıllarda yazmaya başladı, Hababam Sınıfı Uyanıyor, Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı gibi serileri, 70'li yıllarda kaleme aldı. Repliklerini ezbere bildiğimiz filmleri ise, 1975-1978 arasında çekildi. Yani, darbenin hemen öncesindeki yıllarda.

İnek Şaban'ı Güdük Necmi'yi Damat Ferit'i Kel Mahmut'u Külyutmaz'ı Domdom'u, Tulum'u, Hafize Ana'sıyla, bizizdir o... Fırlaması avanağı, şehirlisi köylüsü, batılısı da var orda, doğulusu da, zengin fakir... Özetle, o dönemki toplumun tüm katmanları var Hababam'da.

Kim yok?
Takunyalı...

İnsanımızın kodlarını bu kadar iyi bilen, toplumu bu kadar iyi gözlemleyen efsane ustanın, Rıfat Ilgaz'ın, hepimizi tek tek oraya koyarken, takunyalıları ıskalaması mümkün mü? Neden Hababam'da din unsuru yok?

o dönemi Hababam gibi mizahi bir eserle özetleyemezsin diyenler, bana mantıklı cevap verebilmeli. .. Neden kafasında takkeyle dolaşan öğrenci figürü yok Hababam'da?

Yoktular çünkü.

60'lı 70'li yıllarda da Müslüman'dı Türkiye... Ama, din bezirgânı yoktu. Olanlar da, parmakla gösterilecek kadar azdı; marjinaldi. Toplumda değer ifade edecek sayıda takunyalı olsaydı, şehirli köylü, doğulu batılı, fırlama avanak gibi, Hababam efsanesinde yerlerini alırlardı.

Yoktular.

O nedenle, 70'li yıllarda devrimci-ülkücü gençler birbirini gırtlaklarken, darbeden sonra devrimci-ülkücü gençler asılırken, Kürtlerin canına okunduğu, alayının işkenceden geçirildiği, anaların ağladığı günlerde, bunların hiçbirinin burnu bile kanamadı.

O nedenle, mağdur olarak göstere göstere, anca, soldan dönme Ertuğrul Günay'ı örnek gösterebiliyorlar. Başka gösterebilecekleri orijinal takunyalı tek mağdur yok.

Değerli gençler...
Takunyalılar, 12 Eylül'ün eseridir.

Belgeseli de, Hababam'dır.

O nedenle, devrimcileri ülkücüleri biçip, takunyalılara koşmaları için yol açan 12 Eylül, Hababam'ın yazarını mezbahadan bozma hapishaneye tıkmıştır... Zaten, ustanın ölüm sebebi de, takunyalılar tarafından ateşe verilen Madımak'ta yaşadığı kahırdır.

Ve o nedenle, adım gibi eminim ki, yaşasaydı bugün, timsah gözyaşlarına bakıp, efsanenin son cildini kaleme alır... Hababam Sınıfı Uyanamıyor'u yazardı satır satır!]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[Hababam Sınıfı Uyanamıyor...


ağlama açılımı yaptı arkadaşlar...

Hıçkırıklar filan...

Niye biliyor musunuz?

Türkiye'nin ortanca yaşı 28.
Yani?
Nüfusun yarısı 28 yaşından küçük.

12 Eylül 1980'de doğan bebek, bugün 30 yaşında; darbe öncesini hiç yaşamadı... İlkokulda ortaokulda olanları ekle, memlekette şu an 4 kişiden 3'ü, tanklarla uyandığımızda çocuktu... Kaba hesap, 55 milyon kişi, 70'li yıllarda neler yaşandı, bilmiyor... Bildiği, kulaktan dolma.

O nedenle, burunlarını çeke çeke ağlama rolü yapıyorlar. Sanırsın, zindana atıldılar...
Nasıl olsa, 12 Eylül öncesinde dökülen gerçek gözyaşlarını hatırlayan yok. Buna güveniyorlar.

Değerli gençler...
Her kafadan ayrı ses çıkıyor.
Kim doğru söylüyor?
Merak ediyorsunuz işin aslını.

Kanı gözyaşını bırakalım...
Dramatik lafları da boşverin...
Eğlenceli bi örnek vereyim.

Hababam Sınıfı.

Büyük usta Rıfat Ilgaz, 60'lı yıllarda yazmaya başladı, Hababam Sınıfı Uyanıyor, Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı gibi serileri, 70'li yıllarda kaleme aldı. Repliklerini ezbere bildiğimiz filmleri ise, 1975-1978 arasında çekildi. Yani, darbenin hemen öncesindeki yıllarda.

İnek Şaban'ı Güdük Necmi'yi Damat Ferit'i Kel Mahmut'u Külyutmaz'ı Domdom'u, Tulum'u, Hafize Ana'sıyla, bizizdir o... Fırlaması avanağı, şehirlisi köylüsü, batılısı da var orda, doğulusu da, zengin fakir... Özetle, o dönemki toplumun tüm katmanları var Hababam'da.

Kim yok?
Takunyalı...

İnsanımızın kodlarını bu kadar iyi bilen, toplumu bu kadar iyi gözlemleyen efsane ustanın, Rıfat Ilgaz'ın, hepimizi tek tek oraya koyarken, takunyalıları ıskalaması mümkün mü? Neden Hababam'da din unsuru yok?

o dönemi Hababam gibi mizahi bir eserle özetleyemezsin diyenler, bana mantıklı cevap verebilmeli. .. Neden kafasında takkeyle dolaşan öğrenci figürü yok Hababam'da?

Yoktular çünkü.

60'lı 70'li yıllarda da Müslüman'dı Türkiye... Ama, din bezirgânı yoktu. Olanlar da, parmakla gösterilecek kadar azdı; marjinaldi. Toplumda değer ifade edecek sayıda takunyalı olsaydı, şehirli köylü, doğulu batılı, fırlama avanak gibi, Hababam efsanesinde yerlerini alırlardı.

Yoktular.

O nedenle, 70'li yıllarda devrimci-ülkücü gençler birbirini gırtlaklarken, darbeden sonra devrimci-ülkücü gençler asılırken, Kürtlerin canına okunduğu, alayının işkenceden geçirildiği, anaların ağladığı günlerde, bunların hiçbirinin burnu bile kanamadı.

O nedenle, mağdur olarak göstere göstere, anca, soldan dönme Ertuğrul Günay'ı örnek gösterebiliyorlar. Başka gösterebilecekleri orijinal takunyalı tek mağdur yok.

Değerli gençler...
Takunyalılar, 12 Eylül'ün eseridir.

Belgeseli de, Hababam'dır.

O nedenle, devrimcileri ülkücüleri biçip, takunyalılara koşmaları için yol açan 12 Eylül, Hababam'ın yazarını mezbahadan bozma hapishaneye tıkmıştır... Zaten, ustanın ölüm sebebi de, takunyalılar tarafından ateşe verilen Madımak'ta yaşadığı kahırdır.

Ve o nedenle, adım gibi eminim ki, yaşasaydı bugün, timsah gözyaşlarına bakıp, efsanenin son cildini kaleme alır... Hababam Sınıfı Uyanamıyor'u yazardı satır satır!]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>